46
SURE

Ahkaf Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Haa, Mim.
2
(Bu) kitabın indirilmesi mutlak gaalib, yegane hukum ve hikmet saahibi Allahdandır.
3
Biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan şeyleri (başka değil) ancak hakkın ikaamesine sebeb olarak ve muayyen bir va'de için yaratdık. Küfredenler, korkutuldukları şeyden yüz çeviricilerdir.
4
De ki: "Allahı bırakıb da tapmakda olduklarınızın neydiğini bana haber verin. Onların yerden hangi şey'i yaratdıklarını bana gösterin". Yoksa onların göklerde bir ortaklığı mı var? Bundan evvel bir kitab, yahud bir ilim artığı varsa, da'vanızda doğrucular iseniz, bana getirin.
5
Allahı bırakıb da kendisine kıyamete kadar cevab vermeyecek kişiye (nesneye) tapmakda olan kimseden daha sapık kimdir? Halbuki bunlar, onların tapmalarından da habersizdirler.
6
İnsanlar mahşerde bir araya toplatıldıkları zaman bunlar, onların düşmanları olurlar. Onların tapdıklarını (inkar ile) küfredici (nesne) ler olurlar.
7
Karşılarında açık açık ayetlerimiz okunduğu vakit (içlerinde) o küfredenler, kendilerine o hak gelince "Bu, apaşikar bir büyüdür" dediler.
8
Yahud "Onu kendisi uydurdu" diyorlar. De ki: "Eğer onu ben (bilfarz) uydurdumsa o halde siz Allahdan bana (gelecek azabı savmıya) hiçbir vech ile güc yetiremezsiniz. O, sizin ona dair ne taşkınlıklar yapıb durduğunuzu çok iyi bilendir. Benimle sizin aranızda şahid olarak O yeter. O (küfürden rücu' ile iman edenleri) çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir".
9
De ki: "Ben peygamberlerden ilk defa (gelmiş biri) değilim. Bana ve size ne yapılacağını bilmem. Ben, bana vahy olunmakda bulunanlardan başkasına uymuyorum. Ben (Allahın azabiyle) apaçık korkutandan başkası da değilim".
10
De ki: "Bana haber verin, eğer (bu Kur'an) Allah tarafından (gönderilmiş) olup da siz (buna rağmen) onu (inkar ile) küfr ediyorsanız ve İsrail oğullarından bir şahid de onun benzerine (istinaden) buna şahidlik etmiş, iman etmiş olduğu halde siz (iman etmeyi) kibrinize yediremiyorsanız (zulmetmiş olmaz mısınız?). Şübhe yok ki Allah, o zaalimler güruhunu muvaffak etmez".
11
O kafirler, iman edenler hakkında dedi (ler) ki: "Eğer (iman) bir hayır olsaydı bizden evvel ona koşmazlardı". (Bunu söyleyenler) onunla hidayeti kabul etmedikleri de "Bu, eski bir yalandır" diyeceklerdir.
12
Ondan evvel de, bir rehber ve bir rahmet olarak, Musanın kitabı vardı. İşte bu da zaalimleri korkutmak ve iyi hareket eden (mü'min) lere bir müjde olmak üzere Arabca bir dille (gönderilen ve Tevratı) tasdıyk eden bir kitabdır.
13
"Rabbimiz Allahdır" deyib de sonra (bütün hareketlerinde) doğruluğu iltizam edenlere, (evet) onlara hiçbir korku yokdur. Onlar mahzun da olmayacaklardır.
14
Onlar cennetin yaranıdırlar. İşlemekde oldukları (iyi amel ve hareketleri) ne mükafat olmak üzere orada ebedi kalıcıdırlar onlar.
15
Biz insana ana ve babasına iyilik etmesini tavsiye etdik. Anası onu zahmetle (karnında) taşıdı. Onu zahmetle de doğurdu. Onun bu taşınması ile Sütden kesilmesi (müddeti) otuz aydır. Nihayet o, yiğitlik çağına erdiği, (hele) kırk (ıncı) yıl (ın) a ulaş (ıb da tam kemaline vardığı zaman (şöyle) demişdir: "Ey Rabbim, gerek beni, gerek ana ve babamı ni'metlendirdiğine şükretmemi, Senin raazi olacağın iyi amel (ve hareket) de bulunmamı bana ilham et. Zürriyyetim hakkında da benim için salah nasıybet. Şübhesiz ben sana döndüm. Şübhesiz ben (sana) teslim olanlardanım".
16
İşte bunlar —ki cennet yaranı içindedirler— işlediklerinin en güzel (ler) ini kabul edeceğimiz, günahlarından geçeceğimiz kimselerdir. (Bu), onların va'd olunageldikleri dosdoğru bir söz vermedir.
17
Ana ve babasına: "Of size, benden evvel nice nice nesiller gelib geçtiği halde beni (tekrar dirilib kabrimden) çıkarılacağımla mı tehdid ediyorsunuz?" diyen (adam yok mu?) anası, babası Allaha yalvarırlar, (ona) "Yazık sana. İman et. Allahın va'di şübhesiz hakdır" (derler). O ise "Bu (dediğiniz) evvelkilerin masallarından başkası değildir" der.
18
İşte o (ve benzerleri) cinden ve insandan kendilerinden evvel gelib geçen ümmetler arasında, üzerlerine (azab) söz (ü) hak olmuş (kimseler) dir. Çünkü bunlar hüsrana uğramış olanlardır.
19
Herkesin yapdıklarına göre dereceleri (mertebeleri) vardır. (Bu da) kendilerine hiçbir haksızlık edilmeyerek amelleri (nin karşılığını) onlara tamamen ödemek içindir.
20
Kafirlere, ateşin karşısına (getirilerek) gösterileceği gün, (denilir ki) "Siz bütün zevkleri (nizi) dünya hayatınız içinde (yaşayıb) bitirdiniz. Bunlarla safa sürdünüz. İşte yer (yüzün) de haksız yere kibirlenmekde ve fısk (-u fücur) a sapmakda olmanıza mukaabil bugün horluk azabiyle cezalandırılacaksınız".
21
Aad'in biraderini —ki ondan evvel de, ondan sonra da inzar edici peygamberler gelib geçmişdi — hatırla. Hani o, Ahkaaf daki kavmini "Allahdan başkasına kulluk etmeyin. Hakıykat ben üzerinize (gelecek) büyük bir günün azabından korkuyorum" diye tehdid etmişdi.
22
Dediler ki: "Sen bize, bizi Tanrılarımız (a tapmak) dan döndürmen için mi geldin? öyleyse bizi tehdid etmekde olduğun şey'i, eğer (iddianda) doğru söyleyenlerdensen, getir bize".
23
(Hud) dedi: "(Bunun) ilm (i) ancak Allah nezdindendir. Ben size gönderildiğim şey'i tebliğ ediyorum. Fakat ben sizi bilmezler güruhu olarak görmekdeyim".
24
Artık vaktaki onu, vadilerine yönelerek gelen bir bulut haalinde, görmüşlerdi. Dediler ki: "Bu, bize yağmur verici bir bulutdur". (Hud) "Hayır, (dedi), bu, çarçabuk gelmesini istediğiniz şeydir, rüzgardır ki onda elem verici bir azab vardır".
25
"O, Rabbinin emriyle her şey'i helak edecekdir". İşte onlar o haale geldiler ki meskenlerinden başka bir şey görünmez oldu. İşte günahkarlar güruhunu biz böyle cezalandırırız.
26
Andolsun ki size bile vermediğiniz imkanlardan (cihetlerden) biz onlara (nice) kudret vermişdik. Onlara kulak (lar), gözler, gönüller de vermişdik. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne gönülleri onlara hiçbir şeyle faide vermedi. Çünkü onlar Allahın ayetlerini bilerek inkar ediyorlardı. (Nihayet) istihza edegeldikleri şey çepçevre kendilerini kuşatıverdi.
27
Andolsun ki, biz kendi çevrenizdeki memleketleri helak etdik. Ayetleri, belki onlar (küfürden imaana) dönerler diye, tekrar tekrar açıkladık.
28
O vakit Allahı bırakıb da (guya Ona) yakınlığa vesile edindikleri düzme Tanrılar onlar (ın azabını savmıy) a yardım etmeli değil miydi?! Bil'akis bunlar kendilerinden ayrılıb gaaib oldular. Bu, onların yalanlarıdır, Uydurmakda oldukları şeydir.
29
Yadet o zamanı ki cinlerden bir taaifeyi Kur'an dinlemeleri için sana (doğru) çevirmişdik. İşte bunlar onun huzuuruna gelince (birbirine) "Susun (dinleyin)" demişler, (okunması) bitirilince de (kendilerini azab ile) korkutmıya me'mur olarak kavmlerine dönmüşlerdi.
30
"Ey kavmimiz, dediler, hakıykat biz Musadan sonra indirilmiş olan, kendinden öncekileri tasdıyk eden, hakka ve doğru yola ileten bir kitab dinledik".
31
"Ey kavmimiz, Allahın da'vetcisine icabet edin. Ona iman edin ki (Allah) sizin günahlarınızdan bir kısmını yarlığasın ve sizi çok elem verici bir azabdan kurtarsın.
32
Kim Allahın da'vetcisine icabet etmezse o, yer (yüzün) de (Allahı) aciz bırakacak değildir. Onun Allahdan başka yardımcıları da yokdur. Onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.
33
Haala şu hakıykatı bilmediler mi ki gökleri, yeri yaratmış, onları yaratmakdan yorulmamış olan Allah, ölüleri de diriltmiye kaadirdir. Evet, O, her şey'e elbette kaadirdir.
34
O kafirler ateşin karşısına (getirilerek) gösterileceği gün (kendilerine denilecek ki:) "Bu (azab) gerçek değil mi imiş"? Onlar "Evet, Rabbimize yemin ederiz (ki gerçekdir)" dediler (diyecekler). (Allah da) "Küfredegeldiğinize mukaabil tadın azabı" dedi (diyecek).
35
O halde (Habibim) peygamberlerden azim saahiblerinin sabretdikleri gibi sen de sabret. Onlar (ın azabı) için acele etme. Onlar tehdid edilmekde oldukları (azabı) görecekleri gün sanki kendileri (dünyada) gündüzün bir saatinden başka durmamış gibi (olacaklardır). (Bu, yeter) bir tebliğdir. Öyle ya, faasıklar güruhundan başkası helak edilir mi? (Asla).