53
SURE

Necm Suresi

Erhan Aktaş (Eski Baskı) • Kerim Kur'an
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Batan yıldıza ant olsun ki,
2
Arkadaşınız sapkın ve azgın değil.
3
Ve o, hevasından[1] konuşmaz.
4
Onun size söyledikleri, kendisine vahyedilen vahiyden başkası değildir.[1]
5
Ona üstün güç sahibi ve kudretli olan öğretti.[1]
6
Üstün akla[1] sahip, egemenlik kurmuş olan.
7
O, en yüksek ufuktaydı.
8
Sonra yaklaştı ve ardından sarktı.
9
Böylece yayın iki ucu kadar, hatta daha yakın oldu.
10
Kuluna vahyedeceği şeyi vahyetti.
11
Gönlü, gördüğünü yalanlamadı.
12
Onunla, gördüğü şey hakkında tartışıyor musunuz?
13
Ant olsun ki, onu başka bir inişte daha gördü.
14
Sidre-i münteha'nın[1] yanında.
15
Onun yanında me'va cenneti[1] vardır.
16
O zaman kaplayan şey, sidreyi[1] kaplıyordu.
17
Göz şaşmadı ve haddi aşmadı.
18
Ant olsun, Rabb'inin ayetlerinin[1] en büyüğünü gördü.
19
Hiç düşündünüz mü Lat ve Uzza'yı?
20
Diğer üçüncü Menat'ı?[1]
21
Erkek sizin, dişi O'nun mu?
22
O halde bu insafsız bir paylaştırmadır.
23
Bu isimler, sizin ve atalarınızın onlara yakıştırdığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar için hiçbir yetkilendirmede bulumadı. Ant olsun ki, onlara Rabb'lerinden doğru yolu gösterici[1] geldiği halde, onlar yalnızca zanna[2] ve benliklerinin tutkularına uyuyorlar.
24
Yoksa insan için yalnızca temenni ettiği şey mi var?
25
Ahiret de, dünya da Allah'ındır.
26
Göklerde nice melekler var ki, Allah'ın dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesi dışında onların şefaatleri[1] hiçbir yarar sağlamaz.
27
Kuşkusuz ahirete inanmayanlar, melekleri dişi varlıkların adları ile adlandırıyorlar.[1]
28
Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysa ki zan "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.
29
Dünya hayatından başka bir şey istemeyen, zikrimizden[1] yüz çevirenlerden sen de yüz çevir.[2]
30
Onların bilgi düzeyi bu kadardır. Rabb'in, kimin kendi yolundan sapmış olduğunu en iyi bilendir ve O, iletildiği doğru yolda olanı da en iyi bilendir.
31
Göklerde ve yerde olan her şey Allah'ındır. Bu, kötülük yapanların cezalandırılması ve iyilik yapanların daha iyisiyle ödüllendirilmesi içindir.[1]
32
Onlar, ufak-tefek günahlar hariç, büyük günahlardan ve aşırılıklardan kaçınırlar. Kuşkusuz Rabb'in, bağışlaması bol olandır. O, sizi topraktan yaparken de, annelerinizin karnında cenin halindeyken de, ne olduğunuzu en iyi bilendir. O halde kendinizi temize çıkarmayın. O, korunup sakınan kimseyi en iyi bilendir.
33
Peki, yüz çevireni görüyor musun?
34
Azıcık verip, inatla cimrilik edeni?
35
Yoksa o gaybın bilgisine[1] sahip de onu mu görüyor?
36
Musa'nın sayfalarında olanlar haber verilmedi mi?
37
Ve de çok vefalı İbrahim'in.
38
Gerçek şu ki, hiçbir günahkar, başka bir günahkarın yükünü yüklenemez.
39
Ve gerçek şu ki, insan için çalışmasından başka bir şey yoktur.
40
Ve onun çalışması yakında görülecektir.
41
Sonra karşılığı kendisine eksiksiz olarak verilecektir.
42
Sonunda dönüş yalnızca Rabb'inedir.
43
Güldüren de ağlatan da O'dur.
44
Öldüren de dirilten de O'dur.
45
O, erkek ve dişi çiftler yarattı.
46
Atıldığında, nutfeden.[1]
47
Ve kuşkusuz bundan sonraki diriltme[1] de yalnızca O'na aittir.
48
Zenginlik veren de O'dur, yetinen kılan da.
49
Şi'ra'nın[1] Rabb'i de O'dur.
50
Önceki Ad'ı[1] yok etti.
51
Ve Semud'u da. Geride kimseyi bırakmadı.
52
Daha önce de Nuh'un halkını. Onlar, daha zalim ve daha azgın olanlardı.
53
Alt üst edilen beldeyi de yerin dibine geçirdi.
54
Artık onu kaplayan şey kapladı.
55
O halde Rabb'inin hangi nimetinden kuşku duyuyorsun?
56
Bu uyarıcı da ilk uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.
57
Yaklaşan, yaklaştı.[1]
58
Onu, Allah'tan başkası çeviremez.
59
Bu sözlere mi şaşırıyorsunuz?
60
Ağlanacak halinize gülüyorsunuz.
61
Ve siz gaflete dalanlarsınız![1]
62
Artık bu gafletten kurtulup, Allah'a içtenlikle saygı gösterin ve O'na kul olun.