17
SURE

İsra Suresi

Süleymaniye Vakfı • Süleymaniye Vakfı Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Kulunu bir gecede Mescid-i Haram[1]'dan alıp, çevresini bereketli kıldığı[2] en uzak mescide (el-Mescid'ul-aksa'ya) götüren Allah, eksikliklerden uzaktır. Bu, ona bir kısım ayetlerimizi[3] göstermek içindir. O (Allah) dinler ve görür.
2
Musa'ya o Kitabı verdik ve onu İsrailoğullarına yol gösterici kıldık. Ey İsrailoğulları! Bu, benimle kendi aranıza bir vekil koymayasınız, diyedir.
3
Ey Nuh ile birlikte taşıdıklarımızın evlatları! Nuh, görevlerini yerine getiren bir kuldu.
4
İsrailoğulları için Kitaplarına şu kararımızı koyduk: "Siz bu yerde iki kere fesat çıkaracak ve kibirlendikçe kibirleneceksiniz[1]."
5
Birincisinin sonu gelince savaş gücü yüksek kullarımızı üzerinize saldık; evlerin içine kadar girdiler. Bu söz, yerine getirildi[1].
6
Sonra düşmanlarınıza karşı sizi tekrar güçlendirdik, mallar ve oğullar verdik, askeri yönden daha güçlü hale getirdik.
7
İyi davranırsanız faydasını görürsünüz. Kötü davranırsanız zararı size dokunur (dedik). İkincisinin sonu gelince (kullarımızı tekrar üzerinize saldık ki) yüzünüzü yere sürtsünler, o Mescide (Beyt-i Makdis'e) ilk girenler gibi girsinler ve üstüne çıktıkları her şeyi yakıp yıksınlar[1].
8
Umulur ki Rabbiniz[1] size yine merhamet eder. Siz dönerseniz biz de döneriz. Cehennemi kafirler için tıkılıp kalma yeri yapmışızdır.
9
Bu Kur'an, en sağlam yolu gösterir. İyi işler yapan müminlere de büyük bir ödülün varlığını müjdeler.
10
Ahirete inancı kesin olmayanlara da acıklı bir azap hazırlamışızdır.
11
İnsan kötülüğü[1], iyiliği ister gibi ister. İnsan pek acelecidir.
12
Geceyi ve gündüzü iki gösterge (ayet) yaptık, sonra gecenin göstergesini (karanlık olma şartını) kaldırdık ve gündüzün göstergesini (ayetini) de "aydınlatıcı olma"[1] kıldık. Bu, hem Rabbinizin ikramını aramanız, hem de yılların sayısını ve hesabı bilmeniz içindir[2]. Biz her şeyi ayrıntılı olarak açıklamışızdır.
13
Her insanın tairini (uçup gider sandığı işlerini) boynuna bağladık. (Mezardan) kalkış günü ona ait bir defter çıkarırız. Açılmış bir şekilde onu karşılar.
14
Ona şöyle denir: "Defterini oku; bugün kendi hesabını kendine vermen yeterlidir".
15
Kim yola gelirse kendi yararına gelir, kim de yoldan çıkarsa kendi zararına çıkar. Kimse kimsenin yükünü çekmez. Biz elçi göndermeden azap etmeyiz.
16
Bir kenti yaşanmaz hale getirmek istersek önce oranın ileri gelenlerine emirlerimizi ulaştırırız. Onlar, orada yoldan çıkarlar ve cezanın şartları olgunlaşır[1]. Sonra orayı yerle bir ederiz.
17
Nuh'tan sonra da nice nesilleri etkisizleştirdik. Kullarının günahını Rabbinin bilmesi ve görmesi yeter.
18
Kim çarçabuk olanı[1] isterse orada, dilediğimiz kişiye, tercih ettiğimiz kadar verir sonra cehennemi onun yeri yaparız. Oraya alçalmış ve kovulmuş olarak gider.
19
Kim de ilerisini[1] ister ve inanarak onun için gereği gibi çalışırsa, işte bunların çalışması teşekküre değer.
20
Bunlardan her birine; hem onlara hem de öbürlerine, Rabbinin ikramından da veririz. Rabbinin ikramı kısıtlanmış değildir.
21
Onlardan birini diğerine nasıl üstün kıldığımıza bak. Şurası kesin ki Ahiretteki dereceler daha büyük, üstünlükler daha belirgin olacaktır.
22
Allah'ın yanında bir başka ilah (tanrı) oluşturma; yoksa yerilmiş ve tek başına bırakılmış olarak oturup kalırsın.
23
Rabbin kararını vermiştir; O'ndan başkasına kulluk etmeyeceksiniz ve anaya babaya iyilikte bulunacaksınız. Onlardan biri ya da ikisi yanında ihtiyarlayacak olursa sen onlara "Of!" deme ve ilgisiz davranma, ikisine de saygı dolu sözler söyle.
24
Onları merhamet kanatlarının altına al. De ki "Rabbim! Küçükken onlar bana nasıl iyilikte bulundularsa sen de onlara o şekilde iyilikte bulun."
25
Rabbiniz içinizde olanı en iyi bilendir. Siz iyi davranırsanız O da yanlıştan dönenlerinizi bağışlar.
26
Yakınlarına, yoksullara ve yolda kalanlara hakkını ver ama saçıp savurma.
27
Saçıp savuranlar şeytanların yoldaşlarıdır. Şeytan, Rabbine karşı çok nankördür.
28
Rabbinden beklediğin bir ikramın peşinde[1] olduğun için uzak durursan onlara teselli edici sözler söyle.
29
Ne eli sıkı ol ne de onu büsbütün aç. Yoksa hem dile düşmüş hem de açıkta bırakılmış olarak oturur kalırsın.
30
Rabbin, doğru tercihte bulunan ve gerekli güce sahip olan için rızkı yayar[1]. O, kullarının içini bilir ve her şeyi görür.
31
Yoksulluk korkusuyla evladınızı öldürmeyin. Onların rızkını da sizin rızkınızıda biz veririz. Onları öldürmek büyük bir yanlıştır.
32
Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, çirkin bir iş ve kötü bir yoldur.
33
Allah'ın dokunulmaz kıldığı canı öldürmeyin; haklı sebeple olursa[1] başka. Kim haksız yere öldürülürse onun en yakınına (velisine) yetki vermişizdir. O da katili öldürme işinde aşırıya kaçmasın[2] çünkü o yardım görmüştür[3].
34
Güçlü[1] haline ulaşıncaya kadar yetimin malına el sürmeyin; daha iyi bir sebeple olursa başka[2]. Bir de verdiğiniz sözü yerine getirin[3]. Çünkü verilen söz sorumluluk doğurur.
35
Ölçerken tam ölçün ve doğru tartıyla tartın. Böylesi hem hayırlıdır hem de sonu daha güzel olur.
36
Bilgi sahibi olmadığın bir konuda konuşma[1]. Sende olan dinleme, görme (basiret) ve gönül özellikleri[2] ondan sorumlu tutulmanı gerektirir.
37
Yeryüzünde şımarık şımarık yürüme. Çünkü ne yeri yarabilirsin ne de dağların boyuna ulaşabilirsin.
38
İşte bu anlatılanların kötülüğü Rabbin katında çirkin görülmeleridir.
39
Bunlar, Rabbinin sana vahyettiği hikmetler, doğru hükümlerdir. Allah'ın yanında bir başka ilah oluşturma[1] yoksa alçalmış ve kovulmuş olarak Cehennem'e atılırsın.
40
Rabbiniz, oğulları size ayırdı da kendisi meleklerden kızlar mı edindi? Siz gerçekten çok büyük laf ediyorsunuz[1].
41
O meseleyi bu Kur'an'da farklı biçimlerde anlattık ki[1] doğru bilgi[2] edinsinler. Ama bu, onların sadece nefretini artırıyor.
42
De ki "Eğer dedikleri gibi Allah'ın yanında başka ilahlar olsaydı, onlar, yönetimde olanı alt etmenin bir yolunu ararlardı."
43
O, bunların söylediklerinden tamamen uzaktır, yüceler yücesidir."
44
Yedi gök, yeryüzü ve bunların içindeki herkes Allah'a ibadet eder. Her şeyi güzel yapmasına karşılık O'na ibadet etmeyen tek varlık yoktur ama onların bu ibadetlerini siz kavrayamazsınız[1]. O yumuşak davranır[2] ve çok bağışlar.
45
Kur'an okuduğunda, seninle Ahirete inanmayanlar arasına sanki görünmez bir engel koymuşuz.
46
Sanki kalplerinin üstüne örtüler ve kulaklarına ağırlıklar koymuşuz gibi olurlar. Kur'an'da Rabbini tek olarak andığında, nefretle sırtlarını dönerler[1].
47
Seni dinledikleri sırada neye kulak verdiklerini iyi biliriz. Aralarında fısıldaştıkları sırada da yanlışlar içindeki bu kimselerin: "Peşinden gittiğiniz büyülenmiş[1] bir adamdan başkası değildir" dediklerini de iyi biliriz.
48
Baksana seni nelere benzettiler de sapıttılar. Artık bir çıkış yolu bulamazlar.
49
Şunu da dediler: "Kemikler haline gelmiş ve param parça olmuşken mi? Yani o durumdayken gerçekten biz yeni bir yaratılışla ayağa mı kaldırılacağız?"
50
De ki "İster taşa, ister demire[1] dönüşün.
51
İsterse içinizde büyüttüğünüz(kurguladığınız) bir yaratık haline gelin (Yeniden diriliş yine de gerçekleşecektir)." Diyecekler ki "Bizi hayata kim döndürecek?" De ki "Baştan yaratılışınızın kuralını koyan[1]." Şaşkın bir biçimde baş sallayarak diyecekler ki "Peki ne zaman?" De ki "Belki pek yakında."
52
Sizi çağıracağı günde; "Allah'ım ne iyi yaptın!" diyerek karşılık verecek, dünyada pek az kaldığınızı zannedeceksiniz.
53
Kullarıma de ki sözün en güzelini söylesinler. Çünkü Şeytan aralarını bozar. Şeytan insan için açık düşmandır.
54
Rabbiniz sizi iyi bilir. İkramına uygun görürse ikram eder, azabını hak etmiş görürse azaba uğratır. Seni de onlara vekil olarak göndermiş değiliz.
55
Göklerde ve yerdeki kimseleri en iyi Rabbin bilir. Biz, nebilerin kimini kiminden üstün kıldık ve Davud'a da Zebur'u verdik.
56
De ki "Allah'a ile aranızda olduğunu varsaydıklarınızı çağırın; ne sıkıntınızı gidermeye güçleri yeter ne de sizden uzaklaştırmaya."
57
Onlar, yani çağırdıkları (melekler) kendilerini Rablerine daha da yaklaştıracak bir vesilenin[1] peşinde olurlar[2]. İkramını umar, azabından korkarlar. Rabbinin azabı kaçınılması gereken şeydir.
58
(Mezardan) kalkış gününden önce etkisizleştirmeyeceğimiz ya da çetin bir azaba uğratmayacağımız kent yoktur. Bunlar, o Kitapta[1] yazılıdır.
59
Seni mucizelerle göndermemizi engelleyen tek şey, öncekilerin onlar karşısında yalana sarılmalarıdır. Semud'a, gerçeği gösteren belge olarak bir dişi deve vermiştik ama ona yanlış iş yapmışlardı. Biz mucizeleri sadece korkutmak için göndeririz.
60
Bir gün sana: "Rabbin şu insanları çepeçevre kuşattı" demiştik. Sana gösterdiğimiz o rüya[1] da sırf insanları ayrıştırmak[2] içindir. Kur'an'a koyduğumuz lanetli ağaç[3] da öyledir. Biz onları korkutuyoruz ama bu, onların azgınlıklarını iyice artırmaktan başka bir işe yaramıyor.
61
Bir gün meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı. "Çamur olarak yarattığına secde mi ederim?" dedi.
62
Sonra ekledi: "Kendine baktın mı! Bana tercih ettiğin bu mu? Beni (mezardan) kalkış gününe kadar yaşatırsan birazı dışında onun bütün soyunu kendime bağlarım" dedi.
63
Allah dedi ki "Çek git buradan. Onlardan kim sana uyarsa hepinizin cezası cehennem olur; tam suça göre ceza..."
64
"Onların içinden gücünün yettiğini sesinle[1] yerinden oynat; atlılarınla ve yayalarınla yönlendir. Mallarına ve çocuklarına ortak ol[2]. Bir de onlara söz ver." Şeytan sadece aldatmak için söz verir.
65
"Kullarım üzerinde senin bir üstünlüğün (gücün,yetkin) yoktur[1]. Rabbinin onlara vekil olması yeter."
66
Denizde gemileri sizin için yürüten Rabbinizdir. Bunu, ikram olarak verdiklerini arayasınız diye yapar. O, size karşı pek merhametlidir.
67
Denizde başınız dara girse, Allah'ın dışında yardıma çağırdığınız kimselerin işe yaramadığı ortaya çıkar. O sizi kurtarıp karaya çıkarınca yine yüz çevirirsiniz. İnsan çok nankördür.
68
O'nun sizi sahil tarafında batırmasına ya da üzerinize bir kasırga göndermesine karşı tedbiriniz var mı? Sonra kendinize bir vekil de bulamazsınız.
69
Yahut sizi bir kere daha denize döndürerek üzerinize kırıp geçiren bir fırtına göndermesine ve nankörlüğünüz (kafirliğiniz) sebebiyle sizi batırmasına karşı tedbiriniz var mı? Sonra bize karşı size arka çıkacak birini de bulamazsınız.
70
Halbuki Âdemoğullarına çok değer verdik; karada ve denizde taşıttık; onlara temiz ve lezzetli nimetler verdik; yarattığımız akıllı varlıkların çoğundan da üstün kıldık[1].
71
Her insanı önderiyle birlikte çağıracağımız gün, kitabı (defteri) sağından verilenler kitaplarını okurlar, onlara kıl kadar haksızlık yapılmamış olur.
72
Kim burada körse[1] Ahirette de kör olur; yolunu iyice şaşırır.
73
Başka bir şey uydurup üzerimize atasın diye sana sıkıntı verip az kalsın sana vahyettiğimiz şeyden ayıracaklardı. O zaman seni dost(veli) edinirlerdi.
74
Eğer seni sağlamlaştırmasaydık, az da olsa onlara meyledecek gibi olurdun.
75
Meyletseydin sana hayatın iki kat cezası ile birlikte ölümün de iki kat cezasını tattırırdık. Sonra bize karşı sana yardım edecek birini de bulamazdın.
76
Seni bu topraklardan çıkarmak için yerinden oynatmak üzereler. Çıkarırlarsa senden sonra burada fazla kalamazlar.
77
Senden önce gönderdiğimiz elçilere uygulanan kanun budur. Bizim kanunumuzda bir değişiklik bulamazsın.
78
Namazı, güneşin zevalinden[1] gecenin ğasakına[2] kadar, bir de şafak ışıklarının kümeleştiği sırada[3]sürekli ve tam kıl. Şafak ışıklardaki kümeleşme gözle görülür.
79
Sana ek görev olarak gecenin bir kısmında (uykudan) namaza kalk. Belki Rabbin seni pek güzel bir makama, Makam-ı Mahmud'a yükseltir.
80
De ki "Rabbim! Girdiğim yere dürüstçe girmemi sağla, çıktığım yerden dürüstçe çıkar. Bana kendi katından yardımcı güç ver."
81
De ki "Gerçek (hak) geldi, uydurma (batıl) yok oldu. Çünkü uydurma olan yok olup gider."
82
Kur'an'da, inanıp güvenenler için şifa ve rahmet olan şeyler indiririz. Bunlar yanlış yapanların sadece yıkımını artırır.
83
İnsana ne zaman nimet versek yüz çevirir ve yan çizer. Başına bir kötülük gelince de umutsuzluğa kapılır.
84
De ki "Herkes hedefine göre davranır[1]. Sonra kimin yolunun daha doğru olduğunu en iyi Rabbiniz bilir."
85
Sana ruhu soruyorlar. De ki "Ruh Rabbinizin emridir. Size (bu konuda) verilmiş olan bilgi[1] pek azdır."
86
Zorlayıcı düzen koysaydık[1] sana vahyettiğimizi de geri alırdık. Sonra bize karşı kendine bir vekil bulamazdın.
87
Geri alınmaması sadece Rabbinin ikramıdır. O'nun sana iyiliği büyüktür.
88
De ki "Bu Kur'an'ın bir benzerini çıkarmak için insanlar ve cinler toplansalar benzerini çıkaramazlar; isterse sırt sırta vermiş olsunlar."
89
Bu Kur'an'da insanlara her örneği değişik şekillerde vermişizdir. Ama insanların çoğu, nankörlük dışında her şeye direnir[1].
90
Dediler ki; "Bize bu topraktan akıp giden bir pınar fışkırtıncaya kadar sana inanacak değiliz.
91
Hurması ve üzümü olan bir bahçen de olabilir; ırmakları onların arasından da akıtabilirsin.
92
Ya da sandığın gibi gökyüzünü üstümüze parça parça düşürürsün. Allah'ı ve melekleri karşımıza getirsen de olur.
93
Altından yapılmış bir evin olsa yahut gökyüzüne çıksan? Bize okuyacağımız bir kitap indirmedikçe çıktığına da inanacak değiliz ya." De ki "Rabbime boyun eğerim; ben elçi olan bir beşerden başka neyim ki?
94
Kendilerine doğru yolu gösteren kişi gelince bu insanları inanmaktan alıkoyan şu sözleridir: "Allah elçi olarak bir adamı (beşer) mı gönderdi?"
95
De ki "Yeryüzüne yerleşip dolaşanlar melekler olsaydı, onlara elçi olarak elbette gökten bir melek gönderirdik."
96
De ki "Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Allah kullarının içini bilir ve onları görür."
97
Allah kimi yoluna kabul ederse doğru yolda olan odur. Kimi de sapık sayarsa Allah ile arasında (onu yola gelmiş sayacak) dostlar bulamazsın[1]. Onları (mezardan) kalkış günü yüzükoyun halde kör, dilsiz ve sağırlar olarak bir araya getiririz. Yerleşecekleri yer cehennemdir; ne zaman ateşi azalsa alevini artırırız.
98
Ayetlerimizi görmezlikten gelmelerine karşılık onlara verilen ceza budur. Bir de şöyle demişlerdi: "Kemikler haline gelmiş ve param parça olmuşken mi? Yani o durumdayken gerçekten biz yeni bir yaratılışla ayağa mı kalkacağız?"
99
Bunlar hiç görmediler mi ki gökleri ve yeri yaratan Allah, kendileri gibi insanları yaratmanın ölçüsünü koymuş ve şüpheye yer olmayacak şekilde onlara ecel belirlemiştir. Yanlışlar içindeki bu kimseler (zalimler), nankörlük dışında her şeye direnirler.
100
De ki "Rabbimin ikram edeceği hazineler elinizde olsa tükenir korkusuyla kimseye vermezsiniz." Bu insanlar çok cimridir.
101
Musa'ya elçiliğini ispatlayan dokuz belge(mucize) verdik. Sor İsrailoğullarına; o belgeler geldiğinde Firavun ona demişti ki "Ben senin büyülenmiş biri olduğuna kanaat getirdim."
102
Musa dedi ki "Çok iyi bilirsin ki bunları birer gösterge olarak indiren göklerin ve yerin Rabbinden başkası değildir. Bak Firavun, bana göre sen davanı kaybetmişsin."
103
Firavun hemen onları oradan çıkarmak istedi. Biz de onu ve beraberindekilerin hepsini suda boğduk.
104
Sonra İsrailoğullarına dedik ki "Bu topraklarda siz oturun. Ahiretin zamanı gelince sizi de derleyip bir araya getireceğiz."
105
Biz onu tümüyle gerçek olarak indirdik ve tümüyle gerçek olarak indi. Seni de sadece müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik.
106
Biz onu Kur'anlar[1] (kümeler) halinde ayırdık ki insanlar beklenti[2] halinde iken onu onlara öğretesin. Onu parça parça indirdik.
107
De ki "Siz ona ister inanın, ister inanmayın. Daha önce kendilerine bu konuda bilgi verilmiş olanlara Kur'an okunduğu zaman çenelerinin üstüne kapanıp secde ederler.
108
Derler ki "Rabbimize boyun eğeriz; demek ki Rabbimizin verdiği söz gerçekleşmiş."
109
Çenelerinin üstüne kapanır ağlarlar. Bu onların saygısını artırır.
110
De ki "İster Allah diye çağırın, ister Rahman[1] diye çağırın, hangisiyle çağırırsanız çağırın en güzel isimler (sıfatlar) Allah'a aittir." Namazında sesini yükseltme, onu alçak sesle de yapma; ikisinin arasında bir yol tut[2].
111
De ki "Yaptığını güzel yapmak Allah'a mahsustur. Çocuk edinmemiştir. Yetki kullanmada ortağı yoktur. İhtiyaçtan dolayı edindiği bir velisi de yoktur. O'nun büyüklüğünü iyi kavra. O'nu yücelttikçe yücelt"