33
SURE

Ahzab Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Ey peygamber, Allahdan kork. Kafirler ve münafıklara itaat etme. Şübhesiz ki Allah hakkıyle bilendir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
2
Sana Rabbinden ne vahy olunuyorsa ona uy. Muhakkak ki Allah ne yaparsanız hakkıyle haberdardır.
3
Allaha güvenib dayan. Koruyucu olarak Allah yeter.
4
Allah bir adamın içinde iki kalb yaratmadı. Kendilerinden "zıhar" yapdığınız karılarınızı o, sizin analarınız (yerinde) tutmadı (ğı gibi) evladlıklarınızı da (öz) oğullarınız (gibi) tanımadı. Bu, sizin ağızlarınızdaki lafınızdır. Allah, hakkı söyler ve O, (doğru) yolu gösterir.
5
Onları babalarına nisbetle çağırın. Bu, Allah indinde daha doğrudur. Eğer babalarını (n kim olduğunu) bilmiyorsanız o halde (esasen) dinde kardeşleriniz (olmakla beraber) dostlarınızdır da. Hataa etdiklerinizde ise üstünüze bir vebal yokdur. Fakat kalblerinizin (kasd ve) teammüd etdiğinde (vebal) vardır. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.
6
O peygamber, mü'minlere öz nefislerinden evladır. Zevceleri (mü'minlerin) analarıdır. Akrabaa da Allahın kitabında birbirine diğer mü'minlerden ve Muhacirlerden daha yakındırlar. Şu kadar ki dostlarınız için her hangi bir iyilikde bulunmanız müstesna. Bu, kitabda yazılıdır.
7
Hatırla o zaman" ki biz peygamberlerden misaklarını almışdık. Senden de, Nuuhdan da, İbrahimden de, Musa ile Meryemin oğlu İsadan da. (Evet) biz onlardan (öyle) sapasağlam bir misaak aldık.
8
Taki (Allah) o saadıklara sadakatları sorsun. O kafirler için pek acıklı bir azab hazırladı.
9
Ey iman edenler, Allahın üzerinizdeki (bunca) ni'metini hatırlayın, o zamanda ki size (düşman) ordular (ı) saldırmışdı da biz onlara karşı bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermişdik. Allah, ne işlerseniz (hepsini) hakkıyle görendir.
10
O vakit onlar hem üstünüzden, hem altınızdan size gelmişlerdi. O zaman gözler yılmış, yürekler gırtlaklara dayanmışdı ve siz Allaha karşı (türlü) zanlarda bulunuyordunuz.
11
İşte orada mü'minler imtihaana uğratılmışdı. Şiddetli bir sarsıntı ile sarsılmışlardı.
12
O vakit münafıklarla kalblerinde bir maraz bulunanlar "Allah ve Resulü bize bir aldatışdan başka bir şey va'd etmemiş" diyorlardı.
13
O zaman onlardan bir güruh: "Ey Yesrib ahalisi, sizin için burada durmak yok. Hemen dönün" demiş (ler) di. Onlardan bir kısmı da: "Hakıykaten evleriniz açıkdır" diyorlar, peygamberden izin istiyor (lar) dı. Halbuki onlar (ın evleri) açık değildir. Onlar kaçmakdan başka bir şey arzu etmiyorlardı.
14
Eğer (Medinenin) etrafından üzerlerine girilmiş olub da sonra kendilerinden fitne (çıkarmaları) istenseydi muhakkak ki bunu hemen yaparlar, bundan pek az (bir zamandan) fazla geri kalmazlardı.
15
Halbuki onlar, andolsun, arkalarına dönmeyeceklerini daha evvel Allaha karşı teahhüd de etmişlerdi. Allaha verilen söz (ü nakz edenler) mes'uldür.
16
(Habibim) de ki: "Eğer ölmekden, yahud öldürülmekden kaçıyorsanız, firarınız size asla faide vermez. O takdirde bile pek az bir (zaman) dan fazla faidelenemezsiniz".
17
De ki: "Size bir fenalık dilerse Allahdan sizi koruyacak, yahud size bir rahmet dilerse (Ona mani' olacak) kimdir"? Onlar kendileri için Allahdan başka hiçbir yar ve hiçbir yardımcı bulamazlar.
18
Allah, içinizden (insanları Resulüllahdan) geri bırakanları, kardeşlerine (yaranına): "Bize gelin" diyenleri muhakkak biliyor. Bunların pek azından başkası harbe gelmezler.
19
(Gelseler de) size karşı (yardımda) pek cimri adamlar olarak (gelirler). Hele kendilerine korku çatdı mı, onların ölümden üstüne baygınlık çökmüş kimseler gibi gözleri dönerek, sana bakdıklarını görürsün. O korku gidince ise hayra karşı pek düşkün adamlar tavriyle, sizi keskin dilleriyle incitirler. Onlar (hakıykatde) iman etmemişlerdir. Bundan dolayı Allah onların amellerini hiçe indirmişdir. Bu, Allaha göre kolaydır.
20
Bunlar (düşman) kıt'alar (ı Mekkeden) gitmediler sanıyorlardı. Eğer o kıt'alar (bir daha) gelirse çöllerde, bedeviler içinde bulunub size aaid haberleri sormalarını isteyecekler, şayed içinizde bulunurlarsa (çok değil), ancak pek az döğüşeceklerdir.
21
Andolsun ki Resulüllahda sizin için, Allahı ve ahiret gününü umar olanlar ve Allahı çok zikredenler için güzel bir (imtisal) numunemi) vardır.
22
Mü'minler (düşman) orduları (nı) görünce: "İşte bu, Allahın ve Resulünün bize va'd etdiği şeydir. Allah ve peygamberi doğru söylemişdir" dediler. (Bu), onların imanlarını, teslimiyyetlerini artırmakdan başka bir şey yapmadı.
23
Mü'minler içinde Allaha verdikleri sözde sadakat gösteren nice erler var. İşte onlardan kimi adadığını ödedi, kimi de (bunu) bekliyor. Onlar hiçbir suretle (ahidlerini) değişdirmediler.
24
Çünkü Allah saadık olanları sadakatları sebebiyle mükafatlandıracak, münafıkları da dilerse azablandıracak, yahud onlara tevbe nasıyb edecekdir. Şübhe yok ki Allah çok yarlığayıcı, cidden esirgeyicidir.
25
Allah, o kafirleri hiçbir hayra eremedikleri halde öfkeleriyle red (ve def) etdi. Allah, muhaarebe (hususunda) mü'minlere elverdi. Allah kavidir, (her şey'e) gaalibdir.
26
Kitablardan olub da onlara müzaaheretde bulunanları da, yüreklerine korku düşürerek, kal'alarından indirdi. Bir kısmını öldürüyordunuz, bir kısmını da esir ediyordunuz.
27
Onların yerlerine, yurdlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız diğer araziye de sizi mirascı yapdı. Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
28
Ey peygamber, zevcelerine de ki: "Eğer siz dünya hayatını ve onun zinet (ve ihtişam) ını arzu ediyorsanız gelin size boşanma bedellerini vereyim de hepinizi güzellikle salıvereyim.
29
"Eğer Allahı, peygamberini ve ahiret yurdunu diliyorsanız şübhe yok ki Allah, içinizden güzel hareket edenler için büyük bir mükafat hazırlamışdır".
30
Ey peygamber zevceleri, içinizden kim açık bir terbiyesizlik ederse onun azabı iki kat artırılır. Bu, Allaha göre kolaydır.
31
Sizden kim de Allaha ve peygamberine itaat eder, iyi amel (ve hareket) de bulunursa ona da mükafatını iki kerre veririz. Hem biz ona çok şerefli bir rızık da hazırlamışızdır.
32
Ey peygamber kadınları, siz (diğer) kadınlardan (her hangi) biri gibi değilsiniz. Eğer (Allahdan) korkuyorsanız (size yabancı olan erkeklere) yumuşak söylemeyin. Sonra kalbinde bir maraz bulunanlar tamaa düşer (ler). Sözü ma'ruf vech ile (ve ağır başlı) söyleyin.
33
(Vakaar ile) evlerinizde oturun. Evvelki cahiliyyet (devri kadınlarının kırıla döküle, süslerini göstere göstere) yürüyüşü gibi yürümeyin. Namazı dosdoğru kılın. Zekatı verin. Allaha ve Resulüne itaat edin. Ey ehl-i Beyt, Allah sizden ancak kiri gidermek ve sizi tertemiz yapmak diler.
34
Allah'ın evlerinizde okunub duran ayetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şübhesiz ki Allah her şey'in iç yüzünü bilendir, (her şeyden) hakkıyle haberdardır.
35
Şübhesiz ki (Allahın emrine) ram olan erkeklerle (Allahın emrine) ram olan kadınlar, iman eden erkeklerle iman eden kadınlar, taate devam eden erkeklerle taate devam eden kadınlar, saadık erkeklerle saadık kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, mütevazi olan erkeklerle mütevazi olan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, gizli yerlerini (haramdan) koruyan erkeklerle gizli yerlerini (haramdan) koruyan kadınlar, Allahı çok zikreden erkeklerle (Allahı) çok zikreden kadınlar (işte) bunlar için Allah mağfiret ve büyük mükafat (lar) hazırlamışdır.
36
Allah ve peygamberi bir işe hüküm etdiği zaman gerek mü'min olan bir erkek, gerek mü'min olan bir kadın için (ona aykırı olacak) işlerinde kendilerine muhayyerlik yokdur. Kim Allaha ve Resulüne isyan ederse muhakkak ki o, apaçık bir sapıklıkla yolunu sapıtmışdır.
37
(Habibim) hatırla o zamanı ki Allahın kendisine ni'met verdiği ve senin de yine kendisine lutufta bulunduğun zate sen: "Zevceni uhdende tut. Allahdan kork" diyordun da Allahın açığa çıkarıcısı olduğu şey'i içinde gizliyor, insanlar (ın dedi kodusun) dan korkuyordun. Halbuki Allah kendisinden korkmana daha çok layıkdı. Şimdi mademki Zeyd o kadından ilişiğini kesdi, biz onu sana zevce yapdık. Taki oğullarının kendilerinden ilişkilerini kesdikleri zevceler (ini almakda) mü'minler üzerine günah olmasın. Allahın emri yerine getirilmişdir.
38
Peygamberlerin üstüne Allahın, farz etdiği herhangi bir şey (i ifa etmesin) de hiçbir vebal olmaz. (Nitekim) daha evvel geçmiş (peygamber) lerde de Allah bu aadeti (bir kanun yapmışdır). Allahın emri, behemehal yerini bulan bir kaderdir.
39
O (Peygamberler); Allahın gönderdiklerini tebliğ edenler, Ondan korkanlar, Allahdan başka hiçbir kimseden kocunmayanlardı. Hesab görücü olarak Allah yeter.
40
Muhammed, adamlarınızdan hiç birinin babası değildir. Fakat Allahın Resulü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şey'i hakkıyle bilendir.
41
Ey iman edenler, Allahı çok zikredin.
42
Onu sabah, akşam tesbih (ve tenzih) edin.
43
O, sizi karanlıklardan nuura çıkarmak için üzerinize, melekleriyle beraber, rahmet (ini rayegan) edendir. O, mü'minleri çok esirgeyicidir.
44
Kendisine kavuşacakları gün onlara edeceği sağlık dileği selamdır. (Allah) onlar için çok şerefli mükafat hazırlamışdır.
45
(45-46) Ey peygamber, biz seni hakıykaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allaha, Onun emir (ve teysiri) ile bir da'vetci ve nuur saçan bir kandil olarak gönderdik.
46
(45-46) Ey peygamber, biz seni hakıykaten bir şahid, bir müjdeci ve bir korkutucu ve Allaha, Onun emir (ve teysiri) ile bir da'vetci ve nuur saçan bir kandil olarak gönderdik.
47
(Habibim) Allahdan kendilerine cidden büyük bir fazl (-u kerem inayet buyurulmuş) olduğunu mü'minlere müjdele.
48
Kafirlere de, münafıklara da itaat etme. Onların ezalarına (şimdilik) aldırış etme. Allaha güvenib dayan. Sıyanet edici olarak Allah yeter.
49
Ey iman edenler, mü'min kadınları nikahlayıb da sonra, kendilerine dokunmadan, onları boşadığınız zaman sizin için üzerlerine sayacağınız bir iddet yokdur. O suretde onları faidelendirib kendilerini güzel bir şekilde salıverin.
50
Ey peygamber, mehirlerini verdiğin zevceleri ve Allahın sana ganiymet (olarak nasıyb) etdiklerinden sağ elinin malik olduğu kadınları, seninle beraber (Medineye) hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, bir de eğer mü'min bir kadın kendisini peygambere bağışlayıb da eğer peygamber de nikahla almak isterse onu — (Fakat bu sonuncusunu) diğer mü'minlere değil, yalınız sana haas olmak üzere — senin için halal kıldık. Öbür (mü'min) lerin zevceleri ve sağ ellerinin malik oldukları (cariyeleri) hakkında uhdelerine ne farz etmiş olduğumuzu bildirdik. (Bağış suretiyle izdivacın sana tahsıysi) senin için hiçbir darlık olmaması içindir. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
51
Onlardan kimi dilersen (nevbetinden) geri bırakır, kimi de dilersen yanına alabilirsin. (Nevbetinden) geri bırakdıklarından kimi istersen (nezdine almak) da da sana güçlük yokdur. Gözleri aydın olub tasalanmamalarına ve kendilerine verdiğinle hepsinin hoşnud olmalarına en elverişli olan budur. Allah kalblerinizde olanı bilir. Allah (her şey'i) hakkıyle bilendir, ukubetde acele etmeyendir.
52
Bundan sonra kadınlar (ı alman) ve bunları her hangi zevcelerle değişdirmen, güzellikleri hoşuna gitse de, sana halal olmaz. Sağ elinin malik olduğu (cariyeler) müstesna. Allah her şey'e hakkiyle nigehbandır.
53
Ey iman edenler, (bundan sonra) peygamberin evlerine — yemeğe da'vet olunmaksızın, vaktına (da) bakmaksızın — girmeyin. Fakat da'vet olunduğunuz zaman girin. Yemeği yediğiniz zaman dağılın. Söz dinlemek veya suhbet etmek için de (izinsiz) girmeyin. Çünkü bu, peygambere eza vermekde, o sizden utanmakdadır. Allah ise hak (kı açıklamak) dan çekinmez. Bir de onun zevcelerinden lüzumlu bir şey istediğiniz vakit perde ardından isteyin onlardan. Bu, hem sizin kalbleriniz, hem onların kalbleri için daha temizdir. Sizin, Allahın peygamberine eza vermeniz (doğru) olmadı (ğı gibi) kendinden sonra zevcelerini nikahla almanız da ebedi (caiz) değildir. Bu, Allah nezdinde çok büyük (bir günah) dır.
54
Eğer bir şey'i açıklar veya onu gizlerseniz şüphe yok ki Allah her şey'i hakkıyle bilicidir.
55
Onlar için ne babaları, ne oğulları, ne biraderleri, ne biraderlerinin oğulları, ne kız kardeşlerinin oğulları, ne kendi kadınları, ne de sağ ellerinin malik oldukları hakkında hiçbir vebal yokdur. Allahdan korkun. Çünkü Allah her şey'in fevkında (hakıyki) bir şahiddir.
56
Şübhesiz ki Allah ve melekleri o peygambere çok salat (ve tekrim) ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin, tam bir teslimiyyetle de selam verin.
57
Hakıykat, Allah ve Resulüne eza edenler (yok mu?) Allah onları dünyada da, ahıretde de rahmetinden koğmuş, onlara horlayıcı bir azab da hazırlamışdır.
58
Erkek mü'minlerle kadın mü'minlere işlemedikleri (bir günah) yüzünden eza edenler de muhakkak bir yalan ve apaçık bir günah yüklenmiş (ler) dir.
59
Ey peygamber, zevcelerine, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına dış elbiselerinden üstlerine giymelerini söyle. Bu, onların tanılıb eza edilmemelerine daha uygundur. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
60
Andolsun, eğer münafıklar, vicdanlarında bir maraz bulunanlar, şehirde fena haberler yayanlar (bu hallerinden) vaz geçmezler) se mutlak ve muhakkak seni kendilerine musallat ederiz. Sonra orada seninle az bir (zamandan fazla) komşu olamazlar.
61
Hepsi de Allahın rahmetinden koğulmuş olarak. Nerede ele geçirilirlerse yakalanırlar onlar ve öldürülürler de öldürülürler.
62
Daha evvel geçenler hakkında (da) Allah bu adeti (koymuşdur). Allahın adetini değişdirmiye ise asla (imkan) bulamazsın.
63
İnsanlar sana o saati (n ne zaman kopacağını) sorarlar. De ki: "Onun ilmi ancak Allahın nezdindedir. Ne bilirsin, belki de o saat yakın (bir zamanda) olacakdır".
64
Şu muhakkak ki Allah kafirleri rahmetinden koğmuş, onlara çılgın bir ateş hazırlamışdır.
65
Kendileri orada ebedi kalıcı olarak. Onlar ne bir yar, ne de bir yardımcı bulmayacaklardır.
66
O gün yüzleri ateş evrilib çevrilirken: "Eyvah bize! Keşki Allaha itaat etseydik, peygambere itaat etseydik" diyeceklerdir.
67
(Onlara tabi olanlar da o gün): "Ey Rabbimiz, hakıykat biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk. Onlar da bizi yoldan sapdırdılar" demişlerdir (diyeceklerdir).
68
"Ey Rabbimiz, onlara azabdan iki katını ver. Onları büyük bir la'netle rahmetinden koğ".
69
Ey iman edenler, siz de Musayi incitenler gibi olmayın. Nihayet Allah onu dedikleri şeyden temize çıkardı. O, Allah indinde yüzlü (i'tibarlı bir zat) idi.
70
Ey iman edenler, Allahdan korkun ve sözü doğru söyleyin.
71
Ki (Allah) işlerinizi iyiye götürsün ve günahlarınızı yarlığasın. Kim Allaha ve resulüne itaat ederse muhakkak ki en büyük kurtuluşla kurtulmuşdur o.
72
Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz (ve teklif) etdik de onlar bunu yüklenmekden çekindiler, bundan endişeye düşdüler. İnsan (a gelince: O, tutdu) bunu sırtına yükledi. Çünkü o, çok zulümkar, çok cahildir.
73
Bunun aakıbeti şudur: Allah, erkek münafıklarla kadın münafıkları, erkek müşriklerle kadın müşrikleri azaba uğratacak, erkek mü'minlerle kadın mü'minlerin de tevbelerini kabul edecekdir. Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.