16
SURE

Nahl Suresi

Elmalılı Hamdi Yazır • Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Allahın emri geldi, sakın onu isti'cal etmeyin, o sübhan onların şirklerinden münezzeh, yüksek çok yüksek
2
Kullarından dilediğine emrinden ruh ile Melaike indiriyor da buyuruyor ki: şu hakikati bildirin: benden başka ilah yok, hemen bana korunun
3
Gökleri ve Yeri hakk ile yarattı, o, onların şirkinden yüksek, çok yüksek
4
İnsanı bir nutfeden yarattı, bir de bakarsın o, natuk bir muhasım kesilmiştir
5
En'amı da yarattı, sizin için onlarda bir ısınıklık ve bir takım menfaatler vardır, hem onlardan yersiniz
6
Akşam getirir, sabah salarken onlarda sizin için bir cemal de vardır.
7
Ağırlıklarınızı da yüklenir, canlarınızın yarısını tüketmeden varamıyacağınız beldelere kadar götürürler, her halde rabbınız size çok re'fetli, çok merhametli
8
Hem binesiniz diye, hem de ziynet olarak atları, katırları, merkebleri de yarattı ve bilemiyeceğiniz daha neler yaratacak
9
Yolu doğrultmak da Allaha aiddir, ondan sapan da var, maamafih Allah, dilerse hepinizi hidayette kılardı
10
O odur ki Semadan bir su indirdi. size ondan bir içecek var, yine ondan bir ağaç ki hayvan yayarsınız
11
Onunla size ekin, zeytun, hurmalıklar, üzümler, türlüsünden meyveler bitirir, elbette bunda tefekkür edecek bir kavm için bir ayet var
12
Hem sizin için geceyi ve gündüzü ve Şems-ü Kameri teshır buyurdu, bütün yıldızlar da onun emrine müsahhardırlar, elbette bunda aklı olan bir kavm için ayetler var
13
Daha sizin için Arzdan muhtelif renklerle yarattıkları, neler var, elbette bunda tezekkür edecek bir kavm için bir ayet var
14
Yine odur ki o, denizi teshır etmiştirki ondan taze bir et yiyesiniz ve içinden giyeceğiniz bir ziynet çıkarasınız, gemileri de görürsünüz ki onda yara yara akar giderler, hem fazlından nasıyb arayasınız diye hem de gerek ki şükredesiniz
15
Hem Arzda ağır baskılar bıraktı ki sizi çalkar diye, hem de nehirler ve yollar, gerek ki doğru gidesiniz
16
Ve alametler, yıldızla da onlar yol doğrulturlar
17
İmdi yaratan yaratamıyana benzer mi? Artık siz bir tezekkür etmez misiniz?
18
Halbuki Allahın ni'metini saysanız ihsa edemezsiniz, her halde Allah çok gafur, çok rahimdir
19
Hem Allah neyi sir tutar, neyi ı'lan edersiniz hepsini bilir
20
Allahdan başka yalvardıklarınız ise hiç bir şey yaratamazlar, halbuki kendileri yaratılıp duruyorlar
21
Hep ölüdürler, bizzat hayy değildirler ne zaman ba'solunacaklarına da şuurları yoktur
22
İlahınız bir tek ilahtır, öyle iken Ahırete inanmıyanlar kendilerini büyüksündüklerinden dolayı kalbleri münkirdir
23
Şüphe yok ki Allah, onların ne gizlediklerini, ne açıkladıklarını hep bilir, her halde o, kibirlenenleri sevmez
24
Onlara rabbınız ne indirdi? denildiği vakıt da "eskilerin masalları" dediler
25
Şunun için Kıyamet günü kendi veballerini kamilen yüklendikten başka ılimsizlikleri yüzünden ıdlal ettikleri kimselerin veballerinden bir kısmını da yüklenecekler, bak ne fena yük yükleniyorlar
26
Evet, onlardan evvelkiler hiyleler kurmuşladı, Allah da kurdukları bünyana kaidelerinden geldi de sekıf, tepelerinden üzerlerine çöktü ve azab kendilerine duyamıyacakları cihetten geldi
27
Sonra Kıyamet günü onları rüsvay edecek ve diyecek: hani nerede o sizin haklarında şikak çıkarıp durduğunuz şeriklerim? Kendilerine ılim verilmiş olanlar dediler ki: hakıkat bütün sefalet-ü zillet bu gün kafirlerin üstünedir.
28
Onlar ki Melekler onları nefislerinin zalimleri olarak kabzederler de o vakıt bakarsın şöyle diyerek teslim olmuşlardır: biz bir kötülükten yapmıyorduk, hayır, Allah sizin ne maksadla yapıyorduğunuzu tamamen biliyor
29
Onun için girin bakalım Cehennemin kapılarına: içinde kalmak üzere, bak artık mütekebbirlerin mevkıi ne fena?
30
Allahdan korkup korunanlara ise "rabbınız ne indirdi? Denildiğinde "hayır" demişlerdir" bu Dünyada güzel iş yapanlara güzel bir mükafat var ve elbette Ahıret yurdu daha hayırlıdır, müttekılerin yurdu da ne hoş!
31
Adin Cennetleri, ona girecekler, altından nehirler akar, onlara orada ne isterlerse var, işte Allah müttekılere böyle mükafat eder
32
Onlar ki Melekler onları hoş hoş kabzederler "selam, size girin, Cennete, çünkü çalışıyordunuz" derler
33
O kafirler başka değil ancak kendilerine o meleklerin gelmesine veya Rabbının emri gelmesine bakarlar, onlardan evvelkiler de böyle yaptılar ve onlara Allah zulmetmedi ve lakin kendileri nefislerine zulmediyorlardı
34
Onun için amellerinin fenalıkları başlarına musibet oldu ve istihza ettikleri şey kendilerini sarıverdi
35
Bir de müşrikler dediler ki: "Allah dileseydi ne biz, ne atalarımız ondan başka hiç bir şey'e tapmazdık ve onsuz hiç bir şey tahrim etmezdik, bunlardan evvelkiler de böyle yaptılar, buna karşı peygamberin vazifesi ancak açık bir tebliğden ibarettir
36
Celalim hakkı için biz, her ümmette "Allaha ibadet edin ve Taguttan ictinab eyleyin" diye bir Resul ba'settik, sonra içlerinden kimine Allah hidayet nasib etti, kiminin de üzerine dalalet hakkoldu, şimdi yeryüzünde bir gezin de bakın peygamberleri tekzib edenlerin akibeti nasıl oldu?
37
Sen onların hidayet bulmalarına haris isen her halde Allah dalalette bırakacağı kimselere hidayet vermez, onların yardımcıları da yoktur
38
Allah ölen kimseyi ba'setmez diye olanca yeminleriyle Allaha kasem de ettiler, hayır ba'sedecek bu onun taahhüd buyurduğu hak bir va'd ve lakin nasın ekserisi bilmezler.
39
Ba'sedecek ki onlara ıhtilaf ettikleri hakkı anlatsın ve onu inkar edenler kendilerinin yalancı olduklarını bilsinler
40
Bizim herhangi birşey için sözümüz, onu murad ettiğimiz zaman, sade ona şöyle dememizdir: "Ol" hemen oluverir
41
Allah uğrunda zulme ma'ruz olduktan sonra hicret edenlere gelince de, elbette onları Dünyada güzel bir surette yerleştiririz, maamafih ahıret ecri her halde daha büyüktür, eğer bilseler
42
Onlar ki sabretmişlerdir ve hep Rablarına tevekkül kılarlar
43
Senden evvel de Resul olarak başka değil, ancak kendilerine vahy veriyor idiğimiz erler göndermişizdir, ehli zikre sorun bilmiyorsanız
44
Beyyinelerle ve kitablarla; sana da bu zikri indirdik ki kendilerine indirileni nasa anlatasın ve gerek ki tefekkür edeler
45
Ya şimdi eman mı buldu o kimseler: o fenalıkları yapmak için hile kurup duranlar, Allahın kendilerini Yere geçirmesinden? veya hatır-u hayallerine gelmez cihetlerden kendilerine azab gelivermesinden?
46
veya dönüp dolaşırken kendilerini yakalayıvermesinden, ki onlar aciz bırakacak değillerdir
47
yahut da kendilerini korkuta korkuta, eksilte eksilte alıvermesinden? Demek ki Rabbımız çok refetli çok merhametli
48
Ya görmedilerde mi? Her hangi bir şeyden Allahın yarattığına bir baksalar a: gölgeleri sağ ve sollarında sürünerek Allaha secdeler ederek döner dolaşır
49
Hem Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsi Allaha secde eder, gerek Dabbe kısmından olsun ve gerek Melaike, ve bunlar kibirlenmezler
50
Fevklerinden rablarının mahafetini duyarlar ve her ne emr olunurlarsa yaparlar
51
Allah da buyurmuştur ki: iki ilah tutmayın o ancak bir ilahdır, onun için benden yalnız benden korkun
52
Hem Göklerde yerde ne varsa onun, din de daima onundur, öyle iken siz Allahın gayrisinden mi korkuyorsunuz?
53
Hem sizde ni'met namına her ne varsa hep Allahdandır, sonra size keder dokunduğu zaman da hep ona feryad edersiniz
54
Sonra sizden o kederi açtığı zaman da içinizden bir kısmı derhal rablarına şirk ederler
55
Kendilerine verdiğimiz ni'meti küfran ile karşılamak için şimdi zevk edin bakalım fakat yarın bileceksiniz
56
Bir de bizim kendilerine merzuk kıldığımız şeylerden tutuyorlar ılim şanından olmıyan nesnelere bir nasib ayırıyorlar, tallahi siz bu yaptığınız iftiralardan mutlak mes'ul olacaksınız
57
Allaha kızlar da isnad ediyorlar, haşa o sübhane, kendilerine ise canlarının istediği
58
Halbuki onların birine dişi müjdelendiği vakıt öfkesinden yüzü simsiyah oluyor
59
Verilen müjdenin sui te'siriyle kavminden gizleniyor, hakaret üzere onu tutacak mı? Yoksa toprağa mı gömecek? Bak ne fena hukümler veriyorlar
60
Ahırete iymanı olmıyanlar için kötülük meseli sıfatlar var, Allah için ise en yüksek sıfatlar, ve aziz odur, hakim o
61
Maamafih Allah insanları zulümleriyle muahaze ediverse idi Yer yüzünde bir deprenen bırakmazdı, velakin onları mukadder bir ecele kadar te'hır eder, ecelleri geldiği vakıt da bir saat ne geriletebilirler, ne öne geçebilirler
62
Hem Allaha kendilerinin hoşlanmıyacakları şeyler isnad ediyorlar, hem de dilleri kendilerine yalan söylüyor: en güzel akıbet onlarınmış! Doğrusu ateş onların, hem onlar ona en önde gidecekler
63
Tallahi biz senden evvel bir çok ümmetlere Resuller gönderdik, buna karşı Şeytan onlara amellerini tezyin etti, bu gün de o onların veliysidir ve onlara elim bir azab var
64
Sana bu kitabı indirmemiz de ancak şunun içindir ki onlara hakkında ıhtilaf ettikleri şey'i beyan edesin ve iyman edeceklere bir hidayet, bir rahmet olsun
65
Evet Allah Semadan bir su indirdi de onunla Arza ölümünden sonra hayat verdi, her halde bunda dinliyecek bir kavm için bir ayet vardır
66
Her halde size sağmal hayvanlarda da bir ıbret vardır, size onun butunundakinden fers ile dem arasında halıs bir süt içiriyoruz ki içenlerin boğazından kayar gider
67
Hurmalıkların ve üzümlüklerin meyvalarından da, bundan hem bir müskir çıkarırsınız hem de bir güzel rızık, her halde bunda aklı olan bir kavm için elbet bir ayet var
68
Rabbın bal arısına da şöyle vahyetti: dağlardan ve ağaçlardan ve kuracakları köşklerden göz göz evler edin
69
Sonra meyvaların hepsinden ye de rabbının müyesser kıldığı yollara koy, içlerinden renkleri muhtelif bir içecek peyda olur ki onda insanlara bir şifa vardır, her halde bunda tefekkür edecek bir kavm için elbet bir ayet var
70
Hem Allah sizi halketti, sonra sizi vefat ettiriyor, içinizden kimi de erzeli ömre reddolunuyor ki biraz ılimden sonra bir şey bilemez olsun, her halde Allah hem alim hem kadir
71
Allah ba'zınızı ba'zınıza rızıkta tafdıl de etti, fazla verilenler rızıklarını ellerinin altındakilere reddediyorlar da hepsi onda müsavi oluyorlar da değil, şimdi Allahın nı'metini mi inkar ediyorlar?
72
Allah size kendilerinizden zevceler de verdi ve size zevcelerinizden oğullar ve torunlar verdi ve sizi hoş hoş nı'metlerden merzuk buyurdu, şimdi batıla inanıyorlar da onlar Allahın nı'metine küfür mü ediyorlar?
73
Allahı bırakıp da kendilerine Göklerden ve Yerden zerrece bir rızka malik olmıyan ve olmak ıhtimali bulunmıyan şeylere tapıyorlar
74
Artık Allaha temsiller yapmağa kalkmayın, çünkü Allah bilir siz bilmezsiniz
75
Allah şunu temsil getirdi: bir abdi memluk, hiç bir şey'e kudreti yok, bir de o zat ki kendisine tarafımızdan güzel bir rızık nasib etmişiz de o ondan gizli, açık infak edip duruyor, hiç bunlar müsavi olurlar mı? Bütün hamd Allahındır amma çokları bilmezler
76
Allah şunu da bir temsil getirdi: iki kişi birisi dilsiz, hiç bir şeye kudreti yok, efendisine sade bir ağırlık, ne tarafa gönderilse hiç bir hayre yaramaz, hiç bu, adaletle amir olan ve doğru bir yolda giden kimseye müsavi olabilir mi?
77
Bütün Semavat-ü Arzın gaybını bilmek de Allaha mahsus, saat emri ise sade lemhi basar gibi yahud daha yakındır, şüphe yok ki Allah her şey'e kadir
78
Ve Allah sizi analarınızın karınlarından öyle bir halde çıkardı ki hiç bir şey bilmiyordunuz, öyle iken size, işitme, gözler, gönüller verdi ki şükredesiniz
79
Görmediler mi baksalar a kuşlara cevvi Semada müsahharlar iken onları Allahdan başka tutan nedir? Elbette bunda iyman edecek bir kavm için çok ayetler var
80
Allah size evlerinizden bir mesken yaptı ve en'am derilerinden size gerek göç gününüzde ve gerek ikametiniz gününde hafif hafif taşıyacağınız evler ve yünlerinden yapağılarından, kıllarından bir zamana kadar (giyinecek, kuşanacak, serilecek, döşenecek) bir esas ve (ticaret edilecek) bir meta' yaptı
81
Allah halkettiği şeylerden sizin için gölgeler yaptı ve sizin için dağlardan siperler yaptı, hem sizi sıcaktan vikaye edecek esvablar hem de harbde vikaye edecek esvablar yaptı, bu suretle üzerinizde olan ni'metini tamamlıyacak ki siz halıs müsliman olup selamet neşredesiniz
82
Buna karşı eğer yüz çevirirlerse artık senin üzerine düşen ancak tebliğ-i beliğdir
83
Allahın nı'metini tanırlar, sonra da inkar ederler ve ekserisi kafirdirler
84
Bir gün de gelecek ki her ümmetten bir şahid ba'sedeceğiz, sonra o küfredenlere ne izin verilecek ne de onlardan tarziye istenecek
85
Ve o zalimler azabı gördükleri vakıt artık o onlardan ne tahfif olunacak ne de kendilerine mühlet verilecek
86
Ve o müşrikler şeriklerini gördükleri vakıt "Ya rabbena! işte şunlar seni bırakıp da kendilerine taptığımız şerikler diyecekler, onlar da şu sözü fırlatacaklar: her halde siz kat'iyen yalancılarsınız
87
Ve o gün Allaha arz-ı teslimiyyet etmişlerdir ve bütün o uydurdukları şeyler kendilerini bırakarak gaib olup gitmişlerdir
88
O hem küfretmiş hem de Allah yolundan çevirmiş olanlar diğerlerini de ifsad ettikleri cihetle o azab üstüne bir azab ziyade etmişizdir
89
Hele her ümmet içinde kendilerinden üzerlerine bir şahid ba's edeceğimiz, seni de onlar üzerine şahid getirdiğimiz gün!... ve bu kitabı sana ceste ceste indirdik ki her şeyi beliğ bir surette beyan etmek hem bir hidayet kanunu, hem bir rahmet, hem de müslimine bir müjde olmak için
90
Haberiniz olsun ki Allah size adli, ihsanı ve yakınlığı olana atayı emrediyor ve fuhşiyyattan, münkerden, bagiyden nehyediyor, size va'zediyor ki dinleyip anlayıp tutasınız
91
Bir de muahede ettiğinizde Allahın ahdini yerine getirin, ve sağlam sağlam ettiğiniz yeminleri bozmayın, nasıl olur ki ona Allahı kefil kılmıştınız, şüphe yok ki Allah, ne yaparsanız temamen bilir
92
Ve bir ümmet diğer bir ümmetten daha nemalı olduğu için yeminlerinizi aranızda bir hud'a ittihaz ederek o, ipliğini kat kat kuvvetle büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın, her halde Allah sizi onunla imtihan eder ve elbette o ıhtilaf etmekte olduğunuz şeyleri Kıyamet günü size muhakkak beyan edecektir
93
Allah, dilese idi elbet hepinizi bir tek ümmet yapardı ve lakin o, dilediğine dalalet, dilediğine hidayet buyurur ve her halde hepiniz bütün yaptıklarınızdan mes'ul olacaksınız
94
Yeminlerinizi aranızda hud'a ve fesada vesile ittihaz etmeyin ki sonra sağlam basmışken bir ayak kayar ve Allah yolundan saptığınız için fena acı tadarsınız, Ahırette de size pek büyük bir azab olur
95
Allahın ahdini cüz'i bir bedele değişmeyin her halde Allah yanındaki sizin için daha hayırlıdır, eğer bilir iseniz
96
Sizin yanınızdaki tükenir, Allahın yanındaki ise bakidir, elbette biz o sabredenlere yaptıkları amelin daha güzelile ecirlerini muhakkak vereceğiz
97
Erkekten dişiden her kim mü'min olarak iyi bir amel işlerse muhakkak ona hoş bir hayat yaşatacağız ve yapmakta oldukları amellerin daha güzelile ecirlerini muhakkak vereceğiz
98
İmdi Kur'an okuduğun vakıt evvela Allaha sığın o recim Şeytandan
99
Hakikat bu ki iyman edip de Rablarına tevekkül edenler üzerine onun sultası yoktur
100
Onun sultası ancak onu veliy ittihaz edenlere ve Allaha şirk koşanlaradır
101
Bir ayeti bir ayetin yerine bedel yaptığımız vakıt Allah indirdiğine ve indireceğine a'lem iken o Şeytan yaranı: "Sen sırf bir müfterisin" dediler, hayır onların çoğu bilmezler
102
Söyle onlara: onu Rabbından hikmeti hakkile Ruhulkudüs indirdi ki iyman edenleri tesbit etmek ve müslimanlara bir hidayet, bir bişaret olmak için
103
Muhakkak biliyoruz ki onlar "mutlaka onu bir beşer ta'lim ediyor" da diyorlar, ilhad etmek istedikleri kimsenin lisanı A'cemidir, bu Kur'an ise gayet beliğ bir Arabi lisan
104
Allahın ayetlerine inanmıyanları elbette Allah, hidayete erdirmez ve onlara elim bir azab vardır
105
Yalanı ancak Allahın ayetlerine inanmıyanlar uydurur iftira ederler, işte onlar kendileridir ki o yalancılardır
106
Her kim imanından sonra Allaha küfrederse -kalbi iyman ile mutmainn olduğu halde ikrah edilen başka- velakin küfre sinesini açan kimse labüdd onların üstüne Allahdan bir gadab iner ve onlara azim bir azab vardır
107
Bunun sebebi: çünkü onlar Dünya hayatı sevmiş ahırete tercih etmişlerdir, Allah da kafirler güruhunu doğru yola çıkarmaz
108
Onlar öyle kimselerdirler ki Allah kalblerini, kulaklarını ve gözlerini mühürlemişdir ve işte onlardır ki hep gafillerdir
109
Çare yok onlar ahırette tamamen hüsrana düşeceklerdir
110
Sonra şüphesiz ki rabbın o mihnete mübtela olmalarının arkasından hicret eyleyen, sonra mücahade ve sabreden kimseler hakkında şüphesizdir ki rabbın bunun arkasından elbette gafurdur rahimdir
111
O gün ki; herkes nefsi için mücadele ederek gelir, her nefse işlemiş olduğu amel tamamile ödenir ve hiç birine zulmedilmez
112
Bir de Allah bir şehri mesel yaptı ki emniyyet ve asayiş içinde idi, ona her yerden rızkı bol bol geliyordu, derken Allahın nı'metlerine nankörlük etti, Allah da ona o yaptıkları san'atla açlık ve korku libasını tattırıverdi
113
Celalim hakkı için, onlara içlerinden bir Resul geldi de ona yalan söyleyor dediler, zulmederlerken azab da kendilerini yakalayıverdi
114
Onun için siz Allahın size verdiği rızıklardan halal ve hoş olarak yeyin de Allahın nı'metine şükredin, eğer gerçekten ona ıbadet edecek iseniz
115
O size ancak ölüyü ve kanı ve hınzır etini, bir de Allahın gayrisinin namına kesileni haram kıldı, her kim de muztarr olursa bağiy ve mütecaviz olmadığı halde, artık şüphe yok ki rabbın gafurdur rahimdir
116
Sade dilinizin yalan tavsıfile şu halal, şu haram demeyin ki yalanı Allaha iftira etmiş olursunuz, şüphe yok ki yalanı Allaha iftira edenler felah bulmazlar
117
Az bir istifade ve haklarında elim bir azab vardır
118
Yehudi olanlara ise bundan evvel sana naklettiklerimizi haram kıldık ve onlara biz zulm etmedik ve lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı
119
Sonra şüphesizdir ki rabbın bir cehaletle kötülük işleyen, sonra arkasından tevbe edip düzelen kimseler hakkında şüphesiz ki rabbın bunun arkasından elbette gafurdur, rahimdir
120
Muhakkak ki İbrahim başlı başına bir ümmet idi, tek bir hanif olarak Allaha itaat için kıyam etmişti ve hiç bir zaman müşriklerden olmadı
121
Onun ni'metlerine şakir idi, o onu seçmiş ve doğru bir yola hidayet buyurmuştu
122
Ve biz ona hem Dünyada bir hasene verdik, hem de şüphesiz ki o Ahırette elbette salihinden
123
Sonra da sana vahyeyledik ki: hakperest (hanif) olarak İbrahim milletine ittiba' et, o hiç bir zaman müşriklerden olmadı
124
Sebt tutmak ancak onda ıhtilaf edenlere farz kılındı, her halde rabbın onların o ıhtilaf edegeldikleri şeyler hakkında Kıyamet günü beynlerinde hukmünü elbette verecek
125
Rabbın yoluna da'vet et: hikmet ile ve güzel güzel mevıza ile, onlara da en güzel olan suretle mücadele yap, çünkü rabbın odur en ziyade bilen yolunda sapanı, doğru gidenleri en iyi bilen de ancak odur
126
Ve şayed ıkab ile mukabele edecek olursanız ancak size edilen ukubetin misliyle muakabe ediniz ve şayed sabrederseniz kasem olsun ki sabredenler için elbette daha hayırlıdır
127
Sabret, sabrın da ancak Allahın ınayetiledir, ve onlara karşı mahzun olma, yaptıkları mekirden telaş da etme
128
zira muhakkak ki Allah iyi korunanlar ve hep güzellik yapanlarla beraberdir