26
SURE

Şuara Suresi

Bayraktar Bayraklı • Yeni Bir Anlayışın Işığında Kur'an Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ta, sin, mim.
2
Bunlar, apaçık kitabın ayetleridir.
3
Sen, inanmıyorlar diye neredeyse kendini helak edeceksin.
4
Dilersek onlara gökten bir mucize indiririz de mecbur kalıp boyun eğerler.
5
Onlara Rahman'dan hiçbir yeni hatırlatma gelmez ki, ondan yüz çevirmesinler.
6
Nitekim Kur'an'ı da yalanladılar. Ama alay edip durdukları şeyin haberleri yakında onlara gelecektir.
7
Yeryüzüne bir bakmazlar mı? Orada her güzel çiftten nice bitkiler yetiştirdik.
8
Şüphesiz bunda yaratıcının varlığına dair kesin delil vardır; ama çoğu iman etmezler.
9
Şüphesiz senin Rabbin, mutlak galip ve sonsuz merhamet sahibidir.
10
- Hani Rabbin Musa'ya, "O zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Hala sakınmayacaklar mı onlar?" diye seslenmişti.
11
- Hani Rabbin Musa'ya, "O zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Hala sakınmayacaklar mı onlar?" diye seslenmişti.
12
Musa şöyle dedi: "Ey Rabbim! Doğrusu, beni yalanlamalarından korkuyorum."
13
"Bu durumda içim daralır, dilim dönmez. Onun için Harun'a da peygamberlik ver!"
14
"Onlara karşı benim bir suçum var. Beni öldürmelerinden korkuyorum."
15
Allah şöyle buyurdu: "Hayır! Asla endişe etme! İkiniz, mucizelerimizle gidiniz. Şüphesizbiz, sizinle beraberiz, işitmekteyiz."
16
- "Firavun'a gidiniz: 'Biz, alemlerin Rabbinin peygamberleriyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder!' deyiniz."
17
- "Firavun'a gidiniz: 'Biz, alemlerin Rabbinin peygamberleriyiz; İsrailoğullarını bizimle beraber gönder!' deyiniz."
18
- Firavun dedi ki: "Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin."
19
- Firavun dedi ki: "Seni küçükken elimizde büyütmedik mi? Yanımızda yıllarca kalmadın mı? Oysa sen sonunda yapacağını yaptın. Sen nankörlerdensin."
20
- Musa, "O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır" dedi.
21
- Musa, "O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır" dedi.
22
- Musa, "O işi, daha ne yaptığımı bilmez biriyken işledim. Bu yüzden sizden korkup kaçtım; sonra, Rabbim bana ilim ve hikmet verip beni peygamberlerden kıldı. Başıma kaktığın bu nimet, İsrailoğulları'nı kendine köle yapmandan dolayıdır" dedi.
23
Firavun şöyle dedi: "Alemlerin Rabbi dediğin de nedir?"
24
Musa şöyle cevap verdi: "Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız; O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbidir."
25
Firavun, etrafındakilere, "Duymuyor musunuz?" dedi.
26
Musa, "O, sizin de, evvelki atalarınızın da Rabbidir" dedi.
27
Firavun, "Size gönderilen peygamberiniz kesinlikle delidir" dedi.
28
Musa," Eğer düşünüp anlarsanız O, doğunun, batının ve ikisinin arasında bulunanların Rabbidir" dedi.
29
Firavun, "Eğer benden başka tanrı edinirsen, seni kesinlikle hapsederim" dedi.
30
Musa, "Sana apaçık bir mucize getirirsem de mi?" dedi.
31
Firavun, "Eğer doğru söylüyorsan, haydi getir onu!" dedi.
32
Bunun üzerine Musa, asasını yere attı. Bir de ne görsünler, asa apaçık koca bir yılan oluverdi.
33
Elini de koynundan çıkardı, bir de ne görsünler; bembeyaz olmuş.
34
- Firavun çevresindeki ileri gelenlere, "Bu, doğrusu, çok bilgili bir sihirbazdır!" dedi. "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
35
- Firavun çevresindeki ileri gelenlere, "Bu, doğrusu, çok bilgili bir sihirbazdır!" dedi. "Sizi sihriyle yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Şimdi ne buyurursunuz?"
36
- İleri gelenler dediler ki, "Onu ve kardeşini alıkoy!Şehirlere haberciler sal!Bütün usta büyücüleri çağırsınlar." Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
37
- İleri gelenler dediler ki, "Onu ve kardeşini alıkoy!Şehirlere haberciler sal!Bütün usta büyücüleri çağırsınlar." Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
38
- İleri gelenler dediler ki, "Onu ve kardeşini alıkoy!Şehirlere haberciler sal!Bütün usta büyücüleri çağırsınlar." Büyücüler, belli bir günün tayin edilen vaktinde bir araya getirildi.
39
Halka, "Siz de toplanıyor musunuz?" denildi.
40
Halk, "Sihirbazlar üstün gelirse, biz de belki onlara uyarız" dediler.
41
- Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a, "Biz üstün gelirsek, bize bir ödül vereceksin, değil mi?" dediler. Firavun, "Evet, o taktirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
42
- Sihirbazlar geldiklerinde, Firavun'a, "Biz üstün gelirsek, bize bir ödül vereceksin, değil mi?" dediler. Firavun, "Evet, o taktirde siz gözde kimselerden olacaksınız" dedi.
43
- Musa onlara: "Ne atacaksanız atın!" dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz" dediler. Sonra Musa asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.
44
- Musa onlara: "Ne atacaksanız atın!" dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz" dediler. Sonra Musa asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.
45
- Musa onlara: "Ne atacaksanız atın!" dedi. Onlar da iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un onuru için elbette bizler galip geleceğiz" dediler. Sonra Musa asasını yere bıraktı. Bir de ne görsünler, onların sihirlerini yutuveriyor.
46
- Bu durum karşısında sihirbazlar hemen secdeye kapanarak, "Biz, alemlerin Rabbine inandık" dediler. "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."
47
- Bu durum karşısında sihirbazlar hemen secdeye kapanarak, "Biz, alemlerin Rabbine inandık" dediler. "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."
48
- Bu durum karşısında sihirbazlar hemen secdeye kapanarak, "Biz, alemlerin Rabbine inandık" dediler. "Musa'nın ve Harun'un Rabbine."
49
Firavun, "Ben size izin vermeden ona inanıyorsunuz, öyle mi?" diye çıkıştı. "Doğrusu o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Andolsun, yakında bileceksiniz, bana karşı gelip döneklikyapmanız yüzünden ellerinizi ve ayaklarınızı doğrayacağım, hepinizi asacağım" dedi.
50
-İnanan sihirbazlar, "Zararı yok, biz elbette Rabbimize döneceğiz, inananların ilki olmamızdan dolayı, Rabbimizin, günahlarımızı bağışlayacağını umarız" dediler.
51
-İnanan sihirbazlar, "Zararı yok, biz elbette Rabbimize döneceğiz, inananların ilki olmamızdan dolayı, Rabbimizin, günahlarımızı bağışlayacağını umarız" dediler.
52
Biz, Musa'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar; elbette izleneceksiniz" diye bildirdik.
53
- Bu arada Firavun, şehirlere, "Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız" diyen haberciler gönderdi.
54
- Bu arada Firavun, şehirlere, "Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız" diyen haberciler gönderdi.
55
- Bu arada Firavun, şehirlere, "Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız" diyen haberciler gönderdi.
56
- Bu arada Firavun, şehirlere, "Doğrusu bunlar, bizi öfkelendiren döküntü azınlıklardır; elbette hepimiz uyanık olmalıyız" diyen haberciler gönderdi.
57
- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.
58
- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.
59
- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.
60
- Bunun üzerine Firavun'un adamlarını bahçelerden, pınar başlarından, hazinelerden ve şerefli makamlardan çıkardık. Böylece onlara İsrailoğulları'nı mirasçı kıldık. Ancak Firavun'un adamları, güneş doğarken İsrailoğulları'nın ardına düştüler.
61
- İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları, "İşte yakalandık" dediler. Musa, "Hayır! Rabbim benimle beraberdir, bana elbette bir çıkış yolu gösterecektir" dedi.
62
- İki topluluk birbirini gördüğünde, Musa'nın adamları, "İşte yakalandık" dediler. Musa, "Hayır! Rabbim benimle beraberdir, bana elbette bir çıkış yolu gösterecektir" dedi.
63
Bunun üzerine Musa'ya, "Değneğinle denize vur!" diye bildirdik. Deniz ortadan yarıldı; her parçası yüce bir dağ gibi oldu.
64
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.
65
Musa ve beraberinde bulunanların hepsini kurtardık.
66
Sonra ötekilerini suda boğduk.
67
Şüphesiz bunda bir ders vardır, ama çokları inanmamaktadır.
68
ŞüphesizRabbin, mutlak galip ve merhamet sahibidir.
69
- Onlara İbrahim'in kıssasını anlat! İbrahim, babasına ve ulusuna "nelere tapıyorsunuz?" demişti. Onlar: "Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz" demişlerdi. İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Onlar: "Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk" demişlerdi.
70
- Onlara İbrahim'in kıssasını anlat! İbrahim, babasına ve ulusuna "nelere tapıyorsunuz?" demişti. Onlar: "Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz" demişlerdi. İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Onlar: "Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk" demişlerdi.
71
- Onlara İbrahim'in kıssasını anlat! İbrahim, babasına ve ulusuna "nelere tapıyorsunuz?" demişti. Onlar: "Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz" demişlerdi. İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Onlar: "Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk" demişlerdi.
72
- Onlara İbrahim'in kıssasını anlat! İbrahim, babasına ve ulusuna "nelere tapıyorsunuz?" demişti. Onlar: "Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz" demişlerdi. İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Onlar: "Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk" demişlerdi.
73
- Onlara İbrahim'in kıssasını anlat! İbrahim, babasına ve ulusuna "nelere tapıyorsunuz?" demişti. Onlar: "Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz" demişlerdi. İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Onlar: "Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk" demişlerdi.
74
- Onlara İbrahim'in kıssasını anlat! İbrahim, babasına ve ulusuna "nelere tapıyorsunuz?" demişti. Onlar: "Putlara tapıyoruz; onlarla ilgilenip duruyoruz" demişlerdi. İbrahim: "Çağırdığınız zaman sizi duyarlar mı ve size bir fayda ve zarar verirler mi?" demişti. Onlar: "Ancak, babalarımızı da böyle yaparken bulduk" demişlerdi.
75
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
76
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
77
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
78
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
79
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
80
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
81
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
82
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
83
- İbrahim şöyle demişti: "Eski atalarınızın ve sizin nelere taptıklarınızı görüyor musunuz? Doğrusu onlar benim düşmanımdır. Dostum, ancak alemlerin Rabbidir. Beni yaratan da, doğru yola eriştiren de O'dur. Beni yediren de, içiren de O'dur. Hasta olduğumda bana O şifa verir. Beni öldürecek, sonra da diriltecek O'dur. Ahiret gününde, yanılmalarımı bana bağışlamasını umduğum O'dur. Rabbim! Bana ilim ve egemenlik ver ve beni iyiler arasına kat!"
84
-"Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine varis olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!"
85
-"Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine varis olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!"
86
-"Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine varis olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!"
87
-"Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine varis olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!"
88
-"Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine varis olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!"
89
-"Sonraki nesiller arasında benim doğrulukla anılmamı sağla. Beni nimet cennetine varis olaylardan eyle. Babamı da bağışla; o, doğrusu şaşırmışlardandır. İnsanların diriltileceği gün, Allah'a temiz bir kalple gelenden başkasına mal ve oğulların fayda vermeyeceği gün, beni utandırma!"
90
- O gün cennet, Allah'a karşı saygılı olanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlar için ortaya çıkarılır.
91
- O gün cennet, Allah'a karşı saygılı olanlara yaklaştırılır. Cehennem de azgınlar için ortaya çıkarılır.
92
- Onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.
93
- Onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.
94
- Onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.
95
- Onlara, "Allah'tan başka taptıklarınız nerededir? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerine yardımları dokunuyor mu?" denilir. Onlar, azgınlar ve İblis'in adamları tepe taklak hepsi oraya atılırlar.
96
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
97
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
98
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
99
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
100
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
101
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
102
- Cehennemde putlarıyla çekişerek şöyle derler: "Vallahi, biz apaçık bir sapıklıkta idik; çünkü biz sizi alemlerin Rabbine eşit tutmuştuk; biz apaçık bir sapıklık içindeymişiz. Şimdi ne şefaatçimiz ne de bir dostumuz vardır.Keşke geriye dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."
103
- Bunda şüphesiz bir ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Doğrusu Rabbin, güçlüdür, acıyandır.
104
- Bunda şüphesiz bir ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Doğrusu Rabbin, güçlüdür, acıyandır.
105
Nuh kavmi de peygamberleri yalanladı.
106
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
107
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
108
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
109
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
110
- Kardeşleri Nuh onlara şöyle demişti: "Sakınmaz mısınız? Bakın ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin. Hem bunun için sizden dünyevi bir karşılık da istemiyorum. Benim karşılığımı verecek olan, ancak alemlerin Rabbidir. Onun için, Allah'a saygı duyun ve bana itaat edin!"
111
Kavmi, Nuh'a şöyle dedi: "Sana, düşük seviyeli kimseler tabi olup dururken, biz sana iman eder miyiz hiç!"
112
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
113
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
114
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
115
- Nuh dedi ki: "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur. Onların hesabı Rabbime aittir, düşünsenize! Ben iman edenleri kovacak değilim. Ben ancak apaçık bir uyarıcıyım."
116
Dediler ki: "Ey Nuh! Vazgeçmezsen iyi bil ki, taşlanmışlardan olacaksın!"
117
- Nuh, "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!" dedi.
118
- Nuh, "Ey Rabbim! Kavmim beni yalanladı, benimle onların arasında sen hüküm ver! Beni ve beraberimdeki inananları kurtar!" dedi.
119
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
120
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
121
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
122
- Bunun üzerine onu ve beraberinde olanları dolu bir gemi içinde taşıyarak kurtardık. Sonra geride kalanları suda boğduk. Doğrusu, bunda ders vardır, ama çoğu inanmamaktadır. Rabbin, şüphesiz güçlüdür, merhamet sahibidir.
123
'Ad kavmi de peygamberlerini yalanladı.
124
Kardeşleri Hud, onlara şöyle dedi: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
125
"Şüphesiz ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
126
"Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"
127
"Ben bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir."
128
"Sizler her yüksek yerde övündüğünüz büyük bir köşk mü dikeceksiniz?"
129
"Ebedi kalacağınız ümidiyle saraylar mı edineceksiniz?"
130
"Yakaladığınızda, zorbalar gibi yakalıyorsunuz."
131
"Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"
132
"Size bildiğiniz nimetleri veren Allah'tan sakının!"
133
"Size evcil hayvanlar ve oğullar verdi."
134
"Bahçeler ve pınarlar verdi."
135
"Ben hakkınızda büyük bir günün azabından korkarım" dediğinde;
136
Onlar, "Senin ögüt vermen de vermemen de bizim için birdir";
137
"Bu dediklerin eskilerin yalanlarından başka bir şey değildir."
138
-"Biz yaptıklarımızdan dolayı ceza görmeyeceğiz" deyip onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da.
139
-"Biz yaptıklarımızdan dolayı ceza görmeyeceğiz" deyip onu yalanladılar. Biz de onları helak ettik. Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da.
140
Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
141
Semud kavmi de peygamberlerini yalanladı.
142
Kardeşleri Salih, onlara, "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" demişti.
143
"Şüphesiz ben size gönderilmişgüvenilir bir peygamberim."
144
"Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"
145
"Ben bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir."
146
"Burada güven içinde bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?"
147
"Bahçelerin ve pınarların içerisinde."
148
"Ekinler, salkımlı hurma ağaçları arasında."
149
"Sevinçle dağlarda evler yaparak?"
150
"Artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin!"
151
"Aşırı gidenlerin emrine uymayın!"
152
"Onlar, yeryüzünde bozgunculuk yapıyorlar da insanların iyiliğine çalışmıyorlar" dediğinde;
153
Onlar şöyle dediler: "Şüphesiz sen sadece büyülenenlerden birisin."
154
"Sen de bizim gibi bir insandan başka bir şey değilsin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir!" dediler.
155
Salih ise şöyle dedi: "İşte,mucize bu dişi devedir. Belirli bir gün onun da, sizin de su içme hakkınız vardır."
156
"Ona bir kötülük yapmayınız! Aksi takdirde başınıza büyük bir felaket gelir."
157
Buna rağmen onlar deveyi kestiler, ama sonunda pişman oldular.
158
Çünkü felaket başlarına geldi. Onların çoğu inanmamış olsa da,bunda kesinlikle bir ders vardır.
159
Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür;çok merhametlidir.
160
Lut kavmi de peygamberleri yalanladı.
161
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
162
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
163
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
164
- Kardeşleri Lut onlara şöyle demişti: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Allah'tan sakının ve bana itaat edin! Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir.
165
- Allah'ın sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz? Doğrusu siz sapık bir toplumsunuz."
166
- Allah'ın sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıp da, erkeklerle mi cinsel ilişkiye giriyorsunuz? Doğrusu siz sapık bir toplumsunuz."
167
Onlar şöyle dediler: "Ey Lut!Bizi kınamaya bir son vermezsen, kesinlikle sürgün edilenlerden olacaksın."
168
- Lut, "Ben kesinlikle, yaptığınız bu işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!" dedi.
169
- Lut, "Ben kesinlikle, yaptığınız bu işe kızanlardanım. Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıklarından kurtar!" dedi.
170
- Bunun üzerine biz de onu ve helak olanların içerisinde kalan bir kocakarı dışında bütün ailesini kurtardık.
171
- Bunun üzerine biz de onu ve helak olanların içerisinde kalan bir kocakarı dışında bütün ailesini kurtardık.
172
- Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!
173
- Sonra diğerlerini yerle bir ettik. Üzerlerine bir yağmur yağdırdık. Ne kötü bir yağmurdu, o uyarılanların yağmuru!
174
- Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
175
- Bunda kesinlikle bir ders vardır. Onların çoğu inanmamış olsa da. Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
176
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
177
Onlara Şu'ayb şunları söyledi: "Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
178
"Şüphesiz ben, size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim."
179
"Allah'tan korkun ve bana itaat edin."
180
"Ben, bundan dolayı sizden hiçbir karşılık istemiyorum. Benim karşılığımı ancak alemlerin Rabbi verecektir."
181
"Ölçüyü ve tartıyı eksiksiz yapınız! İnsanların hakkını kısanlardan olmayınız!"
182
"Doğru terazi ile tartınız!"
183
"İnsanların eşyalarını eksiltmeyiniz! Yeryüzünde kesinlikle bozgunculuk yapmayınız!"
184
"Sizi ve sizden önceki nesilleri yaratandan sakınınız!"
185
Onlar şöyle dediler: "Sen sadece büyülenenlerden birisin."
186
"Sen de sırf bizim gibi bir insansın. Senin kesinlikle yalancılardan olduğunu sanıyoruz."
187
"Haydi, eğer doğru söyleyenlerden isen üzerimize gökten bir kütle düşür!" dediler.
188
Şu'ayb, "Rabbim, sizin ne yaptığınızı daha iyi bilir" dedi.
189
Bunun üzerine onu yalanladılar. Derken o gölge gününün çetin azabı onları yakıp yok etti. Şüphesiz o, korkunç bir günün azabı idi.
190
Çoğu inanmamış olsa da bunda kesinlikle bir ders vardır.
191
Şüphesiz senin Rabbin çok güçlüdür; çok merhametlidir.
192
Şüphesiz Kur'an, alemlerin Rabbinin indirmesidir.
193
- Kur'an'ı, Ruhulemin/Cebrail, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.
194
- Kur'an'ı, Ruhulemin/Cebrail, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.
195
- Kur'an'ı, Ruhulemin/Cebrail, uyarıcılardan olasın diye, apaçık Arap diliyle, senin kalbine indirmiştir.
196
Kur'an, şüphesiz daha öncekilerin kitaplarında da vardır.
197
İsrailoğullarının bilginlerinin onu bilmesi, onlar için bir delil değil midir?
198
- Biz, Kur'an'ı Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.
199
- Biz, Kur'an'ı Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik de bunu onlara o okusaydı, yine ona iman etmezlerdi.
200
- Onu, günahkarların kalplerine böyle soktuk. Bu yüzden, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
201
- Onu, günahkarların kalplerine böyle soktuk. Bu yüzden, acıklı azabı görünceye kadar ona iman etmezler.
202
O azap onlara ansızın gelir. Onlar hiç farkedemezler.
203
"Acaba bize mühlet verilir mi?" derler.
204
Onlar, azabımızın çabuk gelmesini mi istiyorlar?
205
Hiç düşündün mü; onları yıllarca dünya nimetleri içerisinde yaşatsak,
206
Sonra da kendilerine uyarıldıkları azap gelse;
207
Bekletilmiş olmaları kendilerine ne fayda verecek?
208
Biz hiçbir memleketi, kendilerine uyarıcılar göndermeden yok etmedik.
209
Bu, bir uyarıdır. Biz, asla hiçbir kimseye haksızlık yapmayız.
210
Kur'an'ı şeytanlar indirmemiştir.
211
Bu, ne onlara düşer, ne de ona güç yetirebilirler.
212
Çünkü şeytanlar, kulak hırsızlığından uzak tutulmuşlardır.
213
Artık Allah'la birlikte hiçbir tanrıya kulluk etme! Aksi takdirde cezalandırılanlardan olursun.
214
Yakın akrabalarını uyar!
215
Sana uyan müminlere karşı son derece alçakgönüllü ol!
216
Eğer yakın akrabaların sana karşı gelirlerse, onlara "Yaptıklarınızdan uzağım" de!
217
- Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!
218
- Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!
219
- Namaza kalktığında ve secde edenlerle birlikte dolaştığında seni gören güçlü ve merhametli olan Allah'a güven!
220
Şüphesiz O, her şeyi duyar; her şeyibilir.
221
"Şeytanların ise kime ineceğini size haber vereyim mi?"
222
"Onlar, günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler."
223
"Bunlar, şeytanlara kulak verirler ve onların çoğu yalancıdırlar."
224
"Şairlere gelince, onlara da sapıklar uyarlar."
225
-"Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?"
226
-"Onların her vadide başıboş dolaştıklarını ve gerçekte yapmadıkları şeyleri söylediklerini görmedin mi?"
227
Ancak iman edip iyi işler yapanlar, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğradıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Zulmedenler hangi devrimle devrileceklerini bileceklerdir.