37
SURE

Saffat Suresi

Ahmed Hulusi • Türkçe Kur'an Çözümü
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Andolsun o saflar olarak dizilenlere (boyutları oluşturan kuvvelere).
2
O (Allah'tan engelleyici - perdeleyici faktörleri) şiddetle defedenlere.
3
O zikir (hatırlatıcıyı) okuyanlara.
4
Muhakkak ki sizin tanrınız (olarak düşündüğünüz) Vahid'dir!
5
Semaların, arzın ve ikisi arasında olanların Rabbidir (Esma'sıyla açığa çıkaranı) ve doğu(ş)ların (açığa çıkacakların) da Rabbidir!
6
Muhakkak ki biz, o Dünya semasını gezegenler ile zinetlendirdik.
7
(Dünya semasını) kurallara itaatten çıkan her şeytandan koruduk.
8
(O şeytanlar) Mele-i Ala'yı dinleyemezler ve her taraftan şiddetle defedilirler!
9
Kovularak. . . Onlar için daimi bir azap vardır.
10
Ancak bir söz kapan olursa, bu yüzden onu yakıcı bir alev takip eder.
11
O halde görüşlerini sor onlara (seni inkar edenlere): Yaratılışları itibarıyla onlar mı daha güçlü yoksa yarattıklarımız mı? Doğrusu biz onları Tıyn-i Lazib'den (yapışkan - kopup ayrılmayan bir balçıktan) yarattık.
12
Hayır, onların alaylı hallerine şaşıp kaldın.
13
Onlar hatırlatıldıklarında da hatırlayıp düşünmezler!
14
Bir işaret gördüklerinde, alaya alırlar.
15
"Bu apaçık bir büyüleyici etkidir" dediler.
16
"Öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda, gerçekten biz ba's olunacak mıyız?"
17
"Evvelki atalarımız da mı?"
18
De ki: "Evet! Siz de boyun bükmüş zavallılar olarak (ba's olunacaksınız). "
19
O ancak bir tek çığlık; birden onlar bakınırlar!
20
"Vay bize! Bu, Din Günü'dür!" dediler.
21
"Bu, kendisini yalanladığınız ayırt etme sürecidir!"
22
"Toplayın o zulmedenleri (bilinçleri), onların eşlerini (bedenlerini) ve tapınıp kulluk yaptıkları şeyleri. "
23
"Allah dunundakileri! Onları cehennem yoluna yollandırın!"
24
"Durdurun onları! Muhakkak ki onlar sorumludurlar!"
25
"Ne oldu size ki (bugün) birbirinizle yardımlaşmıyorsunuz?"
26
Aksine onlar bugün boyun eğip teslim olmuşlardır!
27
Birbirlerini sorgulayıp suçlarlar!
28
"Muhakkak ki siz bize sağdan (sanki hakikati bildirirmiş gibi) gelirdiniz?"
29
(Onlar da) dediler ki: "Hayır, siz iman etmediniz (bildirilenlere)!"
30
"Bizim, üzerinizde bir hakimiyetimiz yoktu. . . Aksine siz azgın bir topluluk idiniz. "
31
"İşte sonunda Rabbimizin bildirisi gerçekleşti! Doğrusu (şimdi) biz (azabı) tadıcılarız. "
32
"Bundan ötürü sizi saptırıp azdırdık. . . İşin gerçeği biz azmıştık!"
33
Muhakkak ki onlar, o süreçte azapta ortak olanlardır.
34
Kesinlikle biz, şirk suçunu açığa çıkaranlara işte bunu uygularız!
35
Onlara "la ilahe İllallah" gerçeğini kabullenin denildiğinde, muhakkak ki onlar benliklerini öne çıkarmışlardı!
36
"Tanrılarımızı, cinlenmiş bir şair için terk mi edeceğiz?" derlerdi.
37
Hayır, O, Hak olarak gelmiştir ve Rasulleri de tasdik etmiştir.
38
Muhakkak ki siz o feci azabı tadıcılarsınız!
39
Yaptıklarınızın sonucundan başka bir şey yaşamazsınız!
40
Allah'ın ihlasa (samimiyete, safiyete) erdirilmiş kulları (azaptan) müstesna.
41
İşte onlar için bilinen (takdir edilmiş olan) bir rızık vardır.
42
Meyveler (elde etmiş oldukları kuvvelerin getirileri). . . Onlar ikram olunanlardır.
43
Nimetler cennetlerinde.
44
Serirler (makamlar) üzerinde karşılıklı olarak otururlar.
45
Kaynaktan (Esma hakikatinden) doldurulmuş kaseleri (kuvveleri) gezdirilir.
46
Bembeyaz (marifet nuru), içenlere (kullananlara) keyif veren kaseler (kuvveler).
47
Aklı yanlışa yönlendiren bir özellik yoktur onda. . . Onlar ondan sarhoş da olmazlar (neyi nasıl yaptıklarının bilincini hiç yitirmezler)!
48
Yanlarında gözlerini yalnızca onlara dikmiş, göz aydınlığı olanlar vardır.
49
Sanki onlar (kendileri için) korunmuş yumurtalar (kuvvelerini açığa çıkarmada yardımcı objeler) gibidir.
50
(Cennettekiler) birbirlerine yönelip soruşurlar.
51
Onlardan biri dedi ki: "Gerçekten benim bir arkadaşım vardı. "
52
(O) derdi ki: "Hakikaten sen (bildirilenleri) tasdik edenlerden misin?"
53
"Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı cezalandırılacağız?"
54
Dedi ki: "Siz söz ettiğinizin gerçekleşmesine şahit oldunuz mu?"
55
İşte şimdi onu yaşadılar; üstelik onu cehennemin tam ortasında gördü.
56
Dedi ki: "Tallahi, az kalsın beni de bu çukura yuvarlayacaktın. "
57
"Eğer Rabbimin nimeti olmasaydı, kesinlikle (cehennem) kapısına zorunlu getirilenlerden olurdum. "
58
"Biz beden kaydından kurtulmuşlardan değil miyiz?"
59
"İlk ölümü tadışımız dışında (artık başka ölüm yaşanması söz konusu değil)! Biz azap olunacaklar da değiliz. "
60
"Muhakkak ki bu büyük kurtuluşun ta kendisidir. "
61
Çalışanlar işte bunun için çalışsınlar!
62
Nüzul itibarıyla bu mu hayırlıdır yoksa zakkum ağacı (kişinin bedeni) mı? (Buraya kadar kişinin hakikatine imanla açığa çıkardığı Esma kuvvelerinin yaşatacağı cennet halinden bahsedilmişken; şimdi de kişiye cehennemi yaşatacak, kendini beden kabul etmesi sonucu yalnızca bedeni zevklere dönük yaşamasının sonuçları, benzetmelerle anlatılmaya başlanmıştır. A. H. )
63
Doğrusu biz onu (zakkum ağacını - bedeni) zalimler için bir sınav objesi kıldık (hakikatlerini mi hatırlayacaklar yoksa kendilerini beden kabul ederek mi yaşayacaklar).
64
Muhakkak ki o cehennemi (yanmayı oluşturan) kaynaktan oluşan bir ağaçtır (biyolojik bedendir).
65
Onun (kendini yalnızca beden kabulünün) meyvesi, sanki şeytanların kafaları (bilincin içgüdüsel dürtüleri) gibidir.
66
Muhakkak ki onlar (dünya yaşamı boyunca) ondan yerler ve ondan karınlarını doldururlar.
67
Bunun sonucu onlara, yapılarına işleyecek yakıcı su (benlik duygusu) vardır.
68
Bundan sonra onların dönüş yerleri elbette cehennemdir.
69
Çünkü onlar atalarını (hakikatten) sapmışlar olarak buldular.
70
Böylece onların izleri üzerinde ısrarla koşarlar.
71
Andolsun ki onlardan önce, ilk nesillerin çoğunluğu da (Hakikatten) sapmıştı!
72
Andolsun ki onların da içinde uyarıcılar irsal ettik.
73
O uyarılanların sonu nasıl oldu bir bak!
74
Sadece Allah'ın ihlasa (samimiyete, saflığa) erdirilmiş kulları bunun dışında kaldı.
75
Andolsun ki Nuh bize yönelmişti. . . Biz ne güzel icabet edenleriz.
76
Onu ve Onun ehlini çok büyük tasadan kurtardık.
77
Onun zürriyetini de devam ettirdik.
78
Sonrakiler içinde, Onun anılmasını sağladık.
79
İnsanlar arasında Nuh'a Selam olsun.
80
Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız!
81
Muhakkak ki O, iman eden kullarımızdandır.
82
Sonra diğerlerini (şirk ehlini) suda boğduk.
83
Muhakkak ki İbrahim de Onun anlayışındandır.
84
Rabbine selim bir kalp ile (şuurunda Esma hakikatini yaşamakta olarak) yönelmişti!
85
Hani (İbrahim) babasına ve kavmine: "Neye tapınıyorsunuz?"
86
"Asılsız şeyler uydurarak, Allah dununda tanrılar mı ediniyorsunuz?"
87
"Rabb-ül alemin'i ne zannediyorsunuz?"
88
Sonra (İbrahim) yıldızlara (akıl gözüyle) bir bakıp düşündü de. . .
89
Dedi ki: "Hasta oluyorum (bu yaptığınıza)!"
90
Bunun üzerine dönüp Ondan uzaklaştılar.
91
(İbrahim de) onların tanrılarına yaklaşıp yöneldi de: "Yemez misiniz?" dedi.
92
"Niye konuşmuyorsunuz?"
93
(İbrahim) yaklaşıp sağ eliyle darbe vurdu tanrı heykellerine!
94
Bunu görenler hızla dönüp Ona geri geldiler.
95
(İbrahim) dedi ki: "Elinizle yapıp tanrı kabul ettiğiniz heykellere mi tapıyorsunuz?"
96
"Halbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır!"
97
Dediler ki: "Onun için bir bina yapın da Onu, yakanın (ateşin) içine atın!"
98
Ona tuzak irade ettiler. . . Biz de onları esfelin (en aşağılar) kıldık.
99
(İbrahim) dedi ki: "Muhakkak ki ben Rabbime gidiciyim. . . (O), bana hidayet edecek. "
100
(İbrahim): "Rabbim, bana salihlerden hibe et!" (dedi).
101
Bunun üzerine Onu Haliym bir oğul ile müjdeledik.
102
(Oğlu İsmail) Onunla birlikte yürüme olgunluğuna ulaşınca, (İbrahim) dedi ki: "Ey oğulcuğum! Muhakkak ki ben seni uykuda görüyorum ve ben seni kurban ediyorum. . . Bak bakalım sen ne dersin bu işe?". . . (Oğlu) dedi ki: "Ey babacığım. . . Emrolunduğun şeyi yap! İnşaAllah beni sabredenlerden bulacaksın. "
103
İkisi de (hükme) teslim olup Onu (İsmail'i) yüzüstü yatırdığında. . .
104
Biz Ona: "Ey İbrahim!" diye seslendik.
105
"Gerçekten rüyanı doğruladın. . . Doğrusu biz muhsinleri (müşahedelerinde Hak'tan gayrı bulunmayanları) böylece cezalandırırız (yaptığının sonucunu yaşatırız). "
106
Muhakkak ki bu apaçık bir beladır (öğretici, idrak ettirici deneyim)!
107
Ona, bedel olarak çok büyük kurban verdik.
108
Sonrakiler içinde, Onun anılmasını sağladık.
109
Selam olsun İbrahim'e.
110
Muhsinleri (Allah'a, görürcesine kulluk edenleri) böylece cezalandırırız.
111
Muhakkak ki O, iman eden kullarımızdandır.
112
Ona, salihlerden bir Nebi olarak İshak'ı müjdeledik.
113
Onun üzerine de İshak'ın üzerine de bereket lütfettik. . . O ikisinin neslinden muhsin de var, kendi nefsine apaçık zulmeden de var.
114
Andolsun ki Musa ve Harun'a da lütufta bulunduk!
115
O ikisini ve onların kavimlerini aziym tasadan kurtardık.
116
Onlara yardım ettik de galip geldiler.
117
İkisine (Musa ve Harun'a) bilinen bilgiyi verdik.
118
O ikisini de sırat-ı müstakime yönlendirdik.
119
Sonrakiler içinde, Onların anılmasını sağladık.
120
Musa ve Harun'a Selam olsun!
121
Doğrusu biz, muhsinleri (Allah'a, görürcesine kulluk edenleri) böylece cezalandırırız!
122
Muhakkak ki ikisi de iman eden kullarımızdandır.
123
Muhakkak ki İlyas da irsal olunanlardandı.
124
Hani halkına: "Korunmaz mısınız?" dedi.
125
"Ba'l'e (dört yüzü olan altından heykel) tapınıp ve yaratanların en güzelini mi (Ahsen-ül Halikin) bırakıyorsunuz?"
126
"Rabbiniz Allah, önceki atalarınızın da Rabbi'dir!"
127
Onu (İlyas'ı) yalanladılar! Muhakkak ki onlar zorunlu huzura çıktılar!
128
Sadece Allah'ın ihlasa (samimiyete, saflığa) erdirilmiş kulları müstesna.
129
Sonrakiler içinde, Onun anılmasını sağladık.
130
Selam olsun İlyasin yolundan gidenlere!
131
Doğrusu biz, muhsinleri (Allah'a, görürcesine kulluk edenleri) böylece cezalandırırız.
132
Muhakkak ki O, iman eden kullarımızdandır.
133
Muhakkak ki Lut da irsal olunanlardandı.
134
Hani Onu ve Onun yakınlarını toptan kurtardık.
135
Sadece geride kalanlar içinde olan bir kocakarı (Lut a. s. ın iman etmeyen karısı) hariç.
136
Sonra diğerlerini yerle bir ettik!
137
Muhakkak ki siz sabahları onların yurtlarından geçersiniz. . .
138
Geceleri de. . . Hala aklınızı kullanmaz mısınız?
139
Muhakkak ki Yunus da irsal olunanlardandı (Hakikat bilgisiyle açığa çıkarılanlardandı).
140
Hani o dopdolu gemiye kaçmıştı (Hakikat bilgisine rağmen halkına yararlı olamadığı düşüncesiyle sıradan yaşamına dönmüştü).
141
(Yunus) kura çekti (seçim yaptı) de delili geçersiz kılınanlardan oldu (bu tercihi - seçimi onu yanlışa sürükledi ve). . .
142
(Yunus) levmedici olduğu halde balık Onu yuttu (pişmanlık duygusuyla karışık bir halde, balık = dünya yaşamı onu yuttu);
143
Eğer (Yunus) tespih edenlerden (işlevini hatırlayanlardan) olmasaydı (eğer tespih ile hakikatini hissederek Allah'a vechini dönmeseydi);
144
Ba's olunacakları güne kadar (Yunus) balığın karnında kalırdı (ölüm tadılma sürecine kadar dünyasında bedensellikte kalırdı).
145
Biz Onu hasta (yıpranmış - sağlıksız) olarak çıplak arazide (kuvvelerin bilinmediği bir ortamda) bıraktık.
146
Üzerine kabak türünden (gövdesi olmayan bitki cinsi) bir ağaç bitirdik (Onda ilahi marifet meyveleri açığa çıkardık).
147
Onu (Yunus'u) yüz bin (kişiye) yahut daha da fazlasına irsal ettik.
148
(Onlar) iman ettiler de, biz onları bir süre mutlu yaşattık.
149
O halde sor görüşlerini onlara (o müşriklere): "Kız çocukları Rabbinin, erkek çocukları onların mı?"
150
Yoksa biz, onlar seyrederken mi melekleri dişiler olarak, yarattık?
151
Dikkat edin, muhakkak ki onlar iftira atarak şöyle derler:
152
"Allah doğurdu (Allah'ın oğlu dediler)! Muhakkak ki onlar kesinlikle yalancılardır!"
153
(Allah) kızları oğullara tercih mi etmiş?
154
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
155
Hatırlayıp düşünemiyor musunuz?
156
Yoksa apaçık bir deliliniz mi var?
157
Eğer doğru söylüyorsanız bildiğinizi koyun ortaya!
158
O'nunla (Allah ile) cinler (normal insan duyularının algılayamadığı bilinçli varlıklar) arasında bir bağ oluşturdular! (Onlara Allah dununda tanrısallık atfettiler). . . Andolsun cinler de bilir ki, muhakkak onlar muhdarindir (zorunlu olarak huzurda hazır tutulacaklardır)!
159
Allah onların vasıflandırmalarından münezzehtir!
160
Sadece Allah'ın ihlasa (samimiyete, saflığa) erdirilmiş kulları müstesna (gerisi "muhdarin" olarak anlatılan sınıftandır).
161
Muhakkak ki siz ve tapındıklarınız,
162
O'nun aleyhine (kimseyi) ayartıp kandıramazsınız!
163
Ancak cehennemi yanışa gidecekler müstesna.
164
(Bütün açığa çıkan melekî Esmâ kuvveleri): "Bizden, bilinen bir işlevi olmayan yoktur!"
165
"Muhakkak ki biz, evet biziz o saf saf dizilenler (varlıkta boyutları ve içindekileri meydana getirenler). "
166
"Muhakkak ki biz, evet biziz o tespih edenler (işlevlerini yerine getirmek suretiyle kulluğunu ifa edenler {tespihin anlamı}). "
167
Muhakkak ki (o müşrikler) şöyle de diyorlardı:
168
"Eğer bizim yanımızda da atalarımızdan bize ulaşmış bir bilgi olsa idi. . . "
169
"Elbette biz de Allah'ın ihlasa (samimiyete, saflığa) erdirilmiş kulları olurduk. "
170
Şimdiyse hakikat bilgisini inkar ettiler. . . Yakında anlayacaklar!
171
Andolsun ki irsal olunan kullarımıza (şu) sözümüz geçerli olmuştur:
172
Muhakkak ki onlar, elbette onlar zafere erdirilmişlerdir.
173
Muhakkak ki bizim ordumuz, onlar galiptirler!
174
Artık bir süre onlardan yüz çevir!
175
Onları seyret. . . Yakında görecekler!
176
Azabımızın varlıklarında açığa çıkışını (ölümü) acele mi istiyorlar? (Ölüm, hakikati inkar eden için azabın başlaması, iman eden içinse rahmete ermektir. )
177
Onların alanına indiğinde, uyarılanların uyanışı ne kötü olur!
178
Artık bir süre onlardan yüz çevir.
179
Onları seyret. . . Yakında görecekler.
180
Senin Rabbin, İzzet sahibi Rab olarak, onların tanımlamalarından münezzehtir!
181
İrsal olunanlara Selam olsun!
182
Hamd, Rabb-ül alemin Allah'a aittir.