11
SURE
Hud Suresi
⌄
⌄
1
(1, 2) Elif. Lâm. Râ.[1] (Bu), Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için doğru hüküm veren, her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıkça ortaya konulmuş bir kitaptır.[2] (De ki:) "Şüphesiz ki ben O'nun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
2
(1, 2) Elif. Lâm. Râ.[1] (Bu), Allah'tan başkasına ibadet etmemeniz için doğru hüküm veren, her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından ayetleri sağlamlaştırılmış, sonra da açıkça ortaya konulmuş bir kitaptır.[2] (De ki:) "Şüphesiz ki ben O'nun tarafından size (gönderilmiş) bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.
3
(Bu kitap) Rabbinizden bağışlanma dilemeniz, sonra da ona tevbe etmeniz (yönelmeniz) için (indirildi) ki (Allah) sizi belirlenmiş bir süreye kadar güzel bir şekilde yaşatsın ve iyilik sahibi olan her bir kişiye de iyiliğinden (daha çok) versin. Yüz çevirirseniz, size gelecek büyük bir günün azabından korkarım."
5
6
7
8
9
10
12
13
14
15
16
17
Rabbi tarafından apaçık bir delil üzere olan ve kendisini O'ndan (Rabbinden) bir şahidin tilavet (takip)[1] ettiği, ayrıca kendisinden önce önder ve rahmet olarak Musa'nın Kitabı (elinde) bulunan kimse (inkârcılar gibi) midir? Bunlar, ona (Kur'an'a) inanırlar. O gruplardan hangisi onu inkâr ederse işte cehennem ateşi onun varacağı yerdir. Bundan şüphen olmasın! Şüphesiz ki bu, Rabbin tarafından (bildirilmiş) gerçektir fakat insanların çoğu inanmazlar.
18
19
20
21
23
24
25
26
27
Kavminden kâfir olan yöneticiler şöyle demişlerdi: "Biz seni bizim gibi bir insandan başka bir şey olarak görmüyoruz.[1] İçimizden, basit görüşlü, en rezillerimizden[2] başkasının da sana uyduğunu görmüyoruz. Sizin bize karşı hiçbir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine sizin yalancılar olduğunuzu sanıyoruz."[3]
28
(Nuh onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Bir düşünsenize! Ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katından bir rahmet vermiş[1] de bu size gizli tutulmuşsa[2] (siz kendinizi buna kapattıysanız) buna ne dersiniz? Onu istemediğiniz hâlde biz (beraberimdekiler) sizi ona zorlayacak mıyız?
29
30
31
Ben size ‘Allah'ın hazineleri benim yanımdadır' demiyorum; gaybı (bilinemeyeni) de bilemem. ‘Ben bir meleğim' de demiyorum.[1] Gözlerinizin hor gördüğü kişiler için ‘Allah onlara asla bir hayır vermeyecektir' diyemem. Kalplerinde olanı Allah çok iyi bilendir. (Onları kovduğum) takdirde doğrusu ben zalimlerden olurum."
32
33
34
35
36
37
38
39
40
41
42
43
44
45
46
47
48
49
50
51
52
53
54
55
56
57
58
59
60
61
Semûd (kavmine) de kardeşleri Salih'i (göndermiştik). "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin! Sizin için O'ndan başka ilah yoktur. O sizi yerden (topraktan) yaratmış[1] ve sizi orada yaşatmıştı. O'ndan bağışlanma dileyin; sonra da O'na tevbe edin! Şüphesiz ki Rabbim (kullarına) yakındır;[2] (dualarına) karşılık verendir." demişti.
62
63
(Salih onlara) şöyle demişti: "Ey kavmim! Bir düşünsenize! Ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendinden bir rahmet vermiş ise (hâliniz nasıl olacak?)[1] O'na asi olursam, beni Allah'tan (O'nun azabından) kim koruyabilir ki! (O zaman) siz de kaybımı artırmaktan başka bir şey yapmamış olurdunuz.
64
65
66
67
68
69
70
71
72
73
74
76
77
78
(Lut'un) kavmi, koşarak onun yanına gelmişlerdi. Daha önce de o kötü işleri yapmaktalardı. (Lut, kavmine) şöyle demişti: "Ey kavmim! İşte şunlar kızlarımdır (onlarla evlenin)![1] Sizin için onlar daha temizdir. Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun ve misafirlerimin önünde beni rezil etmeyin![2] İçinizde hiç mi aklı başında bir adam yok!"
79
80
81
(Bunun üzerine melekler) şöyle demişti: "Ey Lut! Biz Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla dokunamazlar. Sen gecenin bir kısmında ailenle (yola çıkıp) yürü! Hanımından başka sizden hiçbiri geride kalmasın![1] Çünkü onlara gelecek olan (azap), şüphesiz ki ona da isabet edecektir. Onlara vadolunan (helak) zamanı sabah vaktidir. Sabah yakın değil mi?"
82
83
84
85
86
87
88
(Şuayb ise onlara) şöyle demişti:[1] "Ey kavmim! Bir düşünsenize! Ben Rabbim tarafından apaçık bir delil üzerinde isem ve O bana kendi katından güzel bir rızık vermişse (hâliniz nasıl olacak?)[2] Sizi yasakladığım şeylerin tersini yaparak size (olan sözüme) aykırı davranmak istemiyorum.[3] Ben gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir şey istemiyorum. Başarmam ancak Allah'ın yardımı iledir.[4] Yalnız O'na güvendim ve yalnız O'na yöneleceğim.
89
90
91
92
93
94
(94, 95) (Azap) emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle (azaptan) kurtarmıştık. Haksızlık edenleri de o korkunç ses yakalamış ve sanki orada hiç oturmamışlar gibi yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı.[1] Dikkat edin! Semûd (kavmi Allah'ın merhametinden) uzak olduğu gibi Medyen (kavmi) de uzak kılınmıştı.
95
(94, 95) (Azap) emrimiz gelince, Şuayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri tarafımızdan bir merhametle (azaptan) kurtarmıştık. Haksızlık edenleri de o korkunç ses yakalamış ve sanki orada hiç oturmamışlar gibi yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı.[1] Dikkat edin! Semûd (kavmi Allah'ın merhametinden) uzak olduğu gibi Medyen (kavmi) de uzak kılınmıştı.
96
97
98
99
100
101
102
103
105
107
108
109
110
111
112
113
114
116
Sizden önceki nesillerden yeryüzünde (insanları) bozgunculuktan alıkoyacak değerli (bilge) kişiler bulunsaydı ya![1] Fakat onlardan görevlerini yapan, kurtardığımız az bir kısmı hariç (diğerleri görevlerini yapmamışlardı). Haksızlık edenler ise kendilerine verilen refahın peşine düşmüşlerdi; zaten onlar suça dalan kişilerdi.
118
119
120
121