8
SURE

Enfal Suresi

Hasan Basri Çantay • Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
⌄
⌄
00:00 / 00:00
1
(Habibim) sana harb ganimetleri (nin hükmünü) sorarlar. De ki: "(Bu) ganimetler Allahın ve Resulünündür. O halele (tam) mü'minlerseniz Allahdan korkun, (ihtilafa düşmeyib) aranızı düzeltin, Allaha ve peygamberine İtaat edin.
2
Mü'minler ancak onlardır ki Allah anıldığı zaman yürekleri titrer, karşılarında ayetleri okununca (bu), onların imanını artırır, onlar ancak Rablerine dayanıb güvenirler.
3
(Mü'minler) onlardır ki namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızk olarak verdiğimizden (Allah yolunda) harcarlar.
4
İşte onlar gerçek mü'minlerin ta kendileridir. Rableri katında dereceler, yarlığanma ve sayısı bitmez, müddeti tükenmez rızk (hep) onlarındır.
5
("Bedir" ganimetlerinin taksiminden ba'zıları nasıl hoşlanmadılarsa) Rabbin seni hak uğrunda evinden (harbe) çıkardığı zaman da (hal böyle idi.) Çünkü mü'minlerden bir zümre muhakkak ki isteksizdirler.
6
Hak apaçık meydana çıkdıkdan sonra bile onlar bu hususda, sanki gözleri göre göre ölüme sürülüyorlarmış gibi, seninle mücadele ediyorlardı.
7
Hani Allah size iki taaifeden birinin muhakkak sizin olduğunu va'dediyordu, siz ise kuvvetli ve silahı bulunmayanın kendinizin olmasını arzu ediyordunuz. Allah da emirleriyle hakkı açığa vurmayı, kafirlerin arkasını kesmeyi irade buyuruyordu.
8
Bunun hikmeti şu idi: (Allah) o günahkar (müşrik) ler istemese de hak (olan müslümanlığ) ı paydar edecek, baatıl (olan şirk) i de ibtal buyuracakdı.
9
Hani siz Rabbinizden imdad istiyordunuz da O da: "Muhakkak ki ben size meleklerden birbiri ardınca bin (lercesi) ile imdad ediciyim" diyerek duanızı kabul buyurmuşdu.
10
Allah bunu (başka sebeble değil) ancak bir müjde (olsun), kalbleriniz o sayede oturaklaşsın diye yapmışdı. (Yoksa) Allahın katından başkasından hiç bir yardım yokdur. Şübhesiz ki Allah mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
11
O, size o vakit kendisinden bir eminlik olmak üzere hafif bir uyku bürüyordu. Sizi tertemiz yapmak, sizden şeytanın murdarlığını gidermek, kalblerinize rabıta vermek, ayakları (nızı) pekişdirmek için de gökden üstünüze bir su indiriyordu.
12
Hani Rabbin meleklere: "Şübhesiz ki ben sizinle beraberim. Haydi iman eden (o mücahid) lere sebat ilham edin" diye vahyediyordu. "Ben, kafirlerin yüreklerine korku salacağım. (Ey mü'minler) hemen vurun boyunlarının üstüne, vurun onların her bir parmağına" (diyordu).
13
Bunun sebebi şudur: Çünkü onlar Allaha ve Resulüne karşı geldiler. Kim Allaha ve Resulüne karşı gelirse Allahın cezası cidden çetindir.
14
İşte bunu gördünüz ya: Şimdi tadın onu! Kafirlere bir de (cehennem) ateş (in) in azabı vardır.
15
Ey iman edenler, toplu bir halde kafirlerle karşılaşdığınız zaman onlara arkalarınızı dönmeyin (kaçmayın).
16
Tekrar muhaarebe için bir tarafa çekilenin, yahud diğer bir fırkaya ulaşıb mevki' tutanın haali müstesna olmak üzere kim öyle bir günde onlara arka çevirirse o, muhakkak ki Allahın gazabına uğramışdır. Onun yurdu cehennemdir. O, ne kötü bir sonucdur!
17
Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü onları. Atdığın zaman da (Habibim) sen atmadın, ancak Allah atdı. (Ve bunu) mü'minleri kendinden güzel bir (ni'met) imtihan (ı) ile denemek için (yapdı). Şübhesiz ki Allah hakkıyle işiden, kemaliyle bilendir.
18
Bu böyledir. Şübhesiz ki Allah kafirlerin tuzaklarını yıpratıcıdır.
19
Eğer siz (ey kafirler) feth (-u zafer) istiyor idiyseniz işte o feth size gelmişdir. Eğer (bundan) vaz geçerseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Eğer (tekrar muhaarebeye) dönerseniz biz de döneriz. Cemaatiniz çok da olsa sizden hiç bir şey'i asla def'edemez. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.
20
Ey iman edenler, Allaha ve Resulüne itaat edin. Kendiniz (Kur'anı) dinleyib dururken ondan yüz çevirmeyin.
21
Ve kendileri dinlemedikleri halde "Dinledik" diyenler gibi olmayın.
22
Çünkü yerde yürüyen hayvanların Allah katında en kötüsü (hakkı) akıllarına sokmaz (ve hakkı duyup söylemez olan) sağırlar ve dilsizlerdir.
23
Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara duyurur (hayrı kulaklarına sokar) dı. (Bu hallerinde) kulaklarına soksaydı bile yine onlar muhakkak ki (hakdan) yüz çevirici olarak arkalarına dönerlerdi.
24
Ey iman edenler, sizi, size hayaat verecek şeylere da'vet etdiği zaman Allaha ve Resuline icabet edin. Bilin ki şübhesiz Allah kişi ile kalbi arasına girer ve siz hakıykaten yalınız Ona dönüb toplanacaksınızdır.
25
Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden yalınız zulmedenlere çatmaz (ammeye de sirayet ve hepsini perişan eder). Hem bilin ki Allah, şübhesiz azabı çetin olandır.
26
O zamanı da hatırlayın ki siz yer yüzünde azlıkdınız, aciz tanıtanlardınız. Halkın sizi tutup kapmasından korkuyordunuz. (İşte bu halde iken Allah) sizi, ev bark saahibi yapdı, yardımıyle kuvvetlendirdi, size en temiz ve güzel şeylerden rızık verdi. Taki şükredesiniz.
27
Ey iman edenler, Allaha ve o peygambere haainlik etmeyin. Siz, kendiniz bilib dururken, kendi emanetlerinize haainlik eder misiniz?
28
Bilin ki mallarınız da, evladlarınız da ancak birer imtihandır, (asıl) büyük mükafat ise şübhesiz Allah kalındadır.
29
Ey iman edenler, eğer Allahdan korkarsanız O, size iyi ile kötüyü ayırd edecek (bir marifet ve nur) verir, suçlarınızı örter, sizi yarlığar. Allah büyük lutf-ü inayet saahibidir.
30
Hani bir zaman o küfredenler seni tutub bağlamaları, ya seni öldürmeleri, yahud seni (yurdundan zorla) çıkarmaları için sana tuzak kuruyor (lar) di. Onlar bu tuzağı kurarlarken Allah da onun karşılığını yapıyordu. Allah tuzak kuranlara mukaabele edenlerin en hayırlısıdır.
31
Onlara ayetlerimiz okunurken şöyle dedilerdi: "İşitdik. Eğer dilersek biz de elbet bunun benzerini söyleriz! Bu, eskilerin masallarından barka (bir şey) değildir!".
32
Hani bir zaman da: "Ey Allah, eğer bu, Senin katından (gelmiş) hak (kitab) ın kendisi ise durma bizim üstümüze gökden taş yağdır, yahud bize (daha) acıklı bir azab getir" demişlerdi.
33
Halbuki sen içlerinde iken (Habibim), Allah onları azablandırıcı değildi. Onlar istiğfar ederlerken de Allah yine onları azablandırıcı değildir.
34
(Sen içlerinden çıkdıkdan sonra) Allah onlara ne diye azab etmeyecek? Onlar mescid-i haramdan, kendileri ona (onun hizmetine) ehil olmadıkları halde, men'edib duranlardır. O (hizmete) takvaaye erenlerden başkaları onun ehilleri değildir. Fakat onların pek çoğu (bunu) bilmezler.
35
Onların Beyt (-i şerif) huzurundaki duaları ıslık çalmakdan, el çırpmakdan başka bir şey değildir. (Ey kafirler) devam edegeldiğiniz o küfrünüzden dolayı tadın artık azabı!
36
Küfredenler, şübhe yok ki, mallarını (halkı) Allah yolundan alıkoymaları için harcarlar. Ko harcasınlar onları! Nihayet bu, onlara bir yürek acısı olacakdır. Sonra da mağlub olacaklardır. Küfr (ünde inad) edenler (ise) en son cehenneme sürüleceklerdir,
37
ki Allah, murdarı (kafiri) temizden (mü'minden) ayırd etsin, murdarı birbiri üstüne koyub topunu birden yığsın da onu cehenneme atsın. Onlar, en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir.
38
(Habibim), o küfredenlere söyle ki eğer (sana düşmanlıkdan) vazgeçerlerse geçmiş (günahları) yarlığanacakdır, eğer (muhaarebeye) dönerlerse (kendilerinden) evvelki (ümmet) ler (e tatbıyk edilen ilahi) kaanun (un hükmü) muhakkak suretde devam etmiş olacakdır.
39
(Yer yüzünde) bir fitne kalmayıncaya ve din tamamiyle Allahın oluncaya kadar onlarla muhaarebe edin. Eğer vaz geçerlerse (onları bırakın). Şübhesiz ki Allah, ne yapacaklarını hakkıyle görücüdür.
40
Eğer yüz çevirirlerse (korkmayın). Bilin ki Allah sizin mevlanızdır. Ne güzel mevladır, ne güzel yardımcıdır O!
41
Eğer Allaha (iman etmiş), hak ile baatılın ayrıldığı gün, iki ordunun birbirine kavuşduğu (Bedir) gün (ü) kulumuz (Muhammed) e indirdiğimiz (ayetler) e inanmışsanız, bilin ki, ganimet olarak aldığınız her hangi bir şey'in mutlakaa beşde biri Allahın, Resulünün, hısımların, yetimlerin, yoksulların, yolcunundur. Allah her şey'e hakkıyle kaadirdir.
42
O vakit siz vadinin yakın bir kenarında idiniz, onlar (düşmanlar, aynı yerin) en uzak bir kıyısında, (Mekkelilerin) kervan (ı) ise (sizin) daha aşağı (nız) da (ki sahil tarafında) idiler. Eğer böyle muayyen bir yerde buluşmak hususunda sözleşmiş olsaydınız muhakkak ki ihtilaf ederdiniz. Fakat işlenmesi gerekli olan emri yerine getirmek için (Allah böyle yapdı). Taki helak olan kişi apaçık bir delil (i gaziyle gördük) den sonra helak olsun, diri kalan kişi de yine apaçık delili (gözüyle) görerek hayatda kalsın. Şübhesiz ki Allah hakkıyle işidici, kemaliyle bilicidir.
43
Hani Allah onları uykunda sana az gösteriyordu. Eğer onları sana çok gösterseydi elbette çekinecekdiniz ve iş hakkında elbette çekişirdiniz. Fakat Allah (bundan sizi) kurtardı. Çünkü O, hiç şübhesiz göğüslerin içini ve özünü bilendir.
44
Hani karşılaşdığınız zaman (Allah) onları gözlerinizde az gösteriyor, sizi de onların gözlerinde azaltıyordu. Çünkü Allah işlenmesi gereken emri yerine getirecekdi. (Bütün) işler ancak Allaha döndürülür.
45
Ey iman edenler, (harbeden) bir (düşman) topluluğuna çaldığınız vakit sebat edin ve Allahı çok anın. Taki umduğunuza kavuşasınız.
46
Allaha ve Onun Resulüne itaat edin. Birbirinizle çekinmeyin. Sonra korku ile za'fa düşersiniz, rüzgarınız (kesilib) gider. Bir de sabr(-u sebat) edin (katlanın). Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.
47
Yurdlarından çalım satarak, insanlara gösteriş yaparak çıkanlar (halkı) Allahın yolundan (hak dininden) men'edenler gibi olmayın. Onlar ne yaparlarsa (hepsini) Allah (ilmi ve kudreti ile) çepçevre kuşatıcıdır.
48
O zaman şeytan onların yapdıklarını süslemiş ve şöyle demişdi: "Bugün insanlardan size galebe edecek (hiç bir kuvvet) yokdur. Ben de sizin muhakkak yardımcınızım". Vaktaki iki ordu (karşı karşıya) göründü, "Ben sizden kat'iyyen uzağım. Gerçek ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum. Ben Allahdan korkarım elbet! Allah ukuubetinde çok şiddetlidir" dedi, iki topuğu üstüne (tabana kuvvet) kaçdı!
49
O zaman münafıklarla yüreklerinde maraz bulunanlar şöyle diyordu: "Bunları (müslümanları) dinleri aldatdı". Halbuki kim Allaha dayanıb güvenirse hiç şübhesiz Allah mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
50
Melekler, o kafirlerin yüzlerine ve arkalarına vura vura ve "Tadın cehennem azabını" (diye diye) canlarını alırken görmeliydin!
51
Bunun sebebi, ellerinizin önce yapdığıdır, bir de Allahın, kullarına hakikaten zulümkar olmadığıdır.
52
(Bunların gidişi) Fir'avn haanedaniyle onlardan evvelkilerin gidişi gibidir. Onlar Allahın ayetlerini (inkar ile) kafir olmuşlardı da O da kendilerini, günahları yüzünden, yakalamışdı. Çünkü Allah en büyük kuvvetin saahibidir, cezası pek çetindir.
53
Bunun hikmeti şudur: Bir kavm nefislerinde olan (iyi haali) değiştirinceye kadar Allah onlara ihsan ettiği ni'meti değişdirici değildir ve şübhesiz ki O, (her şey'i) hakkıyle işidicidir, kemaliyle bilicidir.
54
(Evet bunların Haali) Fir'avn haanedaniyle onlardan evvelkilerin gidişi gibidir. Onlar Rablerinin ayetlerini yalan saymışlardı da biz de, günahları yüzünden, kendilerini helak etmiş, Fir'avn haanedanını suda boğmuşduk. (Bunların) hepsi zaalimdiler.
55
Yer yüzünde yürüyen hayvanların Allah katında en kötüsü şübhesiz ki kafir olanlardır. Artık onlar iman etmezler.
56
Onlar, içlerinden kendileriyle muaahede etdiğin kimselerdir ki (muaahededen) sonra her defasında ahidlerini bozarlar. Onlar sakınmazlar da.
57
Onun için eğer bunları harbde muhakkak yakalarsan onlar (a yapacağın ceza) ile arkalarında (ahdi bozacak) kimseleri de ürküt. Me'müldür ki (onlar da) iyice ibret alırlar.
58
Eğer (muaahede eden) bir kavmin haainliğini (ahdine sadakatsizliğini anlayarak bu cihetden) kat'i endişeye düşersen (evvela) hak ve adalet üzere (keyfiyyeti) kendilerine (bildir ve ahidlerini) at. Çünkü Allah haainleri sevmez.
59
O küfredenler (yakalarını kurtarıb) geçdiklerini ve (sizi) aciz bırakacaklarını asla zannetmesin (ler).
60
Siz de onlara (düşmanlara) karşı gücünüzün yetdiği kadar kuvvet ve (cihad için) bağlanıb beslenen atlar hazırlayın ki bununla (bu hazırlanma ile) Allahın düşmanı ve sizin düşmanınız (olanlar) ı ve bunlardan başka sizin bilemeyib de Allahın bildiği diğerlerini korkutasınız. Allah yolunda ne harcarsanız (ecri) size eksiksiz ödenir ve siz asla haksızlığa uğratılmazsınız.
61
Eğer (düşmanlar) barışa meylederlerse sen de ona yanaş ve Allaha güvenib dayan. Çünkü her şey'i hakkıyle işiden, kemaliyle bilen bizzat Odur.
62
Eğer sana hıylekarlık yapacakları (tutarsa, bunu) dilerse muhakkak ki sana Allah yetişir. O, seni yardımıyle ve mü'minlerle destekleyen,
63
ve onların gönüllerine sevgi verib birleşdirendir. Sen yer yüzünde olan (her) şey'i topdan harcamış olsan yine onların gönüllerini (böyle) birleşdiremezdin. Fakat Allah onların aralarını bulub kaynaşdırdı. Çünkü O, mutlak gaalibdir, tam hüküm ve hikmet saahibidir.
64
Ey peygamber, sana da, mü'minlerden senin izince gidenlere de Allah yeter.
65
Ey peygamber, mü'minleri harbe teşvik et. Eğer içinizden sabr-u sebata malik yirmi (kişi) bulunursa onlar iki yüze galebe ederler. Eğer sizden yüz (kişi) olursa kafirlerden binini yener. Çünkü onlar anlamazlar güruhudur.
66
Şimdi Allah sizden (yükü) hafifletdi. Bildi ki size muhakkak bir za'f vardır. O halde eğer içinizden (azimli) sabırlı yüz (kişi) olursa iki yüzü yenerler, eğer, sizden bin (kişi) olursa iki bine galebe çalarlar, Allahın izniyle. Allah sabr-u sebat edenlerle beraberdir.
67
Hiç bir peygamberin yer yüzünde ağır basıb (harb edib) zaferler kazanıncaya kadar (muhaarib düşmandan) esirler alması (vaaki) olmamışdır. Siz geçici dünya malını arzu ediyorsunuz. Halbuki Allah ahireti (daha çok ahiret sevabını kazanmanızı, ahireti düşünmenizi) ister. Allah azizdir (dostlarını düşmanları üzerine gaalib kılandır), hakimdir (her haale layık olanı hakkıyle ve hikmetiyle bilendir).
68
Eğer Allahın geçmiş bir yazısı olmasaydı aldığınız (fidye) de size her halde büyük bir azab dokunurdu.
69
Artık elde etdiğiniz ganimetden halal ve hoş olarak yeyin. Allahdan korkun. Şübhesiz ki Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
70
Ey peygamber, ellerinizdeki esirlere de ki: "Eğer Allahın ezeli ilmine göre yüreklerinizde bir hayır (iman ve ihlas) varsa O, size sizden alınandan daha hayırlısını verir ve sizi yarlığar da. Allah çok yarlığayıcıdır, çok esirgeyicidir.
71
Eğer sana haainlik etmek isterlerse... Onlar daha evvel Allaha da haainlik etmişlerdir de O, sana kendilerine karşı imkan ve kudret vermişdi. Allah (her şey'i) hakkıyle bilicidir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
72
İman edib hicret edenler, Allah yolunda bulunanlar, canlariyle cihadda bulunanlar, (muhacirleri) barındırıb yardım edenler (yok mu?), işte onlar birbirinin (mirasda) velileridir iman getirib de hicret etmeyenlere ise, hicret edecekleri zamana kadar, sizin onlara hiç bir şey ile velayetiniz yokdur. (Bununla beraber) eğer onlar din hususunda sizden yardım isterlerse yardım etmek üstünüze borcdur. Şu kadar ki sizinle aralarında muaahede bulunan bir kavm aleyhinde değil. Allah yapacaklarınızı hakkıyle görücüdür.
73
Kafir olanlar bile birbirinin yardımcılarıdır. Eğer siz bunu yapmazsanız yer yüzünde bir fitne ve büyük fesad olur.
74
İman edib de Allah yolunda hicret ve cihad edenler, barındıranlar, yardım edenler: İşte gerçek mü'min olanlar bunlardır. Mağfiret ve uçsuz bucaksız rızık da onlarındır.
75
Henüz iman edin de hicret ve sizinle beraber cihad edenler (e gelince): Onlar da sizdendir. Hısımlar Allahın kitabınca birbirine daha yakındırlar. Allah her şey'i hakkıyle bilendir.