17
SURE

İsra Suresi

Bayraktar Bayraklı • Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Bir gece, kendisine ayetlerimizden/kainatın işleyiş kanunlarından bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya yürüten Allah, noksan sıfatlardan uzaktır. O, işitendir; görendir.
2
Musa'ya kitabı verdik ve onu İsrailoğulları'na, "Benden başka bir vekil edinmeyin" diye rehber yaptık.
3
Ey Nuh ile beraber gemide taşıyarak kurtardıklarımızın soyundan olanlar! Doğrusu Nuh, çok şükreden biri idi.
4
Kitapta İsrailoğulları'na,"Andolsun, yeryüzünde iki defa bozgunculuk yaptınız ve büyüklendikçe büyüklendiniz" diye bildirmiştik.
5
Birincisinin vakti geldiği zaman, pek güçlü olan kullarımızı üzerinize saldık ve evlerin arasında dolaştılar. Bu yerine gelmiş bir vaad idi.
6
Sonra sizi onlara yeniden üstün getirdik. Servet ve çocuklarla gücünüzü arttırdık, sayınızı daha da çoğalttık.
7
İyi davranırsanız, kendinize iyi davranmış olursunuz; eğer kötü davranırsanız kendinize kötü davranmış olursunuz. Artık diğer cezalandırma zamanı geldiğinde, yüzünüzü kara etsinler, daha önce girdikleri gibi yine mescide girsinler; ele geçirdiklerini yerle bir edecek kimselerin tekrar gelmesi olağandır.
8
Rabbinizin size merhamet etmesi ihtimal dahilindedir; fakat siz yine bozgunculuğa dönerseniz, biz de sizi yine cezalandırırız. Biz cehennemi kafirler için bir hapishane yaptık.
9
- Şüphesiz bu Kur'an, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.
10
- Şüphesiz bu Kur'an, dosdoğru olanı gösterir ve iyi işler yapan müminlere büyük ödül olduğunu ve ahirete inanmayanlara da acı bir azap hazırladığımızı bildirir.
11
İnsan, iyiliği istediğini zannederek kötülüğü ister. Çünkü insan çok acelecidir.
12
Biz, geceyi ve gündüzü iki delil yaptık; sonra gecenin karanlığını silip gündüzün aydınlığını gösterici yaptık ki, Rabbinizden bir lütuf isteyesiniz, yılların sayısını ve hesabını bilesiniz. Biz her şeyi açık açık anlattık.
13
Her insanın amelini boynuna doladık yani mahşere amelleri boynuna takılı olarak gelecektir. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız.
14
"Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi öz benliğin yeter!"
15
Her kim doğru yolu izlemeyi seçerse, bunu kendi iyiliği için yapmış olacaktır. Her kim de yoldan saparsa, bu kendi kötülüğüne olacaktır; kimse kimsenin suçunu taşıyacak değildir. Ayrıca, biz bir peygamber göndermedikçe azap etmeyiz.
16
Bir toplumu yok etmek istediğimizde, onların refaha gömülmüş seçkinlerine son uyarılarımızı iletiriz ve onlar eğer günahkarca yaşamaya devam ederlerse cezalandırıcı yargı artık o toplum için kaçınılmaz olur ve biz de onu darmadağın ederiz.
17
Nuh'tan bu yana biz böyle nicelerini yok ettik. Çünkü kullarının günahlarını bütünüyle görüp haberdar olmakta senin Rabbin gibisi yoktur.
18
Kim bu geçici dünyayı dilerse ona, yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen veririz, sonra da onu, kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız.
19
Kim de ahireti diler ve bir mümin olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları kabul edilir.
20
Hepsine, bunlara da ötekilere de Rabbinin ihsanından veririz. Rabbinin ihsanı kısıtlanmış değildir.
21
Baksana, biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışız! Elbette ki ahiret, derece ve üstünlük farkları bakımından daha büyüktür.
22
"Allah'la beraber bir başka tanrı edinme!Sonra yerilmiş ve yardımcısız olarak oturup kalırsın."
23
Çünkü Rabbin, başkasına değil, yalnızca O'na kulluk etmenizi, anne babaya iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin yanında yaşlanırlarsa kendilerine öf bile deme; onları azarlama; ikisine de güzel söz söyle!
24
Onlara alçak gönüllüce ve esirgeyerek kol kanat geresin ve "Ey Rabbim!" diyesin, "Onları beni küçükken sevgi ve şefkatle besleyip büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet eyle!"
25
Rabbiniz sizin içinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu biliniz ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri bağışlayıcıdır.
26
Bir de akrabaya, yoksula ve yolcuya/çaresiz kalana hakkını ver! Gereksiz yere de saçıp savurma!
27
Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan ise Rabbine karşı çok nankördür.
28
Eğer sen kendin de Rabbinin katından ihtiyaç duyduğun bir lütfu arama çabası içinde olduğun için onlara ilgisiz kalmak zorunda isen, o zaman hiç değilse onlara işleri kolaylaştırıcı söz söyle!
29
Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme ve büsbütün de açıp tutumsuz olma! Yoksa pişman olur, açıkta kalırsın.
30
Rabbin rızkı dilediğine bol verir; dilediğine daraltır. Şüphesiz ki O, kullarından haberdardır. Onları çok iyi görür.
31
Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyiniz!Biz, sizi de, onları da rızıklandırıyoruz. Doğrusu onları öldürmek büyük günahtır.
32
Zinaya yaklaşmayınız! Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur.
33
Haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayınız! Bir kimse haksız yere öldürülürse, onun velisine yetki verdik. Ancak bu veli kısasta ileri gitmesin! Ona verdiğimiz yetkiyle, alacağı yardımı almıştır.
34
Yetimin malına, kendisi ergenlik çağına varıncaya kadar, onu değerlendirmek niyeti dışında sakın yaklaşmayınız! Verdiğiniz sözü yerine getiriniz! Çünkü verdiğiniz sözden mutlaka sorguya çekileceksiniz.
35
Ölçtüğünüz zaman ölçüyü tam tutunuz; tartıyı da doğru teraziyle yapınız! Böylesi, daha iyi ve sonuç olarak da daha güzel olacaktır.
36
Bilmediğin şeyin ardına düşme! Çünkü işitme duyusu, görme duyusu ve gönül, bunların hepsi bundan sorguya çekilecektir.
37
Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma! Çünkü sen, ne yeri yarabilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.
38
Bütün bunların doğurduğu kötülük, Rabbinin katında asla hoş karşılanmamaktadır.
39
İşte bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetlerdendir. Allah ile birlikte başka tanrı edinme! Sonra kınanmış ve uzaklaştırılmış olarak cehenneme atılırsın.
40
Rabbiniz erkek çocukları size özel kıldı da,kendisine melekleri kız çocuğu mu edindi?Gerçekten, siz çok büyük söz söylüyorsunuz?
41
Andolsun, bu Kur'an'da düşünüp anlamaları için bunları açık açık anlatıyoruz; fakat bu, sadece onların nefretini arttırıyor.
42
De ki: "Onların dedikleri gibi Allah'la beraber tanrılar olsaydı, o takdirde kainatın hükümranlığı kudretinde olan Allah'a ulaşmak için çareler arayacaklardı.
43
Herşeyden yüce olan Allah, onların söylediklerinden uzaktır.
44
Yedi gök ile yer ve onların içinde yer alan herşey O'nun noksan sıfatlardan uzak olduğunu hatırlatmaktadır. Ayrıca kainatta olan her şey yüce Allah'ın övgüye layık olduğunu da hatırlatmaktadır. Ne var ki siz, onların tesbihini/ bu hatırlatmasını anlayamıyorsunuz. O, yumuşak davranandır; bağışlayıcıdır.
45
Kur'an okuduğun zaman, senin ile ahirete inanmayanlar arasına gizli bir engel koyarız.
46
Ahirete inanmayanlar Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Çünkü, Kur'an'da Rabbini yalnız andığın zaman, onlar canları sıkılarak arkalarını dönerler.
47
Seni dinlerlerken niye dinlediklerini de, gizli toplantılarında haksızlık yapanların, "Siz ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz" dediklerini de biliyoruz.
48
Baksana, senin için ne türlü benzetmeyi yaptılar! Bu yüzden öylesine saptılar ki, artık doğru yolu bulamayacaklardır.
49
Bir de onlar dediler ki: "Sahi biz, bir kemik yığını ve kokuşmuş bir toprak olmuş iken, yepyeni bir yaratılış ile diritileceğiz, öyle mi?"
50
- De ki: "İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!" Diyecekler ki: "Bizi hayata kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek."
51
- De ki: "İster taş olun, ister demir. İsterse aklınıza imkansız gibi görünen herhangi bir yaratık!" Diyecekler ki: "Bizi hayata kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine onlar sana alaylı bir tarzda başlarını sallayacak ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek."
52
Allah sizi çağıracağı gün, kendisine hamdederek çağrısına uyarsınız ve çok az kaldığınızı sanırsınız.
53
Kullarıma söyle! Sözün dosdoğru olanını söylesinler. Sonra şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık düşmanıdır.
54
Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.
55
Rabbin, göklerde ve yerde olan herkesi en iyi bilendir. Gerçekten biz, peygamberlerin kimini kiminden üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.
56
De ki: "Allah'ı bırakıp da ilah olduğunu ileri sürdüklerinize yalvarınız! Ne var ki onlar, sizin sıkıntınızı ne uzaklaştırabilirler ne de değiştirebilirler."
57
İşte, bunların yalvardıklarının kendileri, Rabblerine nasıl daha yakın olacaklarının yolunu ararlar; O'nun rahmetini umar ve azabından korkarlar. Doğrusu, Rabbinin azabı çekinmeye değer.
58
Ne kadar ülke varsa hepsini kıyamet gününden önce toplumsal bozulmadan dolayı ya helak edecek veya en çetin bir şekilde onlara azap edeceğiz. Bu, kitapta yazılıdır.
59
Mucizeler göndermekten bizi alıkoyan husus, öncekilerin mucizeleri yalanlamış olmasıdır. Nitekim Semud kavmine gözle görülebilen bir mucize olarak dişi deveyi vermiştik de, onu haksız yere öldürmüşlerdi. Oysa Biz, mucizeleri yalnız korkutmak için göndeririz.
60
Hani sana,"Rabbin, insanları kuşatmıştır" demiştik. Sana gösterdiğimiz görüntüyü ve Kur'an'da lanetlenen ağacı sadece insanları sınamak için meydana getirdik. Biz onları korkutuyoruz da, bu onlara büyük bir azgınlıktan başka bir şey sağlamıyor.
61
Bir zaman meleklere,"Adem'e secde ediniz!" demiştik. Secde ettiler; yalnız İblis etmedi: "Ben, çamurdan yarattığına secde eder miyim?" dedi.
62
"Şu, benden üstün kıldığını gördün mü? Andolsun eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, onun zürriyetini, pek azı hariç, kökünden koparıp sürükleyeceğim" dedi.
63
Allah şöyle buyurdu: "Defol git! Onlardan kim sana uyarsa, cezanız cehennemdir, ne mükemmel bir ceza!"
64
"Onlardan gücünün yettiği kimseleri davetinle şaşırt; süvarilerinle ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas; mallarda ve evlatlarda onlara ortak ol, kendilerine vaadlerde bulun!" Şeytan, insanlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.
65
"Benim kullarıma gelince; senin onlara gücün yetmez. Vekil olarak Rabbin yeter."
66
Bol nimetinden elde edesiniz diyeRabbiniz sizin için denizde gemiler yüzdürür. Doğrusu O, size acır.
67
Denizde bir sıkıntıya düştüğünüz zaman, Allah'tan başka yalvardıklarınız ortadan kaybolur. Ama O sizi karaya çıkarıp kurtarınca da, yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür.
68
O'nun karada da sizi yere batırmasından veya başınıza taş yağdırmayacağından güvende misiniz? Sonra kendinize bir koruyucu da bulamazsınız.
69
Ya da sizi tekrar denize döndürerek, üzerinize bir kasırga gönderip, inkar etmenizden dolayı sizi suda boğmayacağından güvende misiniz? Sonra bundan dolayı bizi arayıp soracak bir destekçi bulamazsınız.
70
Andolsun, biz Ademoğulları'nı şan ve şeref sahibi kıldık. Onları karada ve denizde taşıdık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık. Yine onları yarattıklarımızın birçoğundan cidden üstün kıldık.
71
Her insan topluluğunu önderleriyle birlikte çağıracağımız o günde, kimin amel defteri sağından verilirse onlar, en küçük bir haksızlığa uğramamış olarak amel defterlerini okuyacaklar.
72
Bu dünyada manen kör olan kimse ahirette de kördür; üstelik iyice yolunu şaşırmıştır.
73
Bize karşı başka bir şey uydurman için, az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden seni saptıracaklardı. O zaman seni dost edineceklerdi.
74
Eğer seni sebatkar kılmasaydık yani engellemeseydik, gerçekten neredeyse onlara birazcık meyledecektin.
75
O zaman, hiç şüphesiz sana hayatın ve ölümün sıkıntılarını kat kat tattırırdık; sonra bize karşı kendin için bir yardımcı da bulamazdın!
76
Yine onlar seni yurdundan çıkarmak için neredeyse dünyayı başına dar edecekler. O takdirde senin ardından kendileri de fazla kalamazlar.
77
Senden önce gönderdiğimiz peygamberler hakkındaki kanun da budur. Bizim kanunumuzda hiçbir değişiklik bulamazsın.
78
Güneşin sarkmasından gecenin kararmasına kadar namaz kıl ve sabahın Kur'an'ını da unutma. Çünkü sabahın Kur'an'ı görülecek şeydir.
79
Gecenin bir kısmından uyanarak, sana mahsus bir artı değer/nafile olmak üzere, namaz kıl! Böylece Rabbinin seni, övülmüş bir makama ulaştırması umulur.
80
De ki: "Ey Rabbim!Gireceğim her işe doğruluk ve içtenlik üzere girmemi, bitireceğim her işten de doğruluk ve içtenlik göstererek çıkmamı sağla! Bana katından yardımcı bir güç ver!"
81
De ki: "Hak geldi, batıl gitti; zaten batıl yok olup gitmeye mahkumdur."
82
Biz Kur'an'dan, müminlere gönüllere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlere ziyan arttırmaktan başka bir katkıda bulunmaz.
83
İnsana nimet verdiğimiz zaman yüz çevirip yan çizer; ona bir zarar ziyan dokunacak olsa iyice karamsarlığa düşer.
84
De ki: "Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir."
85
Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: "Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir."
86
Andolsun, dilesek sana vahyettiğimizi ortadan kaldırırız; sonra bu durumda sen de bize karşı hiçbir koruyucu bulamazsın.
87
Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde vahiy kesilmedi. Çünkü O'nun sana büyük lütfu vardır.
88
De ki: "Andolsun, bu Kur'an'ın bir benzerini ortaya koymak üzere insanlar ve cinler bir araya gelseler, birbirlerine destek de olsalar, benzerini getiremezler."
89
Muhakkak ki biz, bu Kur'an'da insanlara her türlü misali çeşitli şekillerde anlattık. Yine de insanların çoğu inkarcılıktan vazgeçmedi.
90
Onlar,"Sen" dediler, "Bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."
91
"Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın."
92
"Yahut, iddia ettiğin gibi üzerimize gökten parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin."
93
"Ya da altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın. Bize, okuyacağımız bir kitap indirmediğin sürece göğe çıktığına da asla inanmayız." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben, sadece beşer bir peygamberim."
94
Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, "Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?" demeleri engellemiştir.
95
Şunu söyle: "Eğer yeryüzünde yerleşmiş, gezip dolaşanlar melekler olsaydı, elbette onlara gökten peygamber olarak bir melek gönderirdik."
96
De ki: "Benimle sizin aranızda gerçek şahit olarak Allah yeterlidir. Zira O, kullarını bilip görmektedir."
97
Allah kimi doğru yola iletirse, işte doğru yolu bulan odur; kimi de şaşırtırsa, artık onlara Allah'tan başka dost bulamazsın. Kıyamet gününde onları kör, dilsiz ve sağır bir halde yüzükoyun haşrederiz. Onların varacağı ve kalacağı yer, ateşi sönmeye yüz tutunca onun alevini arttıracağımız cehennemdir.
98
İşte onların bu cezası, ayetlerimizi inkar etmiş olmalarından ve"Biz kemik ve ufalanmış toprak olduğumuz zaman da mı, yeniden yaratılarak dirileceğiz?" demelerindendir.
99
Düşünmezler mi ki, gökleri ve yeri yaratmış olan Allah'ın, kendilerinin benzerini de yaratmaya gücü yeter. Allah onlara şüphe götürmeyen bir süre belirledi. Öyleyken, haksızlık yapanlar inkarcılıktan vazgeçmezler.
100
De ki: "Rabbimin rahmet hazinelerine siz sahip olsaydınız, tükenir korkusuyla yine de cimrilik ederdiniz. Aslında insan pek cimridir."
101
Andolsun, Musa'ya apaçık dokuz mu'cize verdik. İsrailoğullarına sor! Kendilerine Musa geldiği zaman, Firavun,"Ey Musa! Ben, seni büyülenmiş sanıyorum" dedi.
102
Musa da,"Andolsun, göklerin ve yerin Rabbinin göz açıcı belgeleri olarak bunları indirdiğini biliyorsundur. Doğrusu, Ey Firavun! Senin yok olacağını sanıyorum" dedi.
103
Firavun onları ülkeden çıkarmak istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.
104
Bundan sonra İsrailoğulları'na,"Bu yerde siz oturunuz! Ahiret vaadi gerçekleşince, hepinizi karmakarışık bir topluluk olarak getiririz" dedik.
105
Biz Kur'an'ı hak olarak indirdik; o da hakkı getirdi. Seni yalnız müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
106
Biz onu Kur'an olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik.
107
De ki: "Kur'an'a ister inanın, ister inanmayın; şu bir gerçek ki, bundan önce kendilerine ilim verilenlere okunduğunda, derhal yüz üstü secdeye kapanırlar."
108
Derler ki: "Rabbimizi noksan sıfatlardan uzak tutarız. Rabbimizin vaadi mutlaka yerine getirilir."
109
Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. Kur'an onların saygısını arttırır.
110
De ki: "İster Allah deyiniz, ister Rahman deyiniz! Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler, O'na aittir. Namazında yüksek sesle okuma; onda sesini fazla da kısma; ikisinin arası bir yol tut!"
111
De ki: "Övgü, çocuk edinmemiş olan, egemenliğinde ortağı bulunmayan, acizlikten kurtaracak bir yardımcıya ihtiyacı olmayan Allah'a aittir. O'nu gereği gibi yücelt!"