21
SURE

Enbiya Suresi

Elmalılı Hamdi Yazır • Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Yaklaştı nasa hisabları onlar ise hala gaflette aldırmıyorlar
2
Rablarından kendilerine gelen her yeni ıhtarı mutlak eğlenerek dinliyorlar
3
Kalbleri hep oyunda hem onlar o zalimler şu gizli fısıltıyı sirleştiler: bu sırf sizin gibi, bir beşer artık göre göre sihire mi gidiyorsunuz?
4
Dedi: rabbım söyleneni bilir: Gökte de Yerde de ve o öyle semi, öyle alimdir
5
Dediler: adgasü ahlam, yok onu uydurdu, yok o bir şair, yoksa bize evvelkilerin gönderildikleri gibi bir ayet getirsin
6
Onlardan evvel ihlak ettiğimiz hiç bir karye iyman etmedi şimdi onlar mı iyman edecekler?
7
Senden evvel de başka değil ancak kendilerine vahiy gönderdiğimiz bir takım rical gönderdik, haydin zikr ehline sorun bilmiyorsanız
8
biz onları hem yemek yemez bir cesed yapmadık hemde mühalled değildiler
9
Sonra onlara olan va'de sadık olduk da kendilerini ve dilediklerimizi necata çıkarıp müsrifleri helak ettik
10
Şanım hakkı için size bir kitab indirdik ki bütün şanımız onda? Hala akıllanmıyacakmısınız?
11
Halbuki biz zulmetmekte olan nice memleket kırdık geçirdik ve arkasından diğerlerini başka bir kavm olarak neşet ettirdik
12
Be'simizi hissettikleri vakit, hemen oradan üzengi depiyorlardı,
13
yok, dedik: tepinmeyin, dönün o içinde şımartıldığınız şeylere ve meskenlerinize, ki sorguya çekileceksiniz
14
Vay bizlere: bizler cidden zalimler idik dediler
15
Artık bütün davaları bu oldu kaldı, nihayet onları öyle yapdık ki biçildiler, söndüler
16
Biz o Göğü ve Yeri oyunculuk etmek üzere yaratmadık
17
Eğer bir eğlence ittihaz etmiş olsa idik onu kendi ledünnümüzden ittihaz ederdik, yapacak olsa idik öyle yapardık
18
Hayır biz hakkı batılın tepesine fırlatırız da beynini parçalar, bir de bakarsın o anda mahvolmuştur, vay sizlere de o ettiğiniz vasıflardan
19
Halbuki Göklerde Yerde kim varsa onundur, ve onun huzurundakiler ona ibadetten ne çekinirler ne de yorgunluk duyarlar
20
Gece gündüz ona tesbih ederler, fütur getirmezler
21
Yoksa bir takım ilahlar edindiler de Arzdan neşri onlar mı yapacaklar?
22
Yerde Gökte Allahtan başka ilahlar olsa idi ikisi de fasid olmuş gitmişti, rabbın o arşın rabbı Allah münezzeh sübhandır onların isnad ettikleri vasıflardan
23
O yaptığından mes'ul olmaz onlar ise mes'uldürler
24
Yoksa ondan başka ilahlar mı edindiler? De ki: haydi getirin bürhanınızı, işte benimle beraber olanların zikri ve benden evvelkilerin zikri, fakat çokları hakkı bilmezler de onun için ı'raz ederler
25
Senden evvel hiç bir Resul göndermedik ki ona şöyle vahyetmiş olmıyalım: hakikat bu: benden başka ilah yoktur, onun için hep bana ıbadet edin
26
Böyle iken dediler ki: Rahman veled ittihaz etti, tenzih o sübhana, doğrusu onlar ikram olunmuş kullardır
27
Onun sözünün önüne geçmezler hep onun emriyle hareket ederler
28
O onların önlerindekini arkalarındakini bilir ve onlar onun rıza verdiği kimselerden başkasına şefaat etmezler ve hepsi onun haşyetinden titrerler
29
Ve içlerinden her kim ben ondan başka bir ilahım derse biz ona Cehennemi ceza veririz, zalimleri biz böyle cezalandırırız
30
Ya o küfredenler görmedilerde mi ki Semavat-ü Arz bitişik idiler de biz onları ayırdık, hayatı olan her şey'i sudan yaptık, hala inanmıyorlar mı?
31
Arzda da onları çalkalar diye baskılar oturttuk, hem onda bol bol açıklıklar yaptık ki doğru gidebilsinler
32
Semayı da mahfuz bir sakıf yaptık, onlar ise onun ayetlerinden yüz çeviriyorlar
33
Halbuki o, o halık ki geceyi, gündüzü ve Şems-ü Kameri yaratmış, bütün o ecram her biri birer felekte yüzüyorlar
34
Bir de biz senden evvel hiç biri beşer için huld nasib etmedik, şimdi ser ölürsen onlar muhalled mi kalacaklar?
35
Her nefis ölümü tadacak ve sizi bir imtihan olarak şer ve hayr ile mübtela kılacağız, hepiniz de nihayet bize irca' olunacaksınız
36
O küfredenler seni gördükleri vakıt da seni alaya tutuyorlar, bu mu ilahlarınızı anıp duran diyorlar, halbuki onlar hep rahmanın zikrine küfrediyorlar
37
İnsan aceleden yaratıldı, yarın ben onlara ayetlerimi göstereceğim şimdi siz acele etmeyin
38
Bir de bu va'd ne zaman? Doğru iseniz, diyorlar
39
Bilseler o küfredenler ne yüzlerinden ne arkalarından ateşi men'edemiyecekleri, ve hiç bir taraftan yardım olunmıyacakları o demi
40
Doğrusu o onları bağdeten gelecek de kendilerini dondura kalacak, artık ne reddini güçleri yetecek ne de kendilerine mühlet verilecek
41
Kasem olsun ki senden evvel bir çok Peygamberlerle istihza edildi de içlerinden alay edenleri o istihza ettikleri şey kuşatıverdi
42
De ki sizi: gece ve gündüz o rahmandan kim koruyabilir? Fakat onlar rablarının zikrinden sarfı nazar etmişlerdir
43
Yoksa onlar için kendilerini önümüzden men'edecek ilahlar mı var? Onlar kendi nefislerini bile kurtaramıyacakları gibi bizden sahabet de olunmazlar
44
Doğrusu biz, onları ve atalarını yaşattık hatta o ömür onlara uzun geldi, fakat şimdi görmüyorlar mı o Arzı etrafından eksiltip duruyoruz, o halde galip onlar mı?
45
De ki ben sizi ancak vahyile inzar ediyorum, amma ne kadar inzar edilseler sağırlar da'veti işitmezler
46
Maamafih kasem olsun rabbının azabından onlara bir nefha dokunursa muhakkak diyeceklerdir ki vay bizlere! Bizler cidden zalimler idik
47
Biz ise Kıyamet günü için mizanlara adaleti koruz da hiç bir nefis, zerrece zulm edilmez, bir hardel tanesi ağırlığınca da olsa onu getirir koruz, hisabcı da biz yeteriz
48
Celalim hakkı için biz Musa ile Haruna fürkan ve bir zıya ve bir zikir vermiştik, müttekıler için
49
O müttekıler için ki rablarına gıyabda haşyet beslerler ve o saatten titrer dururlar
50
İşte bu (Kur'an) da bizim indirdiğimiz mübarek zikirdir şimdi siz bunu mu inkar ediyorsunuz
51
Şanım hakkı için bundan evvel de İbrahime rüşdünü vermiştik
52
O vakıt ki babasına ve kavmine ne bu başına toplanıb durduğunuz temasil dedi
53
Atalarımızı bunlara ıbadet ediyor bulduk dediler
54
Kasem olsun ki dedi, siz de atalarınız da açık bir dalal içindesiniz
55
Dediler: ciddi mi söylüyorsun yoksa sen şakacılardan mısın
56
Doğrusu, dedi: rabbınız o Göklerin ve Yerin rabbıdır ki onları yaratmıştır ve ben buna şehadet edenlerdenim
57
Ve tallahi siz dönüp gittikten sonra putlarınıza labüdd bir tedbir yapacağım
58
Derken onları parça parça etti, ancak bir büyüklerini bıraktı ki belki ona müracaat ederler
59
Bunu bizim ilahlarımıza kim yapmış? Her halde o zalimlerden biri dediler
60
Bir delikanlı işittik bunları anıyor adına İbrahim deniyormuş dediler
61
Haydin dediler: getirin onu nasın gözleri önüne belki şehadet ederler
62
Dediler: sen mi yaptın bunu ilahlarımıza ya İbrahim
63
Belki dedi şu büyükleri yapmıştır, sorun bakalım onlara eğer söylerlerse
64
Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de dediler: doğrusu siz haksızsınız
65
Sonra yine tepeleri üstü ters döndüler, sen cidden bilirsin ki bunlar söylemez dediler
66
O halde dedi: Allahı bırakıp da size hiç bir faide veremiyecek, zarar da edemiyecek nesnelere mi tapıyorsunuz?
67
Yuf size ve Allahdan başka taptıklarınıza! hala akıllanmıyacak mısınız?
68
Siz bunu, dediler: yakın da ilahlarınızın öcünü alın, bir iş yapacaksınız
69
Ey nar, serin ve selamet ol İbrahime dedik
70
Ona bir dolab kurmak istediler, biz de daha ziyade kendilerini husrana düşürdük
71
Ve onu Lut ile beraber kurtarıp içinde alemine bereketler verdiğimiz Arza çıkardık
72
Ve ona İshakı ihsan ettik, fazla olarak Ya'kubu da ve her birini salihinden kıldık
73
Ve hepsini emrimizle yol gösteren imamlar ettik ve kendilerine hayırlar işlemeği, namaz kılmayı zekat vermeyi, vahyeyledik ve hep bize abid idiler
74
Lut, ona da huküm, bir ılim verdik ve onu habasetler işliyen o karyeden kurtardık, hakıkat onlar kötü, fasık bir kavm idiler
75
Onu ise rahmetimize idhal eyledik, çünkü o cidden salihinden idi
76
Nuhu da, zira mukaddema nida etmişti, biz de duasını kabul ettik de kendisini ve ehlini büyük bir sıkıntıdan kurtardık
77
Ve ayetlerimizi tekzib eden kavmden öcünü aldık, hakikat onlar kötü bir kavm idiler, biz de hepsini birden gargettik
78
Davud ile Süleymanı da, o vakit ki ikisi de hars hakkında huküm veriyorlardı, o vakıt ki ekinde geceleyin kavmin davarı yayılmıştı, biz de hukümlerine şahid idik
79
Derhal onu Süleymana anlattık, bununla beraber her birine bir huküm ve bir ılim vermiştik ve Davudun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık, kuşlarla beraber tesbih ediyorlardı ve biz bunları yaparız
80
Bir de ona sizin için sizi harbinizin şiddetinden korusun diye giyecek san'atı ta'lim etmiştik, şimdi siz şükrüne eda ediyor musunuz?
81
Süleyman için de şiddetli rüzgarı ki o içine bereketler verdiğimiz Arza emriyle cereyan ediyordu ve biz her şeyi biliriz
82
Şeytanlardan da onun için dalgıçlık edenleri ve daha başka amel için çalışanları teshır etmiştik ve hep onları zabteden biz idik
83
Eyyubu da, zira "enni messeniyed durru ve ente erhamur rahimin" diye rabbına nida etti
84
Biz de duasını kabul ettik de hemen kendisindeki durru açtık ve tarafımızdan bir rahmet ve abidler için bir muhtıra olmak üzere ona ehlini ve beraberlerinde onların bir mislini de verdik
85
İsmaili de, İdrisi de, Zül'kıfli de; hepsi sabirinden
86
Bunları da rahmetimize idhal eyledik, çünkü cidden salihindendirler
87
Zennunu da; hani öfkelenerek gitmişti de biz kendisini asla sıkıştırmayız zannetmişti, derken zulmetler içinde "la ilahe illa ente subhaneke inni kuntu minezzalimin" diye nida etti
88
Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisini gamden kurtardık ve işte mü'minleri böyle kurtarırız
89
Zekeriyyayı da; hani rabbına "rabbi la tezerni ferden ve ente hayrul varisin" diye nida etmişti
90
Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahyayı verdik ve onun zevcesini ıslah eyledik, hakıkat bunlar hayratta müsaraat ve bize rağbet ve rehbetle dua ederlerdi ve bizim için haşı'lerdi
91
Ve o dişiyi de ki ırzını muhkem korudu da kendisine ruhumuzdan nefhettik ve kendisile oğlunu alemine bir ayet kıldık
92
İşte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet, rabbınız da bir benim onun için hep bana kulluk edin
93
Onlar kumandalarını beyinlerinde parçaladılar, fakat hepsi bize rücu' edecekler
94
İmdi her kim mü'min olarak salihattan bir amel işlerse onun sa'yine küfran yok ve her halde biz onun hisabına yazarız
95
İhlak ettiğimiz karyeye dahi haramdır ki rücu' etmiyecek olsunlar
96
Nihayet Ye'cuc ve Me'cuc açılıb da her tepeden saldırdıkları
97
ve hak va'd yaklaştığı vakıt, o zaman işte o küfredenlerin derhal gözleri belerecek "eyvah bizlere biz bundan gaflet ettik, hayır kendimize zulmetmiş olduk" diyecekler
98
Haberiniz olsun ki siz ve Allahdan başka taptığınız nesneler hep Cehennem mermisisiniz, siz, ona vürud edeceksiniz
99
Onlar ilah olsalardı ona vürud etmezlerdi, halbuki hepsi onda muhalled kalacaklar
100
Öyle ki onların orada bir zefiri var, bunlar da orada iken işitmiyecekler
101
Şübhe yok ki haklarında bizden husna sebkedenler, bunlar, ondan uzaklaştırılmışlardır
102
ve bunlar canlarının istediğinde muhalled kalacaklardır
103
O fezeı ekber bunları mahzun etmiyecek ve bunları Melekler şöyle karşılayacaklar: bu işte sizin o gününüz ki va'dolunuyordunuz
104
O gün ki Semayı kitablar için defter dürer gibi düreceğiz evvel başladığımız gibi halkı iade edeceğiz, uhdemizde bir va'd, şübhe yok ki biz yaparız
105
Şanım hakkı için zikirden sonra Zeburda da yazmıştık: ki her halde Arz, ona benim salih kullarım varis olacaktır
106
Şübhe yok ki bunda abid bir kavm için kafi bir öğüd vardır
107
Ve seni sade alemine rahmet olarak göndermişizdir
108
De ki: bana sade vahyolunuyor ki: ilahınız ancak bir ilahdır, şimdi siz müsliman oluyor musunuz?
109
Bunun üzerine aldırmazlarsa o halde de de ki: size düpedüz ı'lan ettim, ve bilmem bu size edilen va'd-ü vaid pek yakın mı, yoksa uzak mı?
110
Şübhe yok ki o, söylenenden, açığa vurulanı da bilir gizlediğinizi de bilir
111
Ve bilmem belki bu (mühlet) sizin için bir imtihan ve vakta kadar bir istifadedir
112
Dedi: ya rabb! hakka hukmet ve rabbımız rahmandır ancak isnadlarınıza karşı sığınılacak müstean