11
SURE

Hud Suresi

Elmalılı Hamdi Yazır • Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
Elif-Lam-Ra. Bir hakimi habirin ledünnünden ayetleri ihkam edilmiş sonra da tafsıl olunmuş bir kitab
2
Şöyle ki Allahdan başkasına kul olmayın, ben size onun tarafından tebşir ve inzar için gönderilmiş bir Peygamberim
3
Hem rabbınızın mağrifetini isteyin sonra ona tevbe edin ki sizi bir müsemma ecele kadar güzel bir surette yaşatsın ve her fadl sahibine fadlını versin ve eğer yüz çevirirseniz haberiniz olsun ki ben size büyük bir günün azabından korkarım
4
Hep dönümünüz Allah'adır, o ise her şey'e kadirdir.
5
Bak amma onlar ondan gizlenmek için göğüslerini büküyorlar, evet amma onlar ondan örtülerine bürünürlerken o onların neyi gizlediklerini ve neyi açığa vurduklarını bilir çünkü o, bütün sinelerin künhünü bilir
6
Yerde hiç bir debelenen de yoktur ki rızkı Allaha aid olmasın, o onun karar ettiği yeri de bilir, emanet bulunduğu yeri de, hepsi açık bir kitabdadır
7
Hem o odur ki Gökleri ve yeri altı günde yarattı, Arşı, su üstünde idi, hanginiz daha güzel amel yapacaksınız diye sizi imtihan meydanına çıkarmak için, böyle iken alimallah, "siz öldükten sonra ba'solunacaksınız" dersen küfredenler mutlak şöyle derler: "bu apaçık bir aldatmadan başka bir şey değil"
8
Ve eğer ilerideki sayılı bir müddete kadar kendilerinden azabı te'hır edersek o vakıt da mutlak şöyle derler: onu ne men'ediyor? O, onlara geleceği gün kendilerinden çevrilecek değildir, ve o istihza ettikleri şey, kendilerini sarmış bulunacaktır
9
Ve şayed insana tarafımızdan bir rahmet tattırır sonra da onu ondan alıverirsek şüphesiz ki o çok me'yustur, nankördür
10
Ve şayed ona dokunan bir zarruretten sonra bir saadet tattırıverirsek, her halde benden bütün seyyiat gitti der ve şüphesiz sevinir öğünür
11
Ancak her iki halde sabredib salih salih ameller işliyenler başka, işte onlar için bir mağrifet ve büyük bir ecir var
12
Şimdi ihtimal ki sen "ona bir hazine indirilse ya veya beraberindeki bir melek gelse ya" diyorlar diye göğsün daralarak sana vahyolunanın ba'zısını bu sebeble terkedecek olursun, fakat sen sırf bir nezirsin. Allah ise, her şey'e karşı vekil.
13
Yoksa, onu kendi uydurdu mu diyorlar? Öyle ise, de!; haydin onun gibi uydurma on sure getirin, Allahdan başka gücünüzün yettiğini de çağırın, eğer doğru söylüyorsanız bunu yaparsınız
14
Yok eğer bunun üzerine size cevab veremedilerse artık bilin ki o ancak Allahın ılmiyle indirilmiştir ve ondan başka ilah yoktur, nasıl artık teslim ediyor müsliman oluyorsunuz değil mi?
15
Her kim Dünya hayatı ve ziynetini murad ederse biz, onlara amellerini Dünyada tamamen öderiz, ve bu babda kendilerine densizlik yapılmaz
16
Fakat onlar Ahırette öyle olurlar ki kendilerine ateşten başka bir şey yoktur ve orada işledikleri bütün iyilikler heder olmuştur ve bütün yaptıkları boştur
17
Ya onlara benzer mi? artık o kim rabbından bir beyyine üzerinde bulunmuş hem bunu ondan bir şahid ta'kıb ediyor hem de önünden bir imam ve rahmet olarak Musanın kitabı var, işte bunlar ona iyman ederler, hiziblerden her kim de ona küfrederse artık ateş onun mev'ıdidir, sakın bunda şüpheye düşme, çünkü bu haktır rabbındandır ve lakin nasın ekserisi iymana gelmezler
18
Hem bir yalanı Allaha iftira edenden daha zalim kim olabilir? Bunlar rablarına arzolunacaklar, şahidler de şöyle diyecekler: ta şunlar rablarına karşı yalan söyliyenler, haberiniz olsun Allahın la'neti zalimler üstüne
19
Onlar ki Allah yolundan men'ederler ve onu eğriltmek isterler, hem de Ahıreti onlar münkirdirler
20
Bunlar Arzda aciz bırakacak değillerdir, kendilerini Allahdan kurtaracak bir hamileri de yoktur, onlara azab katlanacaktır, hem işitmeğe tahammül edemiyorlardı hem de görmüyorlardı
21
İşte bunlar kendilerine yazık etmiş kimselerdir ve o iftira ettikleri uydurmaları hep kendilerinden gaib olup gitmişlerdir
22
Şüphe yok bunlar Ahirette en ziyade husran çekenlerdir
23
Fakat iyman edip salih salih ameller yapanlar ve mevlalarına edeb ve ıtmi'nan ile itaatkar olanlar işte bunlar eshabı Cennet hep orada muhalleddirler.
24
Bu iki fırkanın meseli kör ve sağır ile gören ve işiten gibidir, hiç bunlar müsavi olurlar mı? Artık düşünmezmisiniz?
25
Celalim hakkı için vaktıyle Nuhu kavmine gönderdik; şöyle diye ki haberiniz olsun ben size azabın sebeblerini ve halasın yolunu beyan eden bir nezirim
26
Allahdan başkasına ıbadet etmeyin, cidden ben size elim bir günün azabından korkuyorum
27
Buna karşı kavminden küfreden cumhur cemaat dediler ki: biz seni ancak bizim gibi bir beşer görüyoruz ve sana tabi' olanları da ilk nazarda en aşağılıklarımızdan ıbaret görüyoruz, sizin bize fazla bir meziyyetinizi de görmüyoruz, hatta sizi zannediyoruz ki yalancılarsınız
28
Ey kavmim! dedi: söyleyin bakayım reyiniz nedir? Eğer ben rabbımdan (bir beyyine) açık bir bürhan üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet bahşetmiş de size onu görecek göz verilmemiş ise biz size onu istemediğiniz halde ilzam mı edeceğiz?
29
Hem ey kavmim! Buna karşı ben sizden bir mal istemiyorum, benim ecrim ancak Allaha aiddir, ve ben o iyman edenleri koğacak değilim, elbette onlar rablarına kavuşacaklar, ve lakin ben sizi cahillik eder bir kavim görüyorum
30
Hem ey kavmim! Ben onları koğarsam Allahdan beni kim kurtaracak? Artık bir düşünmez misiniz?
31
Ben size ne Allahın hazineleri benim yanımda, ne de gaybı bilirim demiyorum, ben bir Meleğim de demiyorum, o sizin gözlerinizin horladıkları hakkında Allah, onlara hiç bir hayır vermez de demem, onların içlerindekini en iyi bilen, Allahdır, ben o halde zalimlerden olmuş olurum.
32
Ey Nuh! dediler: cidden bize mücadele ettin, cidalimizde çok ileri de gittin, de haydi bizi tehdid edib durduğun azabı getir de görelim, sadıklardan isen
33
Onu, dedi: ancak Allah getirir, dilerse ve siz onu aciz bırakacak değilsiniz.
34
Ben size nasıhat etmek istemiş isem de Allah sizi helak etmek murad ediyorsa benim nasıhatim size faide de vermez, rabbınız o, ve siz nihayet ona irca' edileceksiniz
35
Yoksa onu uydurdu mu diyorlar? De ki: eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır, halbuki ben sizin yüklendiğiniz vebalden beriyim
36
Bir de Nuha vahyolunmuştu ki haberin olsun kavminden iyman etmiş olanlardan maada hiç biri iyman etmiyecek, onun için her ne yaparlarsa gam yeme de
37
Bizim nezaretimiz altında ve vahyimiz dairesinde gemi yap, hem o zulmedenler hakkında bana hıtab etme, çünkü onlar garkedilecekler
38
Gemiyi yapıyordu, kavminden her hangi bir güruh de yanından geçtikçe onunla eğleniyorlar, dedi: bizimle eğleniyorsanız, biz de sizi sizin eğlendiğiniz gibi eğleneceğiz
39
İleride bileceksiniz kime rüsvay edecek azab gelecek ve daimi azab başına inecek
40
Nihayet emrimiz geldiği ve tennur feveran ettiği vakıt dedik ki: yükle içine her birinden ikişer çift, ve aleyhinde huküm sebketmiş olandan maada ehlini ve iyman edenleri, maamafih pek azından maadası beraberinde iyman etmemişti, dedi
41
binin içine, Allahın ismile mecrasında da mürsasında da, hakıkat rabbım şüphesiz bir gafuri rahimdir
42
Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu, Nuh, oğluna bağırdı, ayrı bir yere çekilmişti, ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kafirlerle beraber olma dedi
43
O, ben: beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi, bu gün, dedi: Allahın emrinden koruyacak yoktur, meğer ki o rahmet buyıra derken, dalga aralarına giriverdi, o da boğulanlardan oldu
44
bir de denildi: ey Arz! Yut suyunu ve ey Sema! Açıl, su çekildi iş bitirildi ve gemi, Cudi üzerinde durdu, o zalim kavme def'olun denilmişti
45
Nuh, rabbına nida etti de ya rabb: dedi elbette oğlum benim ehlimdendir ve elbette senin va'din haktır ve sen ahkemülhakiminsin
46
Ya Nuh! buyurdu: o senin ehlinden değil, o gayri salih bir amel, binaenaleyh bilmediğin şeyi benden isteme ben seni cahillerden olmaktan tahzir ederim
47
Ya rabb! dedi: senden bilmediğim şey'i istemekten sana sığınırım, sen bana mağrifetini reva, rahmetini ata kılmazsan ben husrana düşenlerden olurum
48
Ya Nuh! denildi: in bizden bir selam ve bir çok berekat ile sana ve beraberindeki kimselerden bir çok ümmetlere, daha bir çok ümmetler; ileride onları da müstefid edeceğiz, sonra onlara bizden bir elim azab dokunacak
49
İşte bunlar gayb haberlerinden, sana bunları vahyile bildiriyoruz, bundan evvel onları ne sen bilirdin ne kavmin, böyle, o halde sabret, her halde akıbet müttekılerindir.
50
Ad'a da kardeşleri Hud'u gönderdik; ey kavmim! Dedi: Allaha kulluk edin, sizin ondan başka bir ilahınız daha yok, siz sade iftira edip duruyorsunuz
51
Ey kavmim buna karşı ben sizden bir ecir istemiyorum, benim ecrim ancak beni yaratana aiddir, artık akıllanmıyacak mısınız?
52
Hem ey kavmim rabbınızın mağrifetini isteyin, sonra ona tevbe ile müracat edin, ki üzerinize bol bol Semanın feyzını indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak müzdad buyursun, gelin mücrim mücrim dönüp gitmeyin.
53
Ey Hud, dediler: sen bize bir beyyine getirmedin, biz ise senin sözünle ilahlarımızı terk etmeyiz ve biz sana inanmayız
54
(54-55) Yalnız deriz ki her halde ilahlarımızın ba'zısı seni fena çarpmış, dedi ki: işte ben Allahı işhad ediyorum siz de şahid olun, işte ben ondan başka koştuğunuz şeriklerin hiç birini tanımıyorum, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana bir lahza müsade de etmeyin.
55
(54-55) Yalnız deriz ki her halde ilahlarımızın ba'zısı seni fena çarpmış, dedi ki: işte ben Allahı işhad ediyorum siz de şahid olun, işte ben ondan başka koştuğunuz şeriklerin hiç birini tanımıyorum, artık hepiniz toplanın bana istediğiniz tuzağı kurun, sonra bana bir lahza müsade de etmeyin.
56
Her halde hem benim rabbım hem sizin rabbınız olan Allaha dayanmışım, hiç yerde bir debelenen yoktur ki nasıyesini o tutmuş olmasın, şüphe yok ki rabbım doğru bir yol üzerindedir
57
Şimdi siz yüz çevirirseniz ben işte size gönderilmiş olduğum vazifemi tebliğ ettim, hem rabbım sizin yerinize başka bir kavmi getirir de siz ona zerrece zarar edemezsiniz, her halde rabbım her şey'e karşı hafizdır.
58
Vakta ki emrimiz geldi, Hudu ve maıyyetinde iyman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem onları galiz bir azabdan kurtardık
59
İşte Ad, rablarının ayatını inkar ettiler ve Peygamberlerine isyan eylediler ve her bir ınadcı cebbarın emri ardına gittiler
60
Hem bu Dünyada bir la'netle ta'kıb edildiler hem Kıyamet gününde, bak Ad, rablarına hakıkaten küfrettiler, bak def'oldu gitti o Hud kavmi Ad
61
Semuda da kardeşleri Salihi gönderdik, dedi: ey kavmim! Allaha kulluk edin sizin ondan başka bir ilahınız daha yok, sizi Arzdan o neş'et ettirdi ve onda ı'mar ve omrana sizi o ıkdar ve me'mur etti, onun için onun mağrifetini isteyin, sonra ona tevbe ile müracaat edin her halde rabbınız, yakındır, mücibdir
62
Ey Salih! dediler: bundan evvel sen bizim içimizde ümid beslenir bir zat idin, şimdi bizi babalarımızın tapındığına tapmaktan nehiy mi ediyorsun? Her halde biz, senin bizi da'vet ettiğin şeyden çok kuşkulandıran bir şekk içindeyiz
63
Ey kavmim, dedi: söyleyin bakayım re'yiniz nedir? Eğer ben rabbımdan bir beyyine üzerinde isem ve bana tarafından bir rahmet bahşetmiş ise ben Allaha ısyan ettiğim taktirde beni ondan kim kurtarabilir? Demek ki siz bana hasar etmekten başka bir şey yapmıyacaksınız
64
Hem ey kavmim, işte şu: "Allahın nakasi" size ayet, bırakın onu Allahın Arzında yayılsın, ve ona kötü bir maksatla el sürmeyin, sonra sizi yakın bir azab yakalar
65
Derken onu tepelediler, bunun üzerine dedi ki: Evinizde üç gün yaşayın ve işte bu bir va'd ki yalan çıkarılmamıştır
66
Vakta ki emrimiz geldi, Salihi ve maıyyetinde iyman etmiş olanları tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, hem de o günün zilletinden, çünkü rabbın öyle kavi, öyle aziz
67
O zulmedenleri ise sayha tutuverdi de diyarlarında çöke kaldılar
68
Sanki orada bir şenlik kurmamışlardı, bak Semud, hakıkaten rablarına küfrettiler bak defoldu gitti Semud.
69
Şanım hakkı için İbrahime de Resullerimiz müjde ile geldiler "selam" dediler, "selam" dedi, durmadan gitti kızartılmış bir buzağı getirdi
70
Baktı ki ona ellerini uzatmıyorlar o vakıt bunları acaib gördü ve içinde onlardan bir nevi' korku duydu. Dediler, "korkma çünkü biz Lut kavmine gönderildik",
71
Haremi dinliyordu, bunu duyunca güldü, bunun üzerine ona İshakı müjdeledik, İshakın arkasından da Ya'kubu
72
Vay, dedi, doğuracak mıyım? Ben bir acuz, kocam da bu bir pir iken, her halde bu çok acib bir şey
73
Sen, dediler: Allahın emrinden taacüb mü ediyorsun? Allahın rahmeti ve berekatı var üzerinizde ey ehli beyt! Şübhe yok ki o bir hamiddir meciddir
74
Vakta ki İbrahimden korku geçti ve kendine müjde geldi, Lutun kavmi hakkında bize mücadeleye girişti
75
çünkü İbrahim, çok halimdir, yanıktır, ilticakardır
76
Ya İbrahim, bundan vazgeç, çünkü rabbının emri geldi ve her halde onlara reddi gayri kabil bir azab gelecektir
77
Vakta ki Resullerimiz Luta vardılar onların yüzünden fenalaştı, eli ayağı dolaştı, bu çok müşkil bir gün dedi
78
Kavmi ona zıpır zıpır koşup gelmişlerdi ve bundan evvel kötü kötü fi'ıller yapıyorlardı, ey kavmim! Dedi, daha şunlar kızlarım, onlar sizin için daha temiz, artık Allahdan korkun, beni müsafirlerim hakkında rusvay etmeyin, hiç içinizde aklı başında bir adem yok mu?
79
Her halde dediler: ma'lumdur ki senin kızlarında bizim hiç bir alakamız yoktur ve bizim ne istediğimizi pek ala bilirsin
80
Ne vardı, dedi: benim size karşı bir kuvvetim olsa idi; veya çok sarp bir kal'aya sığınabilse idim?
81
Ya Lut! Dediler: emin ol biz rabbının Resulleriyiz, onlar sana ihtimali yok el uzatamazlar, sen hemen ehlinle geceden bir kısmında yürü, içinizden hiç biri geri kalmasın, ancak karın, çünkü ona da onlara gelen musıbet gelecek, haberin olsun mev'ıdleri sabahdır, sabah, yakın değil mi?
82
Vakta ki emrimiz geldi o memleketin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine istif edilmiş siccilden taşlar yağdırdık
83
Ki rabbının ındinde damgalanmışlar, ve bunlar zalimlerden baid değildir
84
Medyene de kardeşleri Şuaybı gönderdik, dedi: ey kavmim! Allaha kulluk edin, sizin ondan başka bir ilahınız daha yok, hem ölçeği, teraziyi eksik tutmayın, ben sizi bir hayr içinde görüyorum ve ben size muhıt bir günün azabından korkuyorum
85
Ey kavmim kileyi, teraziyi dengi dengine tam tutun ve nasın eşyasına densizlik etmeyin ve Yer yüzünde müfsidlik ederek fenalık yapmayın
86
Allahın halalinden bıraktığı kar sizin için daha hayırlıdır, eğer mü'min iseniz, mamaafih ben sizin üzerinizde gözcü değilim
87
Ya Şuayb, dediler: atalarımızın taptıklarını terketmemizi veya mallarımızda dilediğimizi yapmamızı sana namazın mı emrediyor? Her halde sen, çok uslu akıllısın
88
Ey kavmim! dedi: Söyleyin bakayım eğer ben rabbımdan bir beyyine üzerinde bulunuyorsam ve o kendisinden bana güzel bir rızık ihsan etmiş ise ne yapmalıyım? Ben size muhalefet etmemle sizi nehyettiğim şeylere kendim düşmek istemiyorum, ben sade gücüm yettiği kadar ıslah istiyorum, muvaffakıyyetim de Allah iledir, ben yalnız ona dayandım ve ancak ona yüz tutarım
89
Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenler gibi bir musibete giriftar etmesin, Lut kavmi de sizden uzak değildir
90
Rabbınıza istiğfar edin sonra ona tevbe ile rücu' edin, şüphe yok ki rabbim rahimdir, veduddur
91
Ya Şuayb! dediler: biz senin dediklerinin çoğunu iyi anlamıyoruz ve her halde biz seni içimizde pek zaıyf buluyoruz, eğer taallukatından beş on kişi olmasa idi mutlak seni recmederdik, senin bize karşı hiç bir ehemmiyetin yok.
92
Ey kavmim! Dedi: benim taallukatım size Allahdan daha mı aziz ki onu arkanıza atıp unuttunuz, haberiniz olsun ki rabbım bütün amellerinizi muhıttır
93
Ve ey kavmim! Bütün kuvvetinizle yapacağınızı yapın, ben vazifemi yapıyorum ileride bileceksiniz: kimmiş o kendine rüsvay edecek azab gelecek? Ve kimmiş yalancı? Gözetin, ben de sizinle beraber gözetiyorum
94
Vakta ki emrimiz geldi Şuaybı ve ma'ıyyetinde iyman edenleri tarafımızdan bir rahmet ile kurtardık, o zulmedenleri ise, sayha yakaladı da diyarlarında çöke kaldılar
95
Sanki orada şenlik kurmamışlardı bak Semud defi'olduğu gibi Medyen de defi'oldu gitti
96
Celalim hakkı için Musayı da ayetlerimizle ve bir sultanı mübin ile gönderdik
97
Fir'avne ve cem'ıyyetine de bunlar, Fir'avnin emrine tabi' oldular, Fir'avn emri ise reşid değildir
98
Kyamet günü kavminin önüne düşer, derken onları suya götürür gibi ateşe götürmüştür, o varılan da ne fena maslaktır
99
Hem burada arkalarından bir la'netle ta'kıb edildiler hem Kıyamet günü, bu vurulan destek ne fena destektir
100
İşte bu, medeniyetlerin mühim haberlerinden, sana onu kıssa olarak naklediyoruz: Onlardan duran var, biçilen var
101
Biz onlara zulmetmedik ve lakin kendilerine zulmettiler de Allahın berisinden taptıkları ma'budları, rabbımın emri geldiği vakıt kendilerine hiç bir faide vermedi ve hasarlarını artırmaktan başka hiç bir şey'e yaramadı
102
Ve işte rabbın medeniyetleri zulmederlerken çarptığı vakıt böyle çarpar, çünkü onun muahazesi çok elim, çok şiddetlidir
103
Her halde bunda Ahıret azabından korkanlar için muhakkak bir ıbret vardır, o öyle bir gündür ki onun için insanlar toplanacak, hem öyle bir gün ki mutlak görülecektir
104
Ve biz onu ancak sayılı bir ecel için te'hir ediyoruz.
105
O geleceği gün hiç bir nefis, tekellüm edemez, ancak onun iznile başka, artık kimi bedbaht kimi mes'ud
106
İmdi bedbaht olanlar ateştedirler, orada onlara öyle bir soluyuş ve hıçkırış vardır ki
107
Onlar, orada Semavat ve Arz durdukça muhalled olacaklar ancak rabbının dilediği müddet başka, çünkü rabbın "dilediğini yapan"dır
108
Amma mes'ud olanlar Cennettedirler, rabbının dilediği müddetten başka Semavat ve Arz durdukça onlar onda muhalled kalacaklar, bir ata ki kesilmesi yok
109
O halde sakın şunların ıbadet edişlerinden şüpheye düşme başka değil atalarının ıbadeti gibi ıbadet ediyorlar, biz de elbet kendilerine tamamile nasiblerini veririz
110
Kasem olsun ki Musaya kitabı verdik de onda ıhtılaf edildi, rabbından bir kelime sebk etmiş olmasa idi elbette aralarında huküm verilmiş bitmişti, ve her halde onlar bundan kuşkulu bir şekk içindedirler
111
Ve hakikat her biri öyle kimselerdir ki labüd rabbın kendilerine amellerini tamamiyle ödeyecektir çünkü o, her ne yapıyorlarsa habirdir
112
Onun için emr olunduğun gibi doğruluk et: sen ve beraberinde tevbe eden de aşırı gitmeyin, çünkü o her ne yaparsanız basirdir
113
Ve zulm edenlere meyl etmeyin ki size ateş dokunur, ve Allahdan başka velileriniz de yoktur sonra kurtulamazsınız
114
Hem namaz kıl gündüzün taraflarından ikisinde ve gecenin gündüze yakın saatlerinde, çünkü hasenat, seyyiatı giderir, bu, idraki olanlara bir öğüddür
115
Ve sabr et zira Allah muhsinlerin ecrini zayi' etmez
116
Şimdi sizden evvelki karnlardan bakıyye sahipleri Yer yüzünde fesaddan nehyeder olsalardı; lakin onlardan necata irdirdiğimiz pek az kimselerden başka yok, o zulmetmekte bulunanlar ise şımartıldıkları refahın ardına düştüler ve hep mücrim oldular
117
Rabbın da o memleketleri ahalisi muslihler iken zulmile helak edecek değildi ya
118
Hem rabbın dileseydi elbet bütün o nası bir tek ümmet yapardı, halbuki ıhtilaf edip duracaklardır
119
Ancak rabbının rahmetile yarlıgadığı kimseler müstesna ve onun içindir ki onları halketti ve rabbının şu kelimesi tamam oldu, ahdim olsun Cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım.
120
Peygamberlerin haberlerinden kalbini tesbit edeceğimiz her türlüsünü sana kıssa olarak anlatıyoruz, bu surede de sana hak ve mü'minlere bir mev'ıza ve tezkir geldi
121
İyman etmeyenlere de de ki: siz yerinizde sayarak yapacağınızı yapın her halde biz çalışıyoruz
122
Ve gözetin herhalde biz gözetiyoruz
123
Bununla beraber Göklerin Yerin gaybi, Allahın'dır, emrin de hepsi ona irca' olunur, yalnız ona ıbadet et ve ona tevekkül kıl, rabbın ne yaptığınızdan ve yapacağınızdan gafil değil