22
SURE

Hac Suresi

Süleymaniye Vakfı • Süleymaniye Vakfı Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey insanlar! Rabbinizden[1] çekinerek kendinizi koruyun. Çünkü kıyamet saatinin sarsıntısı büyük bir beladır.
2
Onu göreceğiniz günde, yavrusunu emzirmekte olan her anne, telaştan yavrusunu unutur, gebeler düşük yaparlar. İnsanları kendilerinden geçmiş görürsün; kendilerinden geçmezler ama Allah'ın azabı onları iyice sarar.
3
Kimi insanlar, bir yararı olmayan şeytanlara uyarak Allah ile ilgili konularda bilgisizce mücadeleye girerler.
4
Şeytan hakkında yazılan şudur: "O, kendini veli (yakın dost) edineni şaşırtır ve alevli ateşe yöneltir."
5
Ey insanlar! Kabirlerden kalkma konusunda şüpheniz varsa (düşünün): Sizi önce topraktan sonra döllenmiş yumurtadan, sonra alakadan[1], sonra da bir çiğnem[2] et parçasından belli belirsiz şekilde yarattık. Bu sözler, size olup biteni açıklamamız içindir. Yaşamasını tercih ettiğimizi belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde tutar, sonra sizi bir çocuk olarak çıkarırız. Sonra da ergenlik çağına eresiniz (diye yaşatırız). Kiminiz ölür, kiminiz de ömrün en düşkün çağına[3] kadar yaşatılır ki bilirken bilemez hale gelsin. Toprağı da kupkuru görürsün ama üzerine suyu indirdik mi kıpırdar, kabarır ve her türlü güzel bitkinden bir eş bitirir.
6
Bu, Allah'ın gerçek varlık olmasından dolayı böyledir. Ölülere can veren O'dur. O, her şeye bir ölçü koyar.
7
Kıyamet saati gelecektir, onda şüpheye yer yoktur ve Allah, kabirlerde olanları da kaldıracaktır.
8
Öyle insanlar vardır ki yol gösterecek kimsesi ve aydınlatacak bir kitabı olmadan Allah hakkında bilgisizce tartışmaya girer.
9
Allah'ın yolundan saptırmak için kendilerini büyük gösterirler. Onların hakkı bu dünyada alçalmaktır. (Mezardan) kalkış gününde de onlara yangın azabını tattıracağız.
10
(Onlara denecek ki) "İşte bu senin ellerinle yaptığının karşılığıdır. Yoksa Allah kullarına karşı yanlış yapmaz."
11
İnsanlardan kimi de Allah'a sınırda kulluk eder. Eline bir imkan geçse rahatlar; başına bir sıkıntı gelse yüz çevirir. Böylesi dünyayı da kaybeder ahireti de. Apaçık hüsran işte budur.
12
Allah ile araya, kendisine zarar vermeyecek ve bir yararı da olmayacak şeyi koyarak yardıma çağırır. İşte bu, pek derin bir sapıklıktır.
13
Zararı yararından yakın olan kişiyi[1] de yardıma çağırır. O ne kötü bir yardımcı[2] ve ne kötü bir yandaşlar topluluğudur.
14
Allah, inanıp güvenen ve iyi işler yapanları içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Allah, dilediğini yapar.
15
Kim Allah'ın, dünyada da ahirette de kendine asla yardım etmeyeceği kanaatine varmışsa bir gerekçeyle göğe (Allah'a) yönelsin[1], diğer ilişkilerini derhal kessin ve baksın ki bu yol kendini bunaltan şeyi gerçekten giderecek mi yoksa gidermeyecek mi?"
16
İşte böyle… Biz onu (Kitabı), birbirini açıklayan ayetler olarak indirdik. Doğrusu Allah, o yolu tercih eden kimseyi[1] yoluna kabul eder.
17
İnanıp güvenenler, Yahudi, Sabii, Hıristiyan ve Mecusi olanlar bir de müşrikler var ya; Allah (mezardan) kalkış günü onların aralarını ayıracaktır[1]. Allah, her şeye şahittir.
18
Göklerde olan kimselerle yerde olan kimselerin Allah'a secde ettiklerini hiç görmedin mi? Güneş, ay, yıldızlar, dağlar, ağaçlar ve hayvanlar ile insanların birçoğu ona secde eder. Birçoğu da azabı hak eder. Allah'ın değersiz kıldığını, kimse değerli yapamaz. Allah, tercih ettiği şeyi yapar.
19
İşte Rableri konusunda çekişen iki düşman kesim; kafir (ayetleri görmezlikten gelen) kesim için ateşten elbiseler biçilecek ve başlarından aşağı kaynar sular dökülecektir.
20
Onunla karınlarının içinde olanlar ve derileri eritilecektir.
21
Onlar için demirden kamçılar da hazırlanmıştır.
22
İyice bunalıp oradan çıkmak isterlerse her defasında geri getirilecek ve onlara: "Şu yanma azabının zevkine varın" denecektir.
23
İnanıp güvenen ve iyi işler yapan kesimi de Allah, içinden ırmaklar akan cennetlere koyacaktır. Onlar orada altın bileziklerle, incilerle süslenecekler ve elbiseleri ipekten olacaktır.
24
Onlar sözün güzeline[1] yönlendirilmiş, her şeyi güzel yapanın yoluna kabul edilmiş kimselerdir.
25
Ayetleri görmezlikte direnen, insanları Allah'ın yolundan, bir de yerli-yabancı herkes eşit olsun diye kurduğumuz Mescid-i Haram'dan engelleyen ve yanlış yaparak orada yamukluk peşinde olanlara acıklı bir azap tattıracağız.
26
İbrahim'e Beyt'in yerini gösterdiğimiz zaman, "Bana hiçbir şeyi ortak sayma; tavaf edenler, kıyam, rüku ve secde edenler için Beytimi temiz tut" demiştik.
27
İnsanların içinde o haccı ilan et[1] ki yürüyerek ve bitkin binekler üzerinde bütün derin vadilerden geçerek sana gelsinler.
28
Gelsinler de kendi menfaatlerini görsünler[1]; belli günlerde de Allah'ın onlara rızık olarak verdiği hayvanlardan en'am (koyun, keçi, sığır ve deve) üzerine Allah'ın adını ansınlar. Onlardan hem siz yiyin hem de darda olan yoksula yedirin.
29
Aynı zamanda[1] tefeslerini (Arafat ve Müzdelife vakfelerini) tamamlasınlar[2], adaklarını yerine getirsinler[3] ve o şerefli Beyti (Kabe'yi) tavaf etsinler.
30
Bunun sebebi şudur: Kim Allah'ın dokunulmaz kıldığı şeylere gereken değeri verirse Rabbinin (Sahibinin) katında onun için iyi olur. Size okunanın[1] dışında kalan en'am (koyun, keçi, sığır, deve) helal kılındı. Onun için putların pisliğinden uzak durun; yalan sözden de uzak durun.
31
Bunu, Allah için doğru kimseler olarak; şirke düşmeden yapın. Kim Allah'a şirk koşarsa gökten düşmüş de onu kuşlar kapmış ya da rüzgar uzak bir yere sürüklemiş gibi olur.
32
Bu böyledir; çünkü kim Allah'a kulluğun simgelerine saygı gösterirse onlara olan saygı kalplerdeki takvadan[1] gelir.
33
Belirli bir süreye kadar[1] kurbanlıklarda sizin için bir takım faydalar vardır. Sonra varacakları son nokta Beyt-i atik (Kabe)dir.
34
Her toplum (ümmet) için bir mensek[1] yaptık ki kendilerine rızık olarak verdiğimiz en'am (koyun, keçi, sığır ve deve) cinsinden hayvanları Allah'ın adını anarak kessinler. Hepinizin ilahı bir tek ilahtır; O'na teslim olun. Alçak gönüllülere müjde ver.
35
Onlar Allah anılınca yürekleri titreyen, başlarına gelenlere sabreden, namazı tam kılan ve kendilerine verdiğimiz rızıktan hayra harcayan kimselerdir.
36
Sizin için de bedence gelişmiş kurbanlık hayvanları[1] Allah'a kulluğun simgelerinden yaptık. Onlarda sizin için fayda vardır. Sıra sıra dururlarken üzerlerine Allah'ın adını anın. Yanları yere yapıştığı zaman onlardan hem siz yiyin, hem kendi halinden memnun olana hem de isteyene yedirin. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik; belki görevlerinizi yerine getirirsiniz.
37
Onların ne etleri, ne de kanları Allah'a ulaşır; ona ulaşacak olan sizin takvanızdır[1]. Onları bu şekilde sizin hizmetinize verdik ki Allah'ın yol göstermesine karşılık tekbir[2] getiresiniz. Sen güzel davrananlara müjde ver.
38
Muhakkak ki Allah, inanıp güvenenleri savunacaktır; Allah, ayetleri görmezlikten gelen hiçbir haini sevmez.
39
Kendilerine karşı savaş açılanlara savaşma izni verildi çünkü haksızlığa uğradılar. Allah, onlara yardım için elbette bir ölçü belirlemiştir.
40
Onlar sırf "Rabbimiz[1] Allah'tır." dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Eğer Allah, insanların kimini kimiyle savmasa, tapınaklar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın adı çokça anılan mescitler yerle bir edilirdi. Allah, kendisine yardım edenlere elbette yardım eder. Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir.
41
Onlar öyle kimselerdir ki eğer bir yere yerleştirsek namazı tam kılar, zekatı verir, marufa (Kur'an ölçülerine) uygun olanı ister, münkere (Kur'an'a ve insan doğasına uymayan şeye) karşı durur. Her işin sonu Allah'a varır.
42
Eğer bunlar seni yalanlarlarsa bil ki daha önce Nuh halkı, Ad ve Semud da (kendilerine gelen elçileri) yalanlamışlardı.
43
İbrahim'in halkı ile Lut'un halkı da öyle yapmıştı,
44
Medyen'liler de öyleydi. Musa da senin gibi yalancı sayılmıştı. Ayetleri görmezlikten gelen o kişilere önce süre tanıdım sonra da yakalarına yapıştım. Benim hoşlanmamamın[1] sonu nasıl oldu (gördüler)!
45
Biz nice kenti yanlış yaparlarken etkisiz hale getirmişizdir. Onlara, devrilmiş direkleri üzerine çökmüş, bir kör kuyu ve sağlam bir köşk kalmıştır.
46
Böyle yerleri gezip dolaşmadılar mı ki düşünecek kalpleri ve dinleyecek kulakları olsun. Gözler kör olmaz ama onların göğüslerindeki kalpleri kör olur.
47
Allah, sözünden asla caymadığı halde, onlar senden azabın çabuklaştırılmasını istiyorlar. Halbuki Rabinin katındaki bir gün sizin sayınızla bin yıl gibidir[1].
48
Yanlışlar içinde oldukları halde nice kentlere, önce süre tanıdım sonra da onları kıskıvrak yakaladım. Dönüş banadır.
49
De ki "Ey insanlar! Ben sizler için sadece doğruları açıklayan bir uyarıcıyım."
50
İnanıp güvenen ve iyi işler yapanlar için bağışlanma ve bol rızık vardır.
51
Ayetlerimizi değersizleştirmeye çalışanlar da o alevli ateşin ahalisi olurlar.
52
Senden önce de elçi veya nebi olarak gönderdiğimiz kimselerden hangisi bir şey tasarlasa Şeytan onun tasarladığı şeye mutlaka bir pislik bulaştırmıştır. Arkasından Allah, şeytanın bulaştırdığını gidermiş sonra da ayetlerini (zihinlerde) iyice pekiştirmiştir.[1] Allah bilir, doğru karar verir.
53
Şeytanın bulaştırdığı şeye izin vermemiz[1], kalplerinde hastalık olanlar ile kalpleri katı olanları imtihan içindir. Yanlış yapanlar, tam olarak ayrılmış ve uzaklaşmış olurlar.
54
Bunun (Allah'ın şeytanların karıştırdığına izin vermesinin) bir sebebi de kendilerine o bilginin ulaştığı kimselerin, onun (ayetlerin) senin Sahibinden gelen bir gerçek olduğunu bilmelerini, ona inanmalarını ve kalplerinin ona yatışmasını sağlamaktır. Allah inanıp güvenenleri elbette doğru bir yola yönlendirir.
55
Ama O'nun tebliğini görmezlikten gelenler, beklemedikleri bir anda kıyamet saati kendilerine gelinceye ya da kısır bir günün azabı ulaşıncaya kadar şüphe içinde olmaya devam edeceklerdir.
56
O gün tüm yetki (hakimiyet), yalnız Allah'ındır; aralarındaki kararı o verecektir. İnanıp güvenen ve iyi iş yapanlar, nimetlerle dolu cennetlerde olacaklardır.
57
Ayetleri görmezlikten gelenlere ve ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılanlara gelince, işte onlar için alçaltıcı bir azap vardır.
58
Allah yolunda hicret[1] edenleri, sonra öldürülen veya ölenleri Allah, elbette güzel bir rızıkla rızıklandıracaktır. Allah, rızık verenlerin elbette en hayırlısıdır.
59
Bir de onları, hoşlanacakları bir yere elbette yerleştirecektir. Allah bilir, yumuşak davranır.
60
Bu böyledir; kim kendine yapılan kötülüğe/saldırıya misliyle ceza/karşılık verir ve sonra yine de kötülüğe/saldırıya uğrarsa Allah ona elbette yardım eder. Çünkü Allah, hoşgörülüdür, affeder bağışlar.
61
İşte böyle; Allah geceyi gündüzün içine geçirir, gündüzü de gecenin içine geçirir. Allah dinler ve görür.
62
Bu Allah'ın gerçeğin kendisi olmasından dolayı böyledir. O'nunla aralarına koyup yardıma çağırdıkları ise gerçek dışıdır. Allah yücedir, büyüktür.
63
Hiç görmedin mi Allah gökten su indirir de yeryüzü yemyeşil olur? Allah, her şeyi en ince ayrıntısına kadar yapar[1], her şeyin iç yüzünü bilir. (Allah, her şeyin iç yüzünü en ince ayrıntısına kadar bilir.)
64
Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O'nundur. Kimseye ihtiyacı olmayan ve yaptığını güzel yapan, Allah'tır.
65
Hiç görmedin mi Allah, yerde olan her şeyi ve denizde akıp giden gemiyi kendi emri ile[1] sizin hizmetinize vermiştir? Yerin üstüne düşmesin diye göğü tutan da O'dur; O'nun izniyle düşerse başka. Allah, insanlara karşı pek şefkatlidir, ikramı boldur.
66
Size hayat veren sonra öldüren sonra yine hayat verecek olan O'dur. İnsanoğlu gerçekten nankördür.
67
Her toplum(ümmet) için kurban ibadeti (mensek) koyduk, onlar onu yerine getirirler. Bu konuda seninle asla çekişmemeleri gerekir. Sen onları Rabbine çağır. Çünkü sen dosdoğru bir yoldasın.
68
Seninle tartışırlarsa de ki "Allah sizin ne yaptığınızı çok iyi biliyor."
69
Allah, anlaşamazlığa düştüğünüz konulardaki hükmünü (mezardan) kalkış günü, yüzünüze karşı verecektir.
70
Bilmez misin ki Allah, gökte ve yerde olan her şeyi bilir. Bunların hepsi tek bir yerde kayıtlıdır. Bu iş Allah'a göre kolaydır.
71
Allah'ın hakkında bir yetki (delil) indirmediği şeyi Allah ile aralarına koyup ona kulluk ederler. O konuda kendilerinde bir bilgi de yoktur. Bu yanlışı yapanların yardımcısı olmaz.
72
Onlara birbirini açıklayan ayetlerimiz okununca, görmezlikten gelenlerin (kafirlerin) yüzündeki nefreti fark edersin. Kendilerine ayetlerimizi okuyanlara neredeyse saldıracak gibi olurlar. De ki "Sizi daha kötü duruma sokacak şeyi bildireyim mi? Cehennem ateşi!" Allah onu, kafirlere söz vermiştir. Ne kötü hale gelmektir o.
73
Ey insanlar! Size bir örnek veriliyor[1]; iyi dinleyin. Allah ile aranıza koyduklarınız bir araya gelseler bir sinek bile yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa geri alamazlar. İsteyen de acizdir, istenen de.
74
Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Oysa Allah güçlüdür, her işin üstesinden gelir.
75
Allah, meleklerden elçiler seçer; insanlardan da seçer. Allah dinler ve görür.
76
Yaptıklarını da geriye bıraktıklarını da O bilir. Bütün işler, Allah'a arz edilir.
77
Ey inananlar! Rüku edin, secde edin ve Rabbinize (Sahibinize) kulluk edin. İyi işler yapın ki umduğunuza kavuşasınız.
78
Allah yolunda hakkıyla mücadele (cihad)[1] edin. Size fırsat veren O'dur. Bu dinde size bir güçlük yüklememiştir. Babanız İbrahim'in şeriatına uyun. Allah size daha önce ‘Müslüman (tam teslim olan)' adını verdi. Bu kitapta da o adı verdi ki elçimiz size örnek[2] olsun. Siz de insanlara örnek olasınız. Namazı tam kılın, zekatı verin ve Allah'a sıkı sarılın. O sizin en yakınınızdır; ne iyi dost ve ne iyi yardımcıdır.