Ayetbul.net
⌂
Ana Sayfa
☾
Günlük Ayet
☾
Cüzler
⌂
Ana Sayfa
☾
Günlük Ayet
☾
Cüzler
⌂
Ana Sayfa
›
44. Duhan Suresi
44
SURE
Duhan Suresi
İbni Kesir
•
←
Önceki
Sure
Sonraki
Sure
→
📖
İÇERİK
Sure Seç
Sure seç
Fatiha Suresi
Bakara Suresi
Ali İmran Suresi
Nisa Suresi
Maide Suresi
Enam Suresi
Araf Suresi
Enfal Suresi
Tevbe Suresi
Yunus Suresi
Hud Suresi
Yusuf Suresi
Rad Suresi
İbrahim Suresi
Hicr Suresi
Nahl Suresi
İsra Suresi
Kehf Suresi
Meryem Suresi
Taha Suresi
Enbiya Suresi
Hac Suresi
Müminun Suresi
Nur Suresi
Furkan Suresi
Şuara Suresi
Neml Suresi
Kasas Suresi
Ankebut Suresi
Rum Suresi
Lokman Suresi
Secde Suresi
Ahzab Suresi
Sebe Suresi
Fatır Suresi
Yasin Suresi
Saffat Suresi
Sad Suresi
Zümer Suresi
Mümin Suresi
Fussilet Suresi
Şura Suresi
Zuhruf Suresi
Duhan Suresi
Casiye Suresi
Ahkaf Suresi
Muhammed Suresi
Fetih Suresi
Hucurat Suresi
Kaf Suresi
Zariyat Suresi
Tur Suresi
Necm Suresi
Kamer Suresi
Rahman Suresi
Vakıa Suresi
Hadid Suresi
Mücadele Suresi
Haşr Suresi
Mümtehine Suresi
Saff Suresi
Cuma Suresi
Münafikun Suresi
Tegabun Suresi
Talak Suresi
Tahrim Suresi
Mülk Suresi
Kalem Suresi
Hakka Suresi
Mearic Suresi
Nuh Suresi
Cin Suresi
Müzzemmil Suresi
Müddessir Suresi
Kıyamet Suresi
İnsan Suresi
Mürselat Suresi
Nebe Suresi
Naziat Suresi
Abese Suresi
Tekvir Suresi
İnfitar Suresi
Mutaffifin Suresi
İnşikak Suresi
Büruc Suresi
Tarık Suresi
Ala Suresi
Gaşiye Suresi
Fecr Suresi
Beled Suresi
Şems Suresi
Leyl Suresi
Duha Suresi
İnşirah Suresi
Tin Suresi
Alak Suresi
Kadir Suresi
Beyyine Suresi
Zilzal Suresi
Adiyat Suresi
Karia Suresi
Tekasür Suresi
Asr Suresi
Hümeze Suresi
Fil Suresi
Kureyş Suresi
Maun Suresi
Kevser Suresi
Kafirun Suresi
Nasr Suresi
Tebbet Suresi
İhlas Suresi
Felak Suresi
Nas Suresi
⌄
📝
ÇEVİRİ
Meal Seç
Meal seç
Ali Bulaç
Ahmed Hulusi
Bayraktar Bayraklı
Diyanet İşleri
Edip Yüksel (Eski Baskı)
Elmalılı Hamdi Yazır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gültekin Onan
Hasan Basri Çantay
İbni Kesir
Muhammed Esed
Şaban Piriş
Suat Yıldırım
Süleyman Ateş
Yaşar Nuri Öztürk
Mustafa İslamoğlu
Erhan Aktaş
Erhan Aktaş (Eski Baskı)
Ali Rıza Safa
Süleymaniye Vakfı
Edip Yüksel
Mehmet Okuyan
Əlixan Musayev
Bünyadov-Məmmədəliyev
Ələddin Sultanov
Rashad Khalifa
The Monotheist Group
Edip-Layth
Mustafa Khattab
Al-Hilali & Khan
Abdullah Yusuf Ali
Marmaduke Pickthall
Abul A'la Maududi
Taqi Usmani
Abdul Haleem
Mohamed Ahmed - Samira
Muhammad Asad
Abdel Khalek Himmat
Progressive Muslims
Shabbir Ahmed
Syed Vickar Ahamed
Sahih International
Ali Quli Qarai
Bijan Moeinian
George Sale
Mahmoud Ghali
Amatul Rahman Omar
E. Henry Palmer
Hamid S. Aziz
Arthur John Arberry
Aisha Bewley
Sam Gerrans
Эльмир Кулиев
⌄
▶
00:00
/
00:00
1
Ha, Mim.
2
Apaçık kitaba andolsun ki;
3
Gerçekten Biz; onu, mübarek bir gecede indirdik. Doğrusu Biz, uyarıcı idik.
4
Ki onda her hikmetli iş ayrılır.
5
Katımızdan bir emirle. Muhakkak ki Biz, peygamber gönderenleriz.
6
Rabbından bir rahmet olarak. Gerçekten O; Semi, Alim olanın kendisidir.
7
Göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbından. Şayet kesin olarak inanıyorsanız.
8
Ondan başka ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbınızdır, sizden önceki atalarınızın da Rabbıdır.
9
Hayır, onlar şüphe içinde oynayıp dururlar.
10
Öyleyse sen gözle. Göğün açıkça bir duman çıkaracağı gün;
11
İnsanları bürüyecektir. Bu; elim bir azabdır.
12
Rabbımız; bu azabı bizden kaldır. Doğrusu biz, artık mü'minleriz.
13
Nerede onlarda öğüt almak? Kendilerine gerçeği açıklayan bir peygamber gelmişti.
14
Ondan yüz çevirmişler; belletilmiş delinin biri, demişlerdi
15
Biz, az bir süre için azabı kaldıracağız. Ama siz, eski halinize döneceksiniz.
16
Onları çarptıkça çarpacağımız gün; şüphesiz intikam alırız.
17
Andolsun ki; onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik ve onlara kerim bir peygamber gelmişti.
18
Allah'ın kullarını bana teslim edin. Doğrusu ben, size gönderilmiş emin bir peygamberim.
19
Allah'a karşı yücelik taslamayın. Doğrusu ben, size açık bir burhan getirdim.
20
Beni taşlamanızdan ötürü; benim de Rabbım, sizin de Rabbınız olana sığındım.
21
Eğer bana inanmazsanız; benden uzaklaşıp gidin.
22
Bunlar, suçlu bir kavimdir, diyerek Rabbına dua etti.
23
Öyleyse kullarımı geceleyin yürüt, siz muhakkak takip olunacaksınız.
24
Denizi sakin iken geride bırak. Doğrusu onlar, suda boğulacak bir ordudur.
25
Onlar, nice nice bağları, pınarları bırakmışlardı.
26
Ekinleri, muhteşem konakları da.
27
Zevk ve safa sürdükleri nimetleri de.
28
İşte böyle. Onlara başka kavimleri mirasçı kıldık.
29
Gök ve yer onların helakine ağlamadı. Ve onlar, mühlet verilenler de olmadı.
30
Andolsun ki; İsrailoğullarını horlayıcı azabdan kurtardık,
31
Firavun'dan. Doğrusu o, azgın bir zorba idi.
32
Ve andolsun ki; Biz, onları bile bile alemler üzerinde seçkin kıldık.
33
Onlara ayetlerden öylelerini verdik ki; her birinde açıkça bir imtihan vardı.
34
Bunlar gerçekten derler ki:
35
O, ilk ölümümüzden başkası değildir. Ve biz, diriltilip kaldırılacaklar da değiliz.
36
Doğru sözlüler iseniz; bize babalarımıza getirsenize.
37
Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba kavmi ile onlardan evvel gelenler mi? Biz, onları helak ettik. Muhakkak ki onlar, mücrimler idiler.
38
Biz; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri oyun ve oyalanma olsun diye yaratmadık.
39
Biz; onları, ancak hak ile yarattık. Ne var ki onların çoğu, bilmezler.
40
Muhakkak ki ayırdetme günü, hepsinin bir arada bulunacağı vakittir.
41
O gün; dostun dosta hiç bir yardımı olmaz, yardım da görmezler.
42
Ancak Allah'ın merhamet ettiği müstesna. Muhakkak ki O; Aziz, Rahim olanın kendisidir.
43
Doğrusu zakkum ağacı;
44
Günahkarların yiyeceğidir.
45
Erimiş maden gibidir. Karınlarında kaynar,
46
Suyun kaynaması gibi.
47
Yakalayın onu, cehennemin ortasına sürükleyin.
48
Sonra azab olarak başına kaynar su dökün.
49
Tad bakalım; hani güçlü olan, değerli olan yalnız sendin?
50
İşte bu; doğrusu şüphelenip durduğunuz şeydir.
51
Müttakiler ise; muhakkak ki emin bir makamdadırlar.
52
Bahçelerde ve pınar başlarında.
53
İnce ipekten ve parlak atlastan giyerler, karşılıklı otururlar.
54
İşte böyle. Onları iri siyah gözlülerle evlendiririz.
55
Orada emniyet içerisinde her meyveyi isteyebilirler.
56
Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Ve onları cehennem azabından korumuştur.
57
Rabbından bir lutuf olarak. İşte bu, büyük kurtuluşun kendisidir.
58
Biz; onu, öğüt alsınlar diye senin dilinde indirerek kolayca anlaşılmasını sağladık.
59
Öyleyse bekle, onlar da beklemektedirler.