33
SURE

Ahzab Suresi

Erhan Aktaş (Eski Baskı) • Kerim Kur'an
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey nebi! Allah'a takvalı ol.[1] Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara uyma.[2] Kuşkusuz Allah, Her Şeyi Bilen'dir, En İyi Hüküm Veren'dir.
2
Rabb'inden sana vahyedilen neyse yalnızca ona uy. Kuşkusuz Allah, yaptığınız şeylerden haberdardır.
3
Allah'a tevekkül[1] et. Vekil[2] olarak Allah yeter.
4
Allah, hiç kimsenin bedenine iki kalp yerleştirmedi. Bedenlerini, annenizin bedeni gibi saydığınız[1] eşlerinizi, size anne yapmadı. Ve evlatlıklarınızı, sizin öz evladınız gibi saymadı. Bunlar, sizin söylediğiniz boş sözlerdir. Allah gerçeği söyler. Ve doğru yola O iletir.
5
Onları[1] babalarına nispet edin.[2] Bu Allah'ın yanında daha adilcedir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, artık onlar dinde kardeşleriniz ve sorumluluklarını üstlendiğiniz kimselerdir. Bilinçli olarak yaptığınız şeyler dışında, yanlışlıkla yaptıklarınızda sizin için bir günah yoktur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
6
Nebi, inananlar için kendi canlarından daha yakındır. O'nun eşleri onların anneleridir. Aralarında aile bağı olanlar; Allah'ın Kitap'ına göre -evliyaya[1] yapılacak iyilik hariç- birbirlerine, diğer mü'minlerden[2] ve muhacirlerden[3] daha yakındırlar[4]. İşte bunlar Kitap'ta[5] kayıtlıdır.
7
Hani Biz, nebilerden kesin söz almıştık. Ve senden, Nuh'tan, İbrahim'den, Musa'dan ve Meryem oğlu İsa'dan, hepsinden sağlam söz aldık.
8
Ki, doğru kimselere, doğruluklarını sorsun.[1] Ve gerçeği yalanlayan nankörlere de acı verecek bir azap hazırladı.
9
Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetlerini hatırlayın! Hani, üzerinize ordular gelmişti de Biz, onların üzerine rüzgar[1] ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir.[2]
10
Hani onlar, alttan ve üsten, her yönden size saldırmışlardı. Gözler kaymış, yürekler ağızlara gelmişti. Ve siz, Allah hakkında zan üzerine zanda bulunuyordunuz.[1]
11
Orada, inananlar sınava tabi oldular. Şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldılar.
12
O zaman münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Rasulü bize boş vaatte[1] bulunmuş." diyorlardı.
13
Onlardan bir topluluk: "Ey Yesrib[1] halkı, sizin için burada duracak bir yer yok, hemen dönün. Yine onlardan bir grup da: "Evlerimiz gerçekten korumasızdır." diyerek Nebiden izin istiyorlardı. Oysaki evleri korumasız değildi. Onlar, savaştan kaçmak için bahane arıyorlardı.
14
Fakat onların üzerlerine, her bir taraftan girilip kuşatılsalardı ve sonra da fitne[1] çıkarmaları istenseydi, tereddüt etmeksizin bunu hemen yerine getirirlerdi.
15
Oysaki onlar, daha önce arkalarını dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz sorumluluktur.
16
De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak asla size yarar sağlamaz. Öyle olsa bile çok az faydalanırsınız."
17
De ki: Eğer Allah başınıza bir felaket getirmeyi dilese sizi kim koruyabilir? Veya size bir rahmet dilese…[1] Onlar, kendileri için Allah'tan başka bir veli[2] de bir yardımcı da bulamazlar.
18
Allah, sizden engel[1] olmaya çalışanları ve kardeşlerine:[2] "Bize gelin."[3] diyenleri kesinlikle biliyor. Onların pek azı hariç savaşa gelmezler.
19
Size karşı çok isteksizdirler. Fakat korku gelince, ölümden dolayı baygınlık çökmüş kimse gibi gözleri dönmüş olarak sana baktıklarını görürsün. Sonra korkuyu savınca, hayra[1] karşı kıskançlıkla sivri dilleriyle sizi incitirler. İşte onlar mü'min değiller. Allah yaptıklarını boşa çıkardı. Bu Allah'a kolaydır.
20
Onlar, düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlardı. Eğer birlikler gelseler[1], bedevi Araplar arasına karışıp, ne halde bulunduğunuzu sormak isterler[2]. Eğer sizin aranızda olsalardı, pek azı hariç, savaşmazlardı.
21
Ant olsun ki, sizden Allah'a ve Ahiret Günü'ne kavuşmayı uman ve Allah'ı çokça ananlar için, Allah'ın Rasul'ünde iyi bir örnek vardır.
22
İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah'ın ve Rasul'ünün bize söz verdiği şeydir. Allah ve O'nun Rasul'ü doğru söyledi." Bu, onların yalnızca iman ve teslimiyetlerini arttırdı.
23
İnananlardan öyle erler[1] var ki; Allah'a, üzerine söz verdikleri şeylere bağlılık gösterdiler. Böylece onlardan bir kısmı verdiği sözü yerine getirdi, bir kısmı da beklemektedir.[2] Verdikleri sözden asla dönmediler.
24
Allah, doğru kimseleri, doğruluklarından dolayı ödüllendirecek, münafıkları, dilerse cezalandıracak veya tövbelerini kabul edecektir. Kuşkusuz Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
25
Allah, gerçeği yalanlayan nankörleri hiçbir yarar elde etmeden kinleriyle geri çevirdi. Ve Allah, inananlara savaşta yeterli geldi. Allah, Mutlak Güç Sahibi'dir, Mutlak Üstün Olan'dır.
26
Allah, Kitap Ehli'inden düşmanlara yardım edenleri kalelerinden indirdi. Ve yüreklerine korku saldı. Bir kısmını öldürüyor, bir kısmını esir alıyordunuz.
27
Sizi, onların yerlerine, yurtlarına, mallarına ve hiç ayak basmadığınız yerlere mirasçı yaptı. Allah, Her Şeye Güç Yetiren'dir.[1]
28
Ey Nebi! Eşlerine de ki: "Eğer dünya hayatını ve onun güzelliklerini istiyorsanız, gelin sizi yararlandırayım.[1] Ve sizi güzellikle boşayayım."
29
"Eğer Allah'ı, Rasul'ünü ve Ahiret Yurdu'nu istiyorsanız, kuşkusuz Allah, sizden Muhsin[1] olan kadınlar için büyük bir ecir[2] hazırlamıştır."
30
Ey Nebi'nin hanımları! Sizden kim açık bir fuhuş[1] yaparsa, onun azabı iki kat arttırılır. Ve bu Allah'a göre pek kolaydır.
31
Ve sizden kim Allah'a ve Rasul'üne içtenlikle uyar ve salih[1] olanı yaparsa ona da iki kat ödül veririz. Ayrıca ona cömertçe bir rızık hazırlamışızdır.
32
Ey Nebi'nin hanımları! Siz sıradan bir kadın değilsiniz. Eğer takvalıysanız,[1] yabancı erkeklerle edalı[2] bir üslupla konuşmayın. Zira kalbinde kötülük olan bir kimse buna yanlış anlam yükleyebilir. Sözün maruf[3] olanını söyleyin.
33
Evlerinizde vakarlı olun.[1] Cahiliye dönemindeki gösteriş gibi gösteriş yapmayın. Salatı[2] ikame edin, zekatı[2] verin. Allah'a ve Rasul'üne itaat edin. Ey Nebi'nin ailesi! Allah sizden her türlü kirliliği giderip sizi tertemiz kılmak istiyor.
34
Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini[1] aklınızdan çıkarmayın. Kuşkusuz Allah, Bütün Ayrıntıları Bilen'dir, Her Şeyden Haberdar'dır.
35
Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, adanmış erkekler ve adanmış kadınlar,[1] sadık erkekler ve sadık kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, huşulu[2] erkekler ve huşulu kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar ve Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar[3]; Allah, onlar için bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır.
36
Allah ve Rasul'ü bir konuda karar verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve inanan kadın için, o konuda tercih hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasul'üne asilik ederse o, açık bir sapkınlıkla sapmış olur.
37
Hani sen, Allah'ın kendisine bağışta bulunduğu ve senin de kollayıp gözettiğin kimseye, "Eşini yanında tut ve Allah'a takvalı davran." diyordun. İnsanlardan çekindiğin için, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. Oysaki esas çekinilmesi gereken Allah'tır. Sonra Zeyd, ondan ayrılınca, senin onunla evlenmeni istedik ki, evlatlıkların, kendilerinden boşandıkları kadınların evlenmelerinde, inananların üzerinde bir güçlük olmasın diye. İşte Allah'ın emri böylece yerine gelmiş oldu.
38
Nebi, Allah'ın emri gereği bir şeyi yapmasından dolayı suçlanamaz. Bu, daha önceki toplumlarda da geçerli olan Allah'ın yasasıdır. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir yazgıdır.
39
Onlar, Allah'ın mesajını iletirler ve O'na huşu[1] duyarlar ve Allah'tan başka hiç kimseye huşu duymazlar. Allah, hesap görücü olarak yeter.[2]
40
Muhammed içinizden hiç birinizin babası değildir; fakat Allah'ın rasul'ü[1] ve nebilerin[1] sonuncusudur. Allah, her şeyi en iyi bilendir.
41
Ey iman edenler! Çok anışla Allah'ı anın.
42
O'nu sabah akşam[1] tesbih[2] edin.
43
Allah ve melekleri, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size salat[1] etmektedir. O, inananlara karşı çok merhametlidir.
44
O'na kavuşacakları gün, "selam[1]" ile karşılanırlar. Onlar için cömertçe ödül hazırlanmıştır.
45
Ey Nebi! Biz seni tanık, müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik.
46
O'nun izni[1] ile Allah'a çağıran ve aydınlatan bir kandil[2] olarak.
47
İnananları müjdele! Onlar için Allah'tan büyük bir lütuf vardır.
48
Gerçeği yalanlayan nankörlere ve münafıklara boyun eğme, onların baskılarına aldırma. Allah'a tevekkül[1] et. Vekil[2] olarak Allah yeter.
49
Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikah edip, sonra onlara dokunmadan boşarsanız, onların iddet süresince beklemelerini isteme hakkınız yoktur. Böyle bir durumda onları hemen yararlandırın[1] ve güzellikle ayrılın.
50
Ey Nebi! Biz, ecirlerini[1] verdiğin eşlerini ve savaşlarda Allah'ın ganimet olarak sana verdiği sağ elinin sahip olduklarını[2], sana helal kıldık. Seninle birlikte hicret eden amcanın kızları, halanın kızları, dayının kızları, teyzenin kızları ve kendisini Nebiye hibe[3] edip de nebinin de nikahlamayı uygun gördüğü mü'min kadınları -ki bu yalnızca sana özgüdür- sana helal kıldık. Onlara[4] zevceleri ve ellerinin sahip oldukları[2] konusunda neyi farz kıldığımızı biliriz. Bu durum senin için bir güçlük olmasın diyedir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
51
Onlardan dilediğini ertelersin, dilediğini yanına alırsın.[1] Bıraktıklarından[2], istediğini yanına almanda senin için bir sakınca yoktur. Bu, onların gözlerinin aydın olması[3] ve hüzünlenmemeleri ve kendilerine verdiğinle hoşnut olmaları için en uygun olanıdır. Allah, kalplerinizde olanı bilmektedir. Allah, Her Şeyi Bilen'dir, Çok Şefkatli'dir.
52
Bundan sonra kadınlar ve zevcelerinden birini -iyi birisi olması hoşuna gitse bile- değiştirmen sana helal olmaz.[1] Ancak sağ ellerinin sahip olduğu hariç. Allah, her şeyi gözetleyip denetleyendir.
53
Ey iman edenler! Nebinin evlerine, yemeğe müsaade edilmiş olmasının dışında vakitli vakitsiz izinsiz girmeyin. Ama çağrılmışsanız o başka. Yemeği yiyince de söze dalıp oyalanmayın, hemen dağılın. Doğrusu bu haliniz Nebi'yi rahatsız ediyor, o sizden çekindiği için bir şey demiyor. Allah ise gerçeği açıklamaktan çekinmez. Onlardan bir şey isteyeceğiniz zaman da hicap[1] arkasından isteyin. Bu sizin kalpleriniz için de onların kalpleri için de daha uygundur. Allah'ın Rasulü'ne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra da eşleriyle evlenmeniz asla olacak bir şey değildir. Bu buyruklara uymamanız Allah'ın yanında büyük günahtır.
54
Bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de şunu bilin ki; kuşkusuz Allah, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
55
Nebi eşlerine; babaları, oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hemcinsleri ve sağ ellerinin sahip oldukları[1] ile serbestçe görüşmelerinde bir sakınca yoktur. Allah'a karşı takva[2] sahibi olun. Kuşkusuz Allah, Her Şeye Tanık'tır.
56
Kuşkusuz Allah ve melekleri, Nebi'ye salat[1] ederler. Ey iman edenler! Siz de O'na salat[1] edin. Tam bir bağlılıkla salat[1] edin.
57
Allah ve Rasul'üne eziyet edenlere, Allah, dünya ve ahirette lanet etti. Ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırladı.
58
Mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara yapmadıkları bir şey nedeniyle eziyet eden kimseler, bu durumda iftira ve apaçık günah yüklenmiş oldular.
59
Ey Nebi! Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle, üzerlerine[1] cilbablarını (celabib)[2] örtünsünler. Bu, onların bilinmeleri[3] ve eziyet edilmemeleri[4] için daha uygundur. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
60
Eğer, münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar, şehirde yalan ve kötü haber yayanlar bu davranışlarına son vermezlerse, ant olsun ki, seni onlara musallat ederiz de seninle bir arada daha fazla kalamazlar.
61
Lanetlenmiş kimseler olarak, nerede rastlansalar yakalanıp, öldürülürler.[1]
62
Gelmiş geçmiş olanların tamamı[1] hakkında Allah'ın sünneti[2] budur. Ve Allah'ın sünnetinde asla bir değişiklik bulamazsın.
63
İnsanlar sana Sa'at'ten[1] soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi yalnızca Allah'ın yanındadır. Ne bilirsin belki de o Sa'at yaklaşmıştır.
64
Allah, gerçeği yalanlayan nankörlere lanet etmiştir.[1] Onlar için alevli ateşi hazırlamıştır.
65
Orada sürekli kalıcıdırlar. Orada bir koruyucu ve yardımcı bulamazlar.
66
Yüzlerinin ateşin içinde bir taraftan bir tarafa çevrileceği gün: "Keşke biz, Allah'a ve Rasul'e itaat etseydik." derler.
67
"Ey Rabb'imiz! Biz büyüklerimize ve beylerimize[1] uyduk, onlar da bizi yanlış yola saptırdılar."
68
"Rabb'imiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lanete uğrat.[1]"
69
Ey iman edenler! Musa'ya eziyet eden kimseler gibi olmayın! Allah; O'nu, onların söylediklerinden[1] temize çıkardı. O, Allah'ın yanında yüzü ak olan biriydi.
70
Ey iman edenler! Allah'a takvalı[1] davranın ve daima doğruyu söyleyin;
71
Ki yaptıklarınızı sizin için düzeltsin[1], suçlarınızı bağışlasın. Her kim Allah'a ve Rasul'üne itaat ederse en büyük kurtuluşla kurtuluşa ermiş olur.
72
Biz, emaneti[1] göklere, yere ve dağlara sunduk. Onu taşımaya yanaşmadılar[2]. Ondan korktular.[3] Onu insan taşıdı. O, çok zalim ve çok cahildir.[4]
73
Bu, Allah'ın münafık erkekleri ve kadınları, müşrik erkekleri ve kadınları cezalandırması ve mü'min erkeklerin ve kadınların tövbelerini kabul etmesi içindir.[1] Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.