36
SURE

Yasin Suresi

Süleymaniye Vakfı • Süleymaniye Vakfı Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
YA! SİN!
2
Doğru hükümler[1] içeren Kur'an'a yemin olsun ki,
3
Sen Allah'ın elçilerindensin,
4
Doğru yoldasın.
5
Bu, güçlü ve ikramı bol Allah'ın indirdiği kitaptır.
6
Ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için indirilmiştir. Çünkü onlar bundan habersizdirler.
7
Onlardan çoğu, bunun gerçek anlamda Allah'ın sözü olduğunu anladıkları halde inanmıyorlar[1].
8
Sanki boyunlarına, çenelerine kadar dayanan demir halkalar takmışız da, başlarını eğemiyorlar.
9
Sanki önlerine bir engel, arkalarına da bir engel koyup onları kuşatmışız da göremiyorlar[1].
10
Onları uyarsan da bir, uyarmasan da: inanmıyorlar.
11
Sen ancak içten içe Rahman'dan çekinerek bu zikre[1] uyanı uyarabilirsin. Onlara, bağışlanacaklarını müjdele. Yaptıklarının karşılığının ikramiyeli olarak verileceğini de.
12
Ölüleri diriltecek olan biziz. Yapıp ettiklerini ve eserlerini de yazmaktayız[1]. Yaptığımız her kayıt, açık bir defterdedir.
13
Şu şehir halkının, elçiler geldiğinde yaptıklarını bunlara örnek ver.
14
Onlara iki elçi gönderdik; yalanladılar. Sonra elçileri üçüncüsü ile destekledik. Onlar; "biz, size gönderilen elçileriz." dediler[1].
15
Halk dedi ki; "Siz de tıpkı bizim gibi insansınız. Rahman[1], bir şey indirmiş değildir. Siz sadece yalan söylüyorsunuz."
16
Dediler ki; "Rabbimiz biliyor; biz gerçekten size gönderilmiş elçileriz.
17
Görevimiz açık bir tebliğden ibarettir."
18
Halk dedi ki; "Sizin yüzünüzden biz, paramparça olduk. Eğer vazgeçmezseniz sizi taşa tutar, fena halde canınızı yakarız[1]."
19
Elçiler dediler ki, "sizi parçalayan sizde olandır. Doğrular hatırlatıldı diye paramparça oldunuz öyle mi[1]? Hayır, siz aşırı giden bir kavimsiniz."
20
Şehrin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi; "Ey kavmim, uyun bu elçilere!" dedi.
21
Sizden ücret istemeyen bu kişilere uyun. Bunlar doğru yoldadırlar.
22
Ben, beni yaratana niye kulluk etmeyeyim ki! Zaten onun huzuruna çıkarılacaksınız.
23
Allah'tan önce başka ilahlara tutunur muyum ben? Rahman[1] bana bir zarar vermek istese onların şefaati işe yaramaz. Onlar beni kurtaramazlar.
24
Öyle yapsam, açık bir sapıklık içinde olurum.
25
İşte ben Rabbinize inandım; beni dinleyin."
26
(Onu öldürdüler) "Cennet'e gir[1]" dendi. "Ah, keşke kavmim bilseydi" dedi.
27
Rabbimin beni, ne sebeple affettiğini ve ikram görenlere kattığını bir bilselerdi!"
28
Onun arkasından kavmine gökten ordu indirmedik; zaten indirmeyiz.
29
Sadece yüksek bir ses olur; bakarsınız ki sönüveriyorlar.
30
Yazık böyle kullara! Kendilerine bir elçi gelmeye görsün, hemen hafife alırlar.
31
Görmediler mi ki kendilerinden önce nice nesilleri yok ettik. O nesiller bunlara dönemezler.
32
Ama nasıl olsa bir gün hepsi huzurumuza çıkarılacaktır.
33
Ölü toprak onlar için bir ayettir. Ona can verir, daneleri çıkarırız, sonra ondan yerler.
34
O toprakta hurma ve üzüm bağları oluştururuz. Kaynaklarından sular fışkırtırız.
35
Bunu yapmamız, hem ürününden hem de elleriyle yaptıklarından yemeleri içindir. Teşekkür etmeyecekler mi?
36
Yerin bitirdiklerini, kendilerini ve bilmedikleri şeyleri çift yaratan Allah, her türlü eksiklikten uzaktır.
37
Gece de onlar için bir ayettir; ondan gündüzü sıyırıp çıkarırız da zulmette kalıverirler[1].
38
Güneş ise kendine ayrılmış yolda akıp gider. İşte bu, güçlü ve bilgili olan Allah'ın koyduğu ölçüdür.
39
Aya (ışığın) iniş yerleri için[1] ölçü koyduk; sonunda kuru hurma dalına döner.
40
Güneş ayı yakalayamaz. Gece, gündüzü geçemez[1]. Her biri farklı bir yörüngede yüzüp gider[2].
41
İnsan neslini tam donanımlı gemiye[1] bindirmemiz onlar için bir ayettir.
42
Onlara bunun gibi binecekler de yarattık.
43
Batma şartlarının oluştuğunu görsek[1] onları batırırız. Ne yardımlarına koşan olur, ne de kurtarılırlar.
44
Bizden bir ikram olsun ve bir süreye kadar yararlansınlar diye kurtarırsak başka.
45
"Bu insanlara önünüzde olan ve arkanızda kalan için tedbirinizi alın[1] ki ikram göresiniz" dendiği zaman (ölçüye uymazlar)
46
Onlara Rablerinin ayetlerinden hangisi gelse yüz çevirirler[1].
47
"Allah'ın verdiği rızıktan hayra harcayın" dense, görmezlikten gelenler, müminlere derler ki, "Onları biz mi doyuracağız; gerekli görseydi Allah doyururdu. Sizin hepiniz açık bir sapıklık içindesiniz."
48
"(Söyleyin bakalım), o tehdit ne zamanmış? Eğer doğru kimselerseniz." derler.
49
Bekledikleri tek bir haykırıştır; onları, birbirleriyle çekişirken yakalar[1].
50
Artık ne birine bir görev yükleyebilirler ne de ailelerine dönerler.
51
Sura üflenince derhal kabirlerinden kalkacak, hızla Rablerine doğru akın edecekler;
52
"Ey vah! … Yatağımızdan bizi kim kaldırdı[1]?" diyeceklerdir. Denecek ki; "İşte Rahman'ın tehdit ettiği şey. Demek ki, elçiler doğru söylemişler."
53
Tek bir haykırış olacak, hepsi derhal huzurumuza çıkarılacaktır.
54
O gün kimseye yanlış yapılmayacak; sadece yaptığınızın karşılığını göreceksiniz.
55
Cennet halkı o gün tat alacakları işlerle uğraşacaklar,
56
Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde tahtlara kurulacaklardır.
57
Orada onları neşelendirecek işler ve istedikleri her şey;
58
Bir de ikramı bol Rabbinin selam sözü, artık bir bozukluğun olmayacağı sözü[1] vardır.
59
"Ey suçlular! Bugün siz ayrılın"
60
Ey ademoğulları, size sorumluluk yüklemedim mi? Şeytan'a kul olmayın, o sizin açık düşmanınızdır[1];
61
Bana kul olun, doğru yol budur" demedim mi[1]?
62
O, içinizden nice nesilleri yoldan çıkardı, aklınızı çalıştırmıyor muydunuz?
63
İşte tehdit edildiğiniz Cehennem!
64
Bugün girin oraya; onu anlamazlıktan geliyordunuz.
65
Bugün ağızlarına mühür basarız; bize elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahitlik eder.
66
Düzeni farklı kursaydık[1] gözlerini silme kör ederdik; arkasından yola gelme yarışına girerlerdi ama nereden göreceklerdi ki?
67
Düzeni farklı kursaydık[1] onları, oldukları yerde başka kalıba sokardık. Sonra ne yola devam edebilir ne de geri dönebilirlerdi.
68
Kime uzun ömür verirsek yaratılışını tersine çeviririz[1]; hiç akıllanmıyorlar mı?
69
Muhammed'e şiir öğretmedik; zaten gerekmezdi. Bu, sadece zikirdir ve açıklayıcı Kur'an'dır[1].
70
Diri olan kimseleri uyarsın ve onun Allah'ın sözü olduğu, görmezlik edenler açısından da kesinleşsin diye indirilmiştir.
71
Görmediler mi ki, kendi el ürünümüz olan malı davarı[1] onlar için yarattık. Onlar bunlara sahip olurlar.
72
Bunları onlara boyun eğdirdik, kimini binek yaparlar, kiminden de yerler.
73
Onlarda kendileri için başka yararlar ve içecekler de vardır. Hala teşekkür etmeyecekler mi?
74
Belki yardımları olur diye, Allah'tan önce ilahlar edindiler.
75
Oysa onların bunlara yardıma güçleri yetmez. Ama bunlar onlar için hazır askerdirler.
76
Onların sözleri seni üzmesin; biz neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını biliriz.
77
O insan, kendisini döllenmiş yumurtadan yarattığımızı görmez mi ki, bize açık bir düşman kesilir.
78
Nasıl yaratıldığını unutarak bize örnek gösterir de der ki; "çürük kemikleri kim diriltebilirmiş?"
79
De ki; onları ilk var eden diriltecektir. O, yaratmanın her şeklini bilir.
80
O sizin için yeşil ağaçtan ateş oluşturur, siz onu yakarsınız.
81
Gökleri ve yeri yaratan, onlar gibilerini yaratmanın ölçüsünü koymamış mıdır? Koymuştur elbette. O, bilgili yaratıcıdır.
82
Bir şeyi irade ettiğinde O'nun yaptığı, o şey için sadece ‘Ol' demektir; artık o şey oluşur[1].
83
Bütün yetkileri elinde tutan Allah'ın bir eksiği yoktur. Siz ona döndürüleceksiniz.