30
SURE

Rum Suresi

Süleymaniye Vakfı • Süleymaniye Vakfı Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
ELİF! LÂM! MÎM!
2
Romalılar yenildiler,
3
(Yenilgi) Çok yakın bir yerde[1] oldu. Onlar, bu yenilginin ardından galip geleceklerdir.
4
Birkaç yıl içinde[1] olacak. Öncesi de sonrası da Allah'ın yetkisindedir emrindedir. O gün müminler sevineceklerdir,.
5
Bu, Allah'ın yapacağı yardımla olacaktır. O, çalışana yardım eder. O güçlüdür, ikramı boldur.
6
Bu Allah'ın vaadidir! İnsanların çoğu bilmese de Allah vaadinden caymaz dönmez.
7
Bütün bildikleri dünya hayatının görüntüsüdür. Onlar Ahireti dikkate almazlar. İlgi duymazlar.
8
Onlar içten içe hiç düşünmediler mi; Allah gökleri ve yeri başka şekilde değil, sadece gerçek ve belli bir ömrü olan varlıklar olarak[1] yaratmıştır. İnsanların çoğu Rableriyle yüzleşmeyi gözardı ederler.
9
Yeryüzünde de dolaşmadılar mı ki, kendilerinden önce gelenlerin sonunun ne olduğunu görsünler. Öncekiler bunlardan çok daha güçlü kimselerdi. Toprağı işlemişler ve bunların şenlendirmelerinden daha çok şenlendirmişlerdi. Elçileri de onlara apaçık belgeler getirmişlerdi. Allah onlara yanlış yapmamıştı; yanlışı onlar kendilerine yaptılar.
10
Sonra Allah'ın ayetleri karşısında yalan söyleyerek ve onları hafife alarak kötülük yapan bu kişilerin sonu daha kötü oldu.
11
İlk yaratan ve yaratmayı tekrarlayan Allah'tır. Sonra onun huzuruna çıkarılacaksınız.
12
Kıyamet saati geldiğinde suçluların umutları bitecektir.
13
Allah'a ortak saydıkları arasından bir şefaatçileri de olmayacaktır. Zaten ortak saydıklarını tanımazlıktan geleceklerdir.
14
Kıyamet saati geldiği gün, birbirlerinden[1] ayrılacakları gündür.
15
İnanan ve iyi işler yapanlar, has bahçede, sevinç içinde olacaklardır.
16
Görmezlikten gelerek ayetlerimiz karşısında ve Ahiretteki yüzleşme konusunda yalan söyleyenler var ya, onlar azab içinde tutuklu kalacaklardır.
17
Akşama girdiğinizde ve sabaha çıkarken Allah'a kulluk edin.
18
Göklerde ve yerde, yaptığını güzel yapmak Allah'a mahsustur. İkindi ve öğle vaktinde de kulluk edin.
19
Allah ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarır. Ölümünden sonra yeri canlandırır. Siz de yerden o şekilde çıkarılacaksınız.
20
Sizi topraktan yaratmış olması Allah'ın ayetlerindendir. Sonra bir de bakarsınız ki siz bir insansınız, dolaşıyorsunuz.
21
Yanlarında rahatlayasınız huzur bulasınız diye size, kendi türünüzden eşler yaratması da Allah'ın ayetlerindendir. Aranıza sevgi ve merhamet de koymuştur. Bunda, düşünen bir topluluk için ayetler vardır.
22
Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da Allah'ın ayetlerindendir. Bunda, bilenler için ayetler vardır.
23
Gece ve gündüz uyumanız ve Allah'ın ikramını aramanız da onun ayetlerindendir. Bunda, dinleyen bir topluluk için ayetler vardır.
24
Korku ve umut veren şimşek de onun ayetlerindendir. Gökten bir su indirir, sonra ölümünün ardından toprağı canlandırır. İşte bunlarda, aklını kullanan bir topluluk için ayetler vardır.
25
Göklerin ve yerin, emriyle ayakta kalması da onun ayetlerindendir. Sonra sizi bir kez çağırdığı gün, hep birden yerden ortaya çıkarsınız.
26
Göklerde ve yerde olan herkes onundur. Hepsi ona, saygıyla boyun eğer.
27
Yaratmayı başlatan, sonra da tekrarlayan odur. Tekrar yaratmak onun için daha da basittir. Göklerde ve yerde en üstün[1] örnekler[2] O'na aittir. onunkilerdir. O güçlüdür, doğru karar verir. verendir.
28
Allah size kendinizden örnek veriyor: Yönetiminiz altındakilerden size verdiğimiz rızıklara, sizinle eşit oranda ortak olanlar var mıdır? Onlar için duyduğunuz kaygı aynı kendiniz için duyduğunuz kaygı gibi midir? Ayetlerimizi, aklını kullanan bir topluluk için işte böyle açıklarız.
29
Yanlış yapanlar, aslında bilgisizce kendi heveslerine uyarlar. Allah'ın sapık saydığını kim doğru yolda sayabilir? Onlara yardım edecek kimse de olmaz.
30
Sen yüzünü dosdoğru bu dine, Allah'ın insanları yarattığı fıtrata çevir[1]. Allah'ın yarattığının yerini tutacak bir şey yoktur. İşte sağlam din budur. Ama insanların çoğu bunu bilmezler.
31
Ona yönelen kişiler olun, ondan çekinin ve namazı tam kılın da müşriklerden olmayın.
32
Birilerine bağlanarak dinlerini bölenlerden olmayın. Her cemaat kendinde olanla övünüp durur.
33
Bu insanlara bir zarar gelse dönüp rablerine yalvarırlar. Sonra onlara iyiliğinden tattırsa bakarsın ki, bir kısmı Rablerine ortak koşarlar[1].
34
Bunu, bizim verdiğimizi gizlemek için yaparlar. Keyfini sürün bakalım; yakında öğrenirsiniz.
35
Yoksa biz onlara bir yetkili indirdik de eş koşmalarını o yetkili mi söylüyor?
36
Onlara ikramımızdan tattırdığımızda sevinirler. Ama elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına kötülük gelse hemen umutsuzluğa düşerler.
37
Görmediler mi ki Allah rızkı, gereğini yapan ve ölçülü davranan için yayar. İnanan bir topluluk için bunda kesin göstergeler(ayetler) vardır.[1].
38
Yakınlara, çaresizlere ve yolda kalanlara hakkını ver. Allah'ın rızasını kazanmak isteyenler için iyi olan budur. Umduklarına kavuşacak olanlar bunlardır.
39
İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faizli borç[1] Allah'ın yanında artmaz. Allah'ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekata gelince; mallarını kat kat artıranlar zekat verenlerdir.
40
Sizi yaratan ve rızık veren Allah'tır. Sonra canınızı alacak daha sonra size tekrar can verecektir. Eş koştuklarınızdan hangisi bunlardan birini yapabilir? Allah'ın onlarla ilgisi olmaz. O onların ortak koştuklarından uzaktır.
41
İnsanların, kendi elleriyle yaptıkları şeyler yüzünden karada ve denizde bozulmalar olur. Bu, ettiklerinin bir kısmını bulsunlar diyedir; bakarsın vazgeçerler.
42
De ki yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonu nasıl olmuş; bir görün. Onların çoğu müşrik kimselerdi.
43
Sen yüzünü bu sağlam dine çevir. Tekrarını Allah'ın kabul etmeyeceği bir gün gelmeden bunu yap. O gün insanlar bölük bölük olurlar.
44
Kim kendini gerçeklere kapatırsa kendi aleyhinedir. Kim de iyi iş yaparsa onlar da kendi yerlerini hazırlarlar.
45
Bu, iyi işler yapanları kendi ikramı ile ödüllendirmesi içindir. Allah, görmezlikten gelenleri sevmez.
46
Rüzgarları, müjdeciler olarak göndermesi Allah'ın koyduğu göstergelerdendir. Bunu, size ikramından tattırsın, gemiler emriyle[1] akıp gitsin ve iyiliğini arayasınız diye yapar. Belki teşekkür edersiniz.
47
Senden önce elçileri kendi kavimlerine gönderdik; onlara, açık belgelerle geldiler. Sonra suça batanlara hak ettikleri cezayı verdik. İnanıp güvenenlere yardım boynumuza borçtur.
48
Rüzgarları gönderen Allah'tır. Bulutu kaldırıp Allah'ın emrettiği şekilde yayarlar. Allah bulutu küme küme yapınca arasından çıkan yağmuru görürsün. Sonra yağmuru, belirlediği kullarına ulaştırdığında hemen sevinirler.
49
Oysa az önce; yağmur yağdırılmadan önce umutlarını kesmişlerdi.
50
Allah'ın ikramının etkilerine baksana; toprağa, ölümünden sonra nasıl can veriyor. Bunu yapan elbette ölülere de can verir. O, her şeye bir ölçü koyar.
51
Onlara bir rüzgar göndersek de, bitkinin sarardığını görseler tutar nankör kesilirler.
52
Sen ölülere işittiremezsin, arkasını döndüğünde sağırlara da işittiremezsin.
53
Körlere, yanlışlarından kurtaracak yolu gösteremezsin, sadece ayetlerimize inananlara dinletebilirsin. Sonra onlar teslim olurlar[1].
54
Allah sizi güçsüz olarak yaratır; güçsüzlüğün ardından güçlü hale getirir. Güçlülükten sonra da yine güçsüz ve ak saçlı yapar, kurduğu düzene göre yaratır. Bilen ve ölçüyü koyan odur.
55
Kıyamet saati geldiği gün suçlular, dünyada bir saatten fazla kalmadık diye yemin ederler. Onlar (dünyada da) bu şekilde yalana sürüklenirlerdi.
56
Kendilerine bilgi ve güven verilenler derler ki; "Allah'ın Kitabına göre siz, diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür; ama siz bunu bilmez bir haldeydiniz.
57
Yanlış yapanların mazeretleri o gün fayda vermeyecek, Allah'ı razı etmeleri de istenmeyecektir.
58
Bu Kur'an'da insanlar için her örneği verdik. Sen onlara bir mucize getirseydin görmezlikten gelenler hemen, "Siz boş şeylerle uğraşıyorsunuz" derlerdi.
59
İşte Allah ilim[1] bilmiyenlerin kalbinde böyle bir yapı oluşturur.
60
Sen sabırlı ol. Allah'ın verdiği söz doğrudur. Bunu içine sindiremeyenler seni hafife alamayacaklardır.