30
SURE

Rum Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Elif, Lam, Mim.
2
Rum (Bizanslılar), mağlup oldu!
3
Yakın bir bölgede. . . Onlar (Rum) bu yenilgiden sonra, galip geleceklerdir.
4
Birkaç sene içinde. . . Başından sonuna hüküm Allah'ındır! O zaman iman edenler sevinir (Allah'ın bildirdiği gerçekleştiği için).
5
Allah yardımıyla. . . Dilediğine zafer verir! "HU"; Aziyz'dir, Rahıym'dir.
6
Allah'ın vaadi (bu)! Allah, vaadinden dönmez! Ne var ki insanların ekseriyeti bilmezler.
7
Onlar kozalarında yaşamaları yüzünden sonsuz gelecek yaşamdan habersizdirler; dünya hayatını madde yanı itibarıyla bilip kabul ederler!
8
Nefslerindekini (hakikatlerini) hiç tefekkür etmediler mi? Allah, semaları, arzı ve ikisi arasında olan şeyleri sadece Hak olarak; belli bir ömür süreciyle yarattı! Şüphesiz ki insanlardan çoğu Rablerine ereceklerini inkar edenlerdir.
9
Yeryüzünde gezip dolaşıp bakmazlar mı ki, onlardan öncekilerin sonu nasıl oldu? Onlar (öncekiler), kuvvet itibarıyla bunlardan (şimdikilerden) daha şiddetli idiler. . . Arzı sürüp alt-üst etmişler ve onu (yeryüzünü), bunların imar ettiklerinden daha çok imar etmişlerdi. . . Onların Rasulleri onlara açık deliller olarak gelmişti. (Demek ki) Allah onlara zulmetmiyordu; ne var ki onlar kendi nefslerine zulmediyorlardı.
10
Sonra kötülük (kendilerine zulüm) edenlerin sonu en kötü oldu! Çünkü Allah'ın işaretlerini yalanlamışlardı; onlarla alay ederlerdi.
11
Allah halkı yaratır, sonra onu iade eder; sonra da O'na döndürülürsünüz.
12
O zamanın gerçekleştiği süreçte, suçlular (şirk ehli) ümitlerini kesip susarlar.
13
Şirk koştuklarının şefaati olmadı; zira şirk koştuklarının geçersizliğini gördüler!
14
O saatin (ölüm) yaşandığı süreçte, (iman ve şirk ehli) ayrılırlar.
15
İman edip imanın gereğini uygulayanlara gelince, onlar bir huzur ortamında sevindirilirler.
16
Hakikat bilgisini inkar edenler ve varlıklarındaki işaretlerimizi ve sonsuz gelecek yaşama kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar da (o malum) azabın içinde zorunlu kalırlar!
17
Subhan'dır Allah, akşamınızda da sabahınızda da!
18
Ki, semalarda ve arzda Hamd O'na aittir. . . Güneşin tam tepede olduğu ya da kaybolmaya yüz tuttuğu süreçte!
19
Diriyi ölüden çıkarır, ölüyü diriden çıkarır ve ölümünden sonra arzı diriltir. . . Siz de böylece çıkarılacaksınız.
20
O'nun mucizelerindendir - işaretlerindendir sizi topraktan yaratması. . . Sonra siz, beşer (kendini beden olarak kabullenen) olarak yayıldınız (oysa halife olarak yaratılmıştınız)!
21
O'nun işaretlerindendir, kendi benliklerinizden (Esma terkibi olarak meydana gelen bilinçlerinizden) eşler (beden) yaratması, onlara yerleşip sükun bulasınız ve aranızda sevgi ve rahmet oluştursun sizin için diye. . . Muhakkak ki bu olayda, tefekkür eden bir topluluk için elbette nice işaretler vardır.
22
O'nun işaretlerindendir, semalar (bilinç mertebeleri) ile arzın (beyinin - bedenin) yaratılması ve lisanlarınız ile renklerinizin farklı olması. . . Muhakkak ki bu olayda alemler (insanlık) için elbette işaretler vardır.
23
O'nun işaretlerindendir, gecede uyumanız ve gündüz O'nun fazlından talep etmeniz. . . Muhakkak ki bu olayda algılayan topluluk için elbette işaretler vardır.
24
O'nun işaretlerindendir ki, korku ve umutlanmanız için size şimşeği (hakikat fikrini şimşek çakması gibi bir an hissettirir) gösterir. . . Semadan (beyninizin hakikati olan Esma boyutundan - datadan) bir su (ilim) inzal eder de onun (ilim) ile ölümünden sonra (hakikati yaşamazken) arzı (kendini beden kabullenmiş bilinci) diriltir. . . Muhakkak ki bunda aklını kullanabilen bir topluluk için elbette işaretler - dersler vardır.
25
O'nun işaretlerindendir, sema (bilinç) ve arzın (bedenin) O'nun hükmü olarak yaşamına devam etmesi. . . Sonra arzdan (bedenden) bir davet ile (Azraili kuvve) sizi çağırdığı vakit, hemen siz çıkarsınız!
26
Semalarda (bilinçli) ve arzda (bedenli) kim varsa, O'nun içindir. . . Hepsi O'na itaat halindedir.
27
"HU" ki halkı ibda (izhar) eden, sonra onu iade eden! Ki o(nu yapmak), O'na kolaydır! Semalarda ve arzda en ala misaller O'nundur! "HU"; Aziyz'dir, Hakiym'dir.
28
Size nefslerinizden bir misal verdi: Siz yaşam gıdalarınızda (mallarınızda), kölelerinizin ortaklığını kabul eder misiniz? Ki siz mallarda onlarla eşit olmayı kabullenip, kendi nefslerinizden korktuğunuz gibi onlardan korkuyor musunuz? Aklını kullanan bir toplum için dersleri böylece ayrıntılıyoruz.
29
Hayır, zulmedenler bilgisizce kendi boş istek ve hayallerine tabi oldular. . . Allah'ın saptırdığına hidayet edecek kimdir? Onlar için yardımcı da yoktur!
30
Vechini (şuurunu) Hanif olarak (tanrıya tapınmaksızın, Allah'a şirk koşmaksızın) o Tek Din'e yönelt! O Allah Fıtratı'na (beynin ana çalışma sistem ve mekanizması) ki, insanları onun üzerine (o ana sistem ve mekanizmayla) yaratmıştır! Allah yaratışında değişme olmaz! İşte bu, Din-i Kayyim'dir (sonsuz geçerli Sistem, Sünnetullah'tır). . . Ne var ki insanların çoğunluğu (bu gerçeği) bilmezler.
31
O'na yönelmişler olarak, O'ndan (yaptıklarınızın sonucunu otomatik olarak yaşatacağı sistem ve düzeni nedeniyle) korunun, salatı ikame edin ve şirk koşanlardan olmayın!
32
Din anlayışları parça parça olup ve cemaatlere bölünenlerden olmayın. . . Her cemaat kendindeki (din anlayışı) ile sevinip mutlu olmakta!
33
İnsanlara bir sıkıntı dokunduğunda, O'na yönelenlerden olarak Rablerine dua ederler. . . Sonra onlara kendinden bir rahmet tattırırsa, bir de bakarsın ki onlardan bir fırka Rablerine şirk koşuyorlar.
34
Kendilerine verdiklerimize nankörlükleri açığa çıksın diye. . . Hadi (geçici şeylerden) zevklenin bakalım; yakında bileceksiniz.
35
Yoksa onlara bir güçlü delil inzal ettik de, şirk koşmalarının sebebi o mu?
36
İnsanlara bir rahmet tattırdığımızda, onunla sevinirler. . . Kendi elleriyle yaptıkları sonucu olarak bir kötülük yaşarlarsa, hemen onlar ümitsizliğe düşerler!
37
Görmediler mi ki, Allah, dilediğine yaşam gıdasını genişletir veya kısar. . . Muhakkak ki bunda, iman eden bir toplum için elbette işaretler vardır.
38
Yakınlarınıza hakkını verin; yoksullara ve yolcuya da. . . Bu, Vechullahı isteyenler için daha hayırlıdır! İşte onlar şartları zorlayarak kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!
39
İnsanların, malları artsın amacıyla riba almak üzere verdiğiniz şey, Allah indinde artmaz! Vechullahı isteyerek zekat (tezkiye, saflaştırma) olarak verdiğinize gelince; işte onlar kat kat arttıranların ta kendileridir!
40
Allah ki, sizi yarattı, sonra yaşam gıdasıyla besledi; sonra sizi öldürür (ölümü tattırır), sonra da sizi (yeni bir yaşam boyutunda) diriltir! Sizin eş koştuklarınızdan, bunlardan birini yapan kimse var mı? Münezzeh'tir "HU" onların şirk koştuklarından; Ali'dir.
41
(Allah'ın) onlara, insanların elleriyle yaptıklarının getirisinin bazısının (sonucunu) tattırması için karada ve denizde bozulma açığa çıktı! Belki geri dönerler.
42
De ki: "Arzda gezip dolaşın da (sizden) öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bir bakın! Onların çoğunluğu şirk koşanlardı!"
43
Allah'tan, geri çevrilmesi mümkün olmayan süreç (ölüm) gelmeden önce, vechini (şuurunu), Din-i Kayyim'e doğrult (İslam'a - her şeyin Allah'a mutlak teslim olduğu gerçeğine) ki, o süreçte (insanlar) bölük bölük ayrılırlar.
44
Kim küfür (inkar) eder ise, onun inkarı kendi zararınadır. . . Kim de imanın gereğini uygularsa, kendi nefsi için hazırlamış olur (yaptıklarının karşılığını).
45
(Allah,) iman edip imanın gereğini uygulayanlara kendi fazlından karşılık versin diye. . . Muhakkak ki O, hakikat bilgisini inkar edenleri sevmez!
46
O'nun işaretlerindendir, rüzgarları müjdeciler olarak irsal etmesi; size rahmetinden tattırması ve gemilerin O'nun hükmünce akıp gitmesi için. . . O'nun fazlından talep etmeniz ve değerlendirerek müteşekkir olmanız için.
47
Andolsun ki, senden önce de kendi toplumlarına Rasuller irsal ettik de onlara açık deliller olarak geldiler. . . Biz de suç işleyenlerden intikam aldık. . . İman edenlere yardım etmek hakkımızdır.
48
Allah'tır ki, rüzgarları (ilham yollu fikirleri) irsal eder de bulutları (veri tabanındaki düşünceleri) sürer; onu (o düşünceleri) nasıl isterse öylece semada (bilinçte) yayar ve onu parça parça kılar (analizler yaptırır); böylece yağmurun (keşfedilen ilmin) onun aralarından çıktığını görürsün. . . Onu kullarından dilediğine isabet ettirince, bir de bakarsın ki onlar müjde edilen ile neşelenip seviniyorlar.
49
Halbuki bundan önce, kendilerine (yağmur - ilim) indirilmeden önce elbette mublisindiler (hakikatle batılı birbirine karıştırıp, ayrımını yapamayan).
50
Allah'ın rahmetinin eserlerine bak, (ahseni takvim - halife olarak yaratılıp ölümsüz kılınan kendini, beden - madde kabul ederek) ölümünden sonra, arzı (ilimle) nasıl diriltiyor? Muhakkak ki işte O, ölüleri elbette hayata (ölümsüzlüğe) kavuşturandır! "HU" her şeye Kaadir'dir.
51
Andolsun ki eğer bir rüzgar irsal etsek de onu sararmış görseler, ondan sonra elbette nankörlüklerine dönerler.
52
Muhakkak ki sen (bilgisizce kendini toprakta yok olup gidecek beden sanan) ölülere işittiremezsin; (Hakk'a) arkalarını dönüp gittiklerinde sağırlara da işittiremezsin!
53
Sen basiretsizleri, sapık inançlarından çıkarıp, hakikati gösteremezsin! Sen ancak müslimler (teslim olmuşlar) olmaları dolayısıyla, varlıklarındaki işaretlerimize iman eden kimselere işittirirsin!
54
Allah'tır ki, sizi zayıflıkla (hakikatinin farkında olmaksızın) yarattı! Sonra, zayıflığın ardından bir kuvvet (hakikatini - Rabbini bilmenin kuvveleriyle) oluşturdu! Sonra, kuvvetin ardından zayıflık (ismi Allah olan indinde acziyetini - abd-i aciz) ve ak saçlı (bilge) haline getirdi. . . Dilediğini yaratır. . . "HU"; Aliym'dir, Kaadir'dir.
55
O saatin (ölüm) geldiği süreçte suçlular, (beden yaşamında) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. . . Böylece çevriliyorlardı. (Rabbin indinde bir gün beden yaşamına göre bin yıldır; bağlantısı. )
56
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise dedi ki: "Andolsun ki, Allah'ın Kitabında ("OKU"nası Kitap veya Kitab-ı Mubiyn olarak tanımlanan yaşam boyutunda) ba's sürecine (yeni bir yapıyla yaşamınıza devam edeceğiniz sürece) kadar kaldınız. . . İşte bu ba's (yeni bir yapı ile yaşamınıza devam edeceğiniz) süreçtir. . . Fakat siz (hakikati) anlamıyordunuz!"
57
O süreçte (nefsine) zulmedenlere mazeretleri fayda vermez ve onlardan (olumlu bir fiille) şartlarını düzeltmeleri de istenilmez.
58
Andolsun ki şu Kuran'da insanlar için her çeşit misalden vurguladık! Yemin olsun ki, onlara bir delil getirsen, o hakikat bilgisini inkar edenler elbette şöyle diyeceklerdir: "Siz palavracısınız!"
59
Böylece cahillerin şuurlarını Allah kilitler!
60
O halde sabret! Muhakkak ki Allah'ın vaadi Hak'tır! İkana ulaşmamışlar (vaadimizin gerçekleşmesi sürecinde) seni hafife alamayacaklardır!