9
SURE
Tevbe Suresi
⌄
⌄
1
2
3
4
Ancak kendileriyle antlaşma yaptığınız müşriklerden (antlaşma şartlarına uyan), hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve sizin aleyhinize herhangi bir kimseye arka çıkmayanlar (bu hükmün) dışındadır. Onların antlaşmalarını süreleri bitinceye kadar tamamlayın! Şüphesiz ki Allah muttakîleri (duyarlı olanları) sever.
5
6
7
8
9
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
21
23
24
De ki: "Babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından (yok olup gitmesinden) korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah'tan, Elçisinden ve Allah yolunda cihad etmekten (fedakârlık yapmaktan) daha sevgili ise artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin!"[1] Allah yoldan çıkanlar topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.[2]
25
Şüphesiz ki Allah birçok yerde ve Huneyn gününde[1] size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, (fakat bu durum) sizden hiçbir (sıkıntıyı) gidermemişti.[2]Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti;[3] sonunda (bozulup) geri dönenler olarak yüz çevirmiştiniz (kaçmıştınız).
26
27
28
29
30
(Bazı) yahudiler, "Üzeyir[1] Allah'ın oğludur." demişlerdi. (Bazı) hristiyanlar da "Mesih (İsa) Allah'ın oğludur." demişlerdi. Bu, onların ağızlarındaki (anlamsız) sözleridir. (Sözlerini) daha önce kâfir olanların sözlerine benzetiyorlar.[2] Allah onları kahretsin! Nasıl da (gerçeklerden) döndürülüyorlar!
31
32
33
34
35
36
Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın kitabına (yasasına) göre Allah katında ayların sayısı on iki olup,[1] bunlardan dördü haram aylardır.[2] İşte bu doğru dindir (yasadır). Onlarda (haram aylar konusunda) kendinize haksızlık etmeyin ve onlar nasıl sizinle topyekûn savaşıyorlarsa siz de müşriklerle topyekûn savaşın![3] Bilin ki Allah muttakîlerle (duyarlı olanlarla) beraberdir.
37
(Haram ayları) ertelemek (sayısını artırmak), sadece küfürde bir artış (sebebi)dir. Onunla, kâfir olanlar saptırılır. O (haram ayı)nı bir yıl helal sayarlar, bir yıl haram sayarlar ki Allah'ın haram kıldığının sayısını denk getirsinler ve (böylece) Allah'ın haram kıldığını helal kılsınlar.[1] (Bu şekilde) onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kâfirler topluluğunu doğru yola ulaştırmaz.
38
39
40
Siz ona (Tebük'te)[1] yardım etmezseniz (bu önemli değil); kâfir olanlar onu, iki kişinin ikincisi olarak (Mekke'den) çıkardıklarında elbette Allah ona yardım etmişti. Hani onlar mağaradaydı da (Elçi), arkadaşına "Üzülme, şüphesiz ki Allah bizimledir." diyordu.[2] (Bunun üzerine) Allah ona güven duygusu indirmiş, onu sizin görmediğiniz bir ordu ile desteklemişti.[3] Kâfir olanların sözünü alçaltmıştı. Allah'ın sözü gerçek yüce olandır.[4] Allah güçlüdür, doğru hüküm verendir.
41
42
Yakın bir dünya malı ve kolay bir yolculuk olsaydı (o münafıklar) mutlaka sana uyup peşinden gelirlerdi. Fakat meşakkatli (zor) yol onlara uzak geldi. Onlar "Gücümüz yetseydi mutlaka sizinle birlikte çıkardık." diye kendilerini helak edercesine (yalan yere) Allah'a yemin edecekler.[1] Allah onların mutlaka yalancı olduklarını bilmektedir.
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
(Münafıklardan:) "O (Peygamber, her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." diyerek Peygamber'i incitenler de vardır. De ki: "O, sizin için bir hayır kulağıdır.[1] (Çünkü) o Allah'a inanır, müminlere güvenir[2] ve o sizden iman edenler için de bir rahmettir.[3] Allah'ın Elçisine eziyet edenler için elem verici bir azap vardır."
62
63
64
65
66
67
68
69
(Ey münafıklar! Siz de) sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlatça daha çok olan sizden öncekiler gibi (yaptınız).[1] Onlar (dünya malından) paylarına düşenden yararlanmışlardı. Sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden yararlandıysalar siz de payınıza düşenden yararlandınız ve (yanlışa) dalanlar gibi siz de daldınız.[2] İşte onların işleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir.[3] Onlar kaybedenlerin ta kendileridir.[4]
70
71
72
73
74
(Münafıklar o sözleri) söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. (Oysa) o küfür sözünü elbette söylemişler ve Müslümanlıktan sonra kâfir olmuşlar, başaramadıkları bir şeye de yeltenmişlerdi.[1] Sırf Allah ve Elçisi kendi lütfundan onları zenginleştirdiği için öç almaya kalkışmışlardı. Tevbe ederlerse onlar için hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onlara dünyada da ahirette de elem verici şekilde azap edecektir. Yeryüzünde onların dostu da yardımcısı da yoktur.
75
76
77
78
79
80
81
83
Allah seni onlardan bir grubun yanına döndürür de (başka bir savaşa seninle birlikte) çıkmak için senden izin isterlerse, (onlara) de ki: "Benimle birlikte asla (savaşa) çıkmayacaksınız ve düşmana karşı benimle birlikte asla savaşmayacaksınız! Şüphesiz ki siz birinci kez (Tebük seferinde) yerinizde kalmaya razı oldunuz. Şimdi de geri kalanlarla (kadınlarla ve çocuklarla) birlikte oturun!"
84
85
86
87
88
89
90
91
92
93
94
(Seferden) kendilerine döndüğünüz zaman sizden özür dileyecekler. De ki: "(Boşuna) özür dilemeyin! Size asla inanmayız;[1] Allah elbette haberlerinizi bize bildirmiştir. İş(ler)inizi Allah da görecektir, Elçisi de. Sonra da görünmeyeni de görüneni de bilen (Allah)'a döndürüleceksiniz[2] ve yaptıklarınızı size bildirecektir."[3]
95
96
97
98
99
Göçebelerden öylesi de vardır ki Allah'a ve ahiret gününe iman eder; (hayır için) yapmakta oldukları infaklarını Allah katında yakınlıklar ve o Elçinin salavâtı[1] (yardımları) edinir. Dikkat edin! O (harcadıkları mal, Allah katında) onlar için bir yakınlıktır. Allah onları merhametine koyacaktır. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayandır, çok merhametlidir.
100
101
102
103
104
105
106
107
(Münafıklar arasında) bir de zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasına ayrılık sokmak ve daha önce Allah'a ve Elçisine karşı savaşmış olan kişiyi[1] beklemek için bir mescit edinenler ve "Biz güzellikten başka bir şey istemedik." diye mutlaka yemin edecek olanlar vardır. Allah onların elbette yalancı olduklarına şahittir.
108
109
110
111
Şüphesiz ki Allah, Allah yolunda savaşan, öldüren ve öldürülen müminlerden, canlarını ve mallarını, kendilerine (verilecek) cennet karşılığında satın almıştır.[1](Bu), Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerinde gerçek bir vaat olarak (böyledir). Sözünde Allah'tan daha vefalı kim olabilir ki! O'nunla yapmış olduğunuz alışverişinizden dolayı sevinin! Asıl büyük kurtuluş işte budur.
112
113
114
115
116
117
118
(Allah, Tebük Gazvesi'nden) geri bırakılan üç kişinin[1] de (tevbelerini kabul etmişti). Yeryüzü (bütün) genişliğine rağmen onlara dar gelmiş,[2] vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmıştı. Allah'tan yine yalnızca Allah'a sığınmaktan başka çare olmadığını anlamışlardı. Sonra tevbe etmeleri (eski düzgün hallerine dönmeleri) için Allah onların tevbesini kabul etmiştir. Şüphesiz ki yalnızca Allah tevbeyi çok kabul edendir, çok merhametlidir.
120
Medine halkının ve civarlarındaki göçebe Arapların Allah'ın Elçisinden geri kalmaları ve onun canından (önce) kendi canlarını düşünmeleri doğru olmaz. İşte onların Allah yolunda bir susuzluğa, yorgunluğa ve açlığa uğramaları, kâfirleri öfkelendirecek bir yere (ayak) basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları da sadece bunların karşılığında kendilerine iyi bir iş yazılması içindir. Şüphesiz ki Allah güzel davrananların ödülünü ziyan etmez.
121
122
123
124
125
126
127
128