15
SURE

Hicr Suresi

Süleymaniye Vakfı • Süleymaniye Vakfı Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
ELİF! LAM! RA! Bunlar, o Kitap'ın[1]; açıklayan Kur'an'ın[2] ayetleridir.
2
Ayetlerin görmezlikten gelenler (kafirler), zaman zaman "Keşke biz de tam teslim olanlardan (müslümanlardan) olsak" diye çok arzu ederler[1].
3
Bırak onları yesin-içsin hayatın tadını çıkarsınlar, beklentileri kendilerini oyalasın; nasıl olsa yakında öğrenecekler.
4
Biz hiç bir kenti belli bir kitabı olmadan etkisizleştirmedik.
5
Bir toplum (ümmet) kendine biçilen süreyi (ecelini) ne kısaltabilir ne de uzatabilir.
6
Dediler ki "Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilen kişi! Sen tamamen cinlerin etkisindesin.
7
Söylediğin doğruysa bize melekleri getirsene?"
8
Biz melekleri sadece gerçek[1] bir iş sebebiyle göndeririz. Gönderdikten sonra da onlara artık süre tanınmaz.
9
O Zikri (Kitabı) sana Biz indirdik Biz. Onu koruyacak olan da Biziz.
10
Senden önceki insan topluluklarına da elçiler gönderdik.
11
Onlara ne zaman bir elçi gelse mutlaka hafife alırlar.
12
Hep böyle olur. Onu (Zikri) suçluların kalplerine[1] işleriz.
13
Bunlar ona inanmazlar; halbuki öncekilere uygulanan kanun açıktır.
14
Üzerlerine gökten bir kapı açsak, onlar da oradan yukarı çıksalar,
15
(Yine de) Şöyle derler: "Kesin gözlerimiz döndürülmüş; biz büyülenmiş bir topluluğuz."
16
(Birinci kat) Gökte[1] yıldızlar (burçlar) oluşturduk. Seyredenler için onları süsledik.
17
(Birinci kat) Göğü, taşlanmış şeytanların hepsinden koruduk.[1]
18
Ancak kulak hırsızlığı(dinleme) yapan olabilir, onu da hemen parlak bir ateş parçası takip eder.
19
Yeri uzattık, içine oturaklı dağları yerleştirdik. Orada her bitkiyi dengeli olarak bitirdik.
20
Yeryüzünde sizin için de rızkı size ait olmayan kimseler (akıllı varlıklar) için de yaşam alanları oluşturduk.
21
Hiç bir şey yoktur ki kaynakları bizim katımızda olmasın. Onu ancak belli bir ölçüye göre göndeririz.
22
Rüzgarları aşı yapma göreviyle göndeririz. Gökten su indirir, onunla su ihtiyacınızı karşılarız. Onun kaynağı sizin elinizde değildir.
23
Biziz hayat veren de öldüren de; biz! Ve her şeye biz mirasçı olacağız.
24
Muhakkak ki biz, sizden yapması gerekenleri yapmış olanları da yapması gerekenleri yapmayıp erteleyenleri de biliyoruz.
25
Senin Rabbin[1] onların hepsini kıyamet günü bir araya getirecektir. O bilir, doğru kararlar verir.
26
Biz o insanı[1] kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattık.
27
Cannı[1] da daha önce zehirli ateşten yaratmıştık.
28
Bir gün Rabbin meleklere demişti ki "Ben kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan bir beşer (deri yapısı farklı bir canlı) yaratacağım.
29
Onu tamamlayıp içine ruhumdan üflediğimde onun için secdeye kapanın."
30
Sonra bütün melekler secde ettiler.
31
Onlardan bir tek İblis ayrıldı; secde edenlere katılmamakta direndi.
32
Allah dedi ki "Bak İblis! Sana ne oldu da secde edenlere katılmadın?"
33
"Kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattığın beşere secde edemem" dedi.
34
Allah dedi ki "Çık oradan! Sen taşlanacaksın.
35
Hesap verme gününe kadar hep dışlanacaksın (lanetlisin)."
36
(İblis) Dedi ki "Rabbim! Bunların tekrar dirilecekleri güne kadar bana süre[1] ver."
37
(Allah) Dedi ki "Sen kendisine süre verilenlerdensin.
38
Belli günün vakti gelinceye kadar."
39
İblis dedi ki "Rabbim! Beni aşırılığa sevk etmene karşılık[1] ben de bunlara dünyadakileri süsleyeceğim ve hepsini aşırılığa sevk edeceğim.
40
Sana yürekten bağlı olanları değil."
41
Allah dedi ki "Bu, bana varan doğru yoldur.
42
Kullarımın üzerinde senin bir üstünlüğün (gücün, yetkin)[1] yoktur. Yanlışa saplanıp sana uyanlar başka."
43
Cehennem bunların hepsinin buluşacağı yerdir.
44
Cehennem'in yedi kapısı vardır. Her kapıdan onların bir bölüğü girer.
45
Allah'tan çekinerek korunmuş olanlar[1] ise bahçelerde ve pınar başlarında olurlar.
46
"Oralara esenlik ve güvenle girin" denmiştir.
47
Biz göğüslerindeki kötü bağlantıları[1] söküp atmış oluruz. Kardeşler halinde karşılıklı sedirler üzerindedirler.
48
Onlar orada yorgunluk nedir bilmezler. Oradan çıkarılacak da değildirler.
49
Kullarıma bildir ki ben, günahları örterim, ikramım da boldur.
50
Azabım da şiddetlidir, can yakan bir azaptır.
51
Onlara İbrahim'in konuklarından da haber ver.
52
Bir gün İbrahim'in yanına girmişler ve "Selam(esenlik ve güvenlik dileriz)" demişlerdi. İbrahim: "Biz sizden kuşku duyuyoruz" dedi.
53
"Kuşkulanma" dediler. "Sana bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik."
54
"Yaşlılık üzerime iyice çökmüşken mi müjde getiriyorsunuz? Neyin müjdesini veriyorsunuz?"
55
Dediler ki "Sana bir gerçeği müjdeliyoruz. Sakın umudunu kesenlerden olma."
56
Dedi ki "Sapkınlar dışında kim Rabbinin ikramından umudunu keser?"
57
İbrahim dedi ki "Ey elçiler! Asıl işiniz nedir?
58
Dediler ki "Aslında biz, günaha batmış bir topluluğa gönderildik.
59
Ama Lut'un ailesi onlardan değildir; ailesinin bütün fertlerini kurtaracağız.
60
Ama karısını değil. Onun davranışlarını ölçtük, küller altında kalacaklardan olduğu ortaya çıktı."
61
Elçiler Lut ailesine vardılar,
62
Lut dedi ki "Sizler tanınmamış bir topluluksunuz."
63
Dediler ki "Hayır, sana bunların inanmak istemedikleri şeyi getirdik.
64
Sana bunların hak ettiği şeyi getirdik. Bizler dosdoğru kimseleriz.
65
Gecenin bir bölümünde aileni yola çıkar; sen de arkalarından git. İçinizden kimse geriye dönüp bakmasın. Sizden istenen yere kadar geçip gidin."
66
Şu kesin kararı ona bildirdik: "Sabaha girdiklerinde bunların kökü kesilmiş olacaktır."
67
Bundan önce şehir halkı, bir birlerine müjdeler vererek gelmişlerdi.
68
Lut şöyle demişti: "Bunlar benim konuklarım; onların yanında beni utandırmayın.
69
Allah'tan çekinin de beni rezil etmeyin.
70
Onlar şu karşılığı vermişlerdi: "Sana kimsenin işine karışma dememiş miydik?"
71
Lut da şöyle demişti: "Eğer yaklaşmak istiyorsanız, işte kızlarım, (onlarla evlenin[1].)
72
(Muhammed!) Senin hayatına yemin ederim ki onlar sarhoşlukları içinde bocalar halde duruyorlardı.
73
Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.
74
Oranın altını üstüne getirdik. Üzerlerine pişmiş balçıktan taşlar yağdırdık.
75
İnceleme yapmak isteyenler için[1] bunda kesin belgeler (ayetler) vardır.
76
Orası bugün bir yol üzerinde durmaktadırlar.
77
Bunda inananlar için kesin bir belge (ayet) vardır.
78
Bir başka gerçek de Eyke ahalisinin zalimlikleridir[1].
79
Onlara da hak ettikleri cezayı verdik. Bu ikisi aynı ana yol üzerinde açıkça görülmektedir.
80
Hicr ahalisi de gelen elçileri yalancı saymışlardı.
81
Halbuki onlara mucizeler (ayetler) vermiştik ama yüz çevirmişlerdi.
82
Dağları yontar, güven duydukları evler haline getirirlerdi.
83
Onlar da sabaha girerken dehşet bir sesle sarsılmışlardı.
84
Kazandıkları şeyler hiçbir işlerine yaramamıştı.
85
Gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları başka şekilde değil sadece gerçek varlıklar olarak yarattık. Kıyamet saati nasıl olsa gelecektir. Öyleyse onlara hoş görülü[1] ve güzel davran.
86
Yaratan ve her şeyi bilen Rabbindir.
87
Sana o mesaniden[1] yedi taneyi ve yüce Kur'an'ı verdik.
88
Onlardan kimine verdiğimiz kat kat nimetlere gözlerini dikme ve onlara karşı üzülme. Sen inanıp güvenenlere kol kanat ol.
89
De ki "Ben her şeyi açıkça ortaya koyan bir uyarıcıyım."
90
Nitekim (dinlerini) bölüp ayıranlara da (cezayı) indireceğiz.
91
Bu Kur'an'ı parça parça edenlere.
92
Rabbine yemin olsun ki hepsini sorguya çekeceğiz,
93
Yaptıkları bu işlerden dolayı.
94
"Sana ne emredildiyse başlarını çatlatırcasına onlara bildir. Müşriklere de aldırma.
95
Seni inceden inceye alaya alanlara karşı bizim desteğimiz yeterli olur.
96
Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilah oluşturmuşlardır; nasıl olsa yakında öğrenecekler.
97
İyi biliyoruz ki onların sözlerinden dolayı için daralıyor.
98
Her şeyi güzel yaptığından dolayı Rabbine ibadet et ve secde edenlerden ol.
99
O açık gerçek (ölüm) gelinceye kadar Rabbine kul olmaya devam et.